İstanbul’da ulaşım artık sadece bir yerden bir yere gitmenin maliyeti değil. Akbilde kalan bakiye; işe gidip gidilemeyeceğini, hastaneye ulaşılıp ulaşılamayacağını, sosyalleşmek için dışarı çıkılıp çıkılmayacağını kısacası kentte hareket etmenin sınırlarını belirliyor. Açık Öğretime öğrenci kartını kaybetmemek için kayıt yaptıranlardan aile içinde kart dolaştıranlara uzanan hikayeler, ulaşımın yeni bir yoksulluk alanına dönüştüğünü gösteriyor.
Açık Öğretime yalnızca öğrenci kartını kaybetmemek için kayıt yaptıranlar, emekli ya da öğrenci kartını aile içinde dolaştıranlar, kilometrelerce yürüyenler, işe giderken iki yerine tek araç kullanmak için güzergâh değiştirenler...
İstanbul’da toplu ulaşım kartı günümüzde yalnızca bir ulaşım kartı değil; gelir düzeyini, hareket özgürlüğünü ve kent hakkını belirleyen bir eşik aynı zamanda. Nüfusun önemli bir kısmı evden çıkmadan önce nereye gideceğini değil, ulaşım kartında ne kadar bakiye kaldığını hesaplıyor. Kentte uzun süredir sessizce büyüyen bu tablo, uzmanların 'ulaşım yoksulluğu' olarak tanımladığı yeni bir yoksulluk biçimine dönüşmüş durumda.
İETT’nin 2025 Faaliyet Raporu’na göre, yıl içinde 148 bin 874 usulsüz kart kullanımı tespit edildi. Raporda, usulsüz kart kullanımlarının düzenli denetimlerle engellenmeye çalışıldığı belirtiliyor. Raporda da vurgulandığı üzere İETT açısından mesele gelir kaybı ve sistemin sürdürülebilirliği. Görüştüğümüz İstanbullular açısından ise bu tablo yalnızca bir denetim meselesi değil. Pek çoğu, artan ulaşım maliyetleri karşısında zorlandıklarını ifade etti.
Temmuz 2026 itibariyle aylık mavi kart abonmanı 3 bin 298 TL. Metro tam bilet 42 TL, ilk aktarma ücreti 31,27 TL. Marmaray ücretleri kat edilen durak sayısına göre kademeli olarak hesaplanıyor ve çıkışta iade cihazlarından ücret farkı geri alınıyor. En uzun mesafe ücreti 74,70 TL.
“Hastaneye gitmek için kızımın kartını kullandım”
56 yaşındaki M.E., haftada üç gün Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde tedavi görüyor. Bir yıl önce ulaşım parasını karşılamakta zorlandığı için liseye giden kızının öğrenci kartını kullanmış ancak dönüşte kartına el konulmuş:
"Gaziosmanpaşa’dan Başakşehir’e üç vasıta ile gidiliyor. Bir de dönüş altı. Geçen yıl ağustos ayında cüzdanımda yeterli para yoktu. Lisede okuyan kızımın kartını aldım. Hastaneye gitmek zorundaydım. Dönüşte görevli arkamdan seslendi. Durumu anlattım, yalvardım ama kartı geri vermedi.
Sonra kızım yeniden kart çıkardı. 2 bin 600 lira ceza ödedik. O dönem en sıkışık zamanımızdı. Ben ev hanımıyım. Yeri geliyor, yemek için bile para olmuyor.”
“Avrupa'da emekliler dünyayı dolaşıyor, biz İstanbul'u gezemiyoruz”
Emekli aylığıyla geçinemediği için çalışmaya devam eden emekli bir muhasebeci ise her gün iki kez Marmaray'ı kullanıyor. Toplu ulaşım kartına aylık 3 bin 300 lira yüklediğini belirten emekli muhasebeci "Emekli için bu miktar yüksek. Çünkü aylığımız komik, harcamalar çok yüksek. Başka ülkelerde emekliler dünyayı geziyor, biz İstanbul’u bile gezemiyoruz" diyor.
Temizlik şirketinde günlük yevmiye ile çalışan 28 yaşındaki Mahmut Pegaoğlu ise her gün yaklaşık 200 lira ulaşım masrafı olduğunu anlatıyor. Günlük yevmiyesi 1.400 lira olan Pegaoğlu, gelirinin yüzde 15'ini sadece işe gidip gelebilmek için harcıyor.
“Asgari ücretin önemli bölümü yola gidiyor”
Yenikapı istasyonunda konuştuğumuz 27 yaşındaki aşçı Zehra T, ekonomi bölümü mezunu. Hayalini kurduğu mesleği yapabilmek için bugün Anadolu Üniversitesi’nde aşçılık eğitimi alıyor.
Her gün Marmaray ve tren kullandığını söyleyen Zehra T, günlük ulaşım giderinin 200 lirayı bulduğunu söylüyor: “Şu belediye, bu belediye meselesi değil; ortada ciddi bir ekonomik kriz var. Yedikule’den banliyö trenine biniyorum. 30 yaş üstü öğrenci indirimi kaldırıldı. Yüksek lisans yapan, doktora yapan insanlar da aynı durumdan etkileniyor. İndirimli karttan yararlanabilmek için öğrenciliği bittikten sonra yeniden üniversiteye kayıt yaptıran insanlar var. Asgari ücretle zar zor iş bulan insanların maaşının önemli bir kısmı ulaşıma gidiyor. Sosyal hakların bu kadar zayıf olduğu bir ülkede insanların böyle çözümler araması bana şaşırtıcı gelmiyor.”
"Bu şehir artık sadece zenginler için"
Kapalıçarşı’da kuyumcuda çalışan kadın işçi ise aylık ulaşım giderinin yaklaşık 5 bin 500 lirayı bulduğunu ifade ediyor ve ekliyor:
"İstanbul zaten pahalı bir şehir. Sadece ulaşım değil, yemek de pahalı. Her şeyden kısmaya çalışıyoruz. Yakın mesafelerde yürümeyi tercih ediyorum ama bazen sıcak nedeniyle mecburen tramvaya biniyorum. Artık bu şehirde sadece zenginler yaşasın isteniyor.”
“Toplu ulaşım halkı düşünen bir hizmet olmalı”
M1A Yenikapı- Atatürk Havalimanı Metro Hattı, Kocatepe istasyonunda konuştuğumuz ismini vermek istemeyen bir yurttaş, özellikle emekli ve asgari ücretliler için ulaşım parasının ciddi bir yük olduğunu anlattı: "Bizler zaten taksi kullanan insanlar değiliz. O özele giriyor ama toplu ulaşım kamuya ait bir hizmet. Allah herkesin yardımcısı olsun. Her gün bu kutulara (biletmatik) para koyuyoruz.”
Yoğun saatlerde denetim
İstanbul’da metro, tramvay ve Marmaray istasyonlarında özellikle yoğun saatlerde kart denetimleri yapılıyor.
Konuşmak istediğimiz birçok görevli kurum politikaları nedeniyle görüş vermek istemedi. İsimlerinin kullanılmayacağını belirtmemize rağmen, istasyonlardaki güvenlik kameraları nedeniyle konuşmalarının mümkün olmadığını ifade ettiler.
Yenikapı’da görüştüğümüz bir güvenlik görevlisi ise başkasına ait kart kullanılmasının doğru olmadığını belirterek, “Metroya pahalı diyorlar ama Marmaray’a aynı tepki gösterilmiyor. Çünkü biri devletin işletmesi” değerlendirmesinde bulundu.
Marmaray seferleri, TCDD Taşımacılık AŞ tarafından işletiliyor. Şirket, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteriyor. Metro hatlarının büyük bölümü ise İBB iştiraki Metro İstanbul tarafından işletiliyor.
“Sosyalleşmeden de uzaklaştırıyor”
Derin Yoksulluk Ağı Kurucusu Hacer Foggo’ya göre ulaşım yoksulluğu yalnızca otobüse ya da metroya binememek anlamına gelmiyor:
“Enerji yoksulluğu insanların evini ısıtamamasıysa ulaşım yoksulluğu da insanların işe, okula, hastaneye ya da sosyal yaşama maliyet nedeniyle ulaşamamasıdır. Ulaşım yoksulluğu aynı zamanda denize, sinemaya, tiyatroya ve en basiti bir çay bahçesine, akrabasına gidememek demek.”
Foggo, ulaşım yoksulluğunun çeşitli sonuçları olduğundan söz ediyor:
“Bebeği yoğun bakımda olan kâğıt toplayıcısı anne, bebeğine gidemiyor ya da doktorun söylediği mamayı götürecek gücü yok. Ya da oğlu cezaevinde, ziyarete gidemiyor. Bir anneyle konuştum, kadının kanaması var, niye gitmiyorsun diyorum. Oraya gitsem, elektrik faturasına ayırdığım paradan 200- 300 lira kullanacağım diyor. Yoksulluğa çok boyutlu bakmak gerek. Ulaşım aynı zamanda o kadının sağlığı demek. Bu insanların çoğu zaten kent merkezlerinden izole edilmiş insanlar. Sadece bir yere gitmek değil, birbirlerine de gitmek istemiyorlar. O benim evimi görmesin, bende onun evini görmeyeyim diyor. Misafirin içeceği bir bardak çay da onun için sorun. Bu sosyalleşmekten de uzaklaştırıyor. İnsanlar çocuklarını okula yürüyerek götürüyor çünkü otobüs parasını gıdaya ayırmak zorunda.
Başkasının kartını kullanan insanlara yalnızca ceza penceresinden bakmak yanlış olur. Annesinin kartını, çocuğunun öğrenci kartını kullanan insanlar kimler mesela? Karşılaşmışsınızdır. Metronun, tramvayın önünde size ‘Abla basar mısın?’ diyor. Genç insan, bu insan tabii ki evde oturmayacak. Ne eğitimde ne istihdamda olan, hiç sevmediğim ‘ev genci’ kavramı kullanılıyor. Ev gencinin oluşmasındaki bir neden ulaşımın pahalı olması. Sultanbeyli’de yaşayan bir gence Ümraniye’de iş bulduk. Oturdu ulaşım parasını hesapladı, alacağı ücret asgari ücretti, gitmedi, haklıydı. Pazara giderek yoksulluğu anlayamazsınız, sabah gideceksin, o mahalledeki insanlarla otobüs bekleyeceksin. Bu yalnızca ulaşım sorunu değil; istihdam sorunu da.”
Ulaşım yoksulluğu, yalnızca hareket etmeyi değil, sosyal ilişkileri de etkiliyor. TÜİK verileri, ekonomik yoksunluk ile toplumsal izolasyonun birlikte büyüdüğünü gösteriyor. TÜİK’in 2024 gelir verileriyle hazırladığı 'Yoksulluk ve Yaşam Koşulları Araştırması'na göre Türkiye’de nüfusun yüzde 50,5’i evden uzakta bir haftalık tatilin masrafını karşılayamıyor.
Araştırmaya göre nüfusun yüzde 27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Kadınlarda bu oran yüzde 30,1’e yükseliyor.
Veriler, sosyal ilişkilerde de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Arkadaşları ya da akrabalarıyla hiç görüşmeyenlerin önemli bölümünü yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki kişiler oluşturuyor.
İBB: Sosyal destekler veriyoruz
Haber için ulaştığımız İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ise ulaşım maliyetinin özellikle dar gelirli gruplar üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik çeşitli sosyal destek programları yürüttüklerini anlattı. Bu kapsamda 2020’den bu yana uygulanan Anne Kart ile 0-4 yaş arasında çocuğu bulunan annelere aylık 150 ücretsiz geçiş hakkı tanınıyor. İBB verilerine göre bugüne kadar 900 binden fazla anne bu uygulamadan yararlandı ve yaklaşık 255 milyon ücretsiz toplu ulaşım geçişi yapıldı. Belediye, 2026 yılı itibarıyla uygulamanın aile bütçesine aylık ortalama 2 bin 748 lira katkı sağladığını hesapladı.
Belediye, üniversite öğrencileri için de Genç Üniversiteli Ulaşım Desteği programını yürütüyor. Genç Üniversiteli Eğitim Desteği’ne başvuran ancak belirlenen kriterler doğrultusunda yapılan değerlendirmede ilk 100 bin kişi arasına giremeyen, İstanbul’da öğrenim gören 30 yaş altındaki öğrencilere eğitim döneminde 10 ay boyunca aylık öğrenci abonmanı desteği sağlanıyor. İBB verilerine göre 2025 yılında 22 bin 522 öğrencinin İstanbulkartına ulaşım desteği tanımlandı ve toplam 76 milyon 242 bin 184 liralık destek verildi.
Ancak görüştüğümüz yurttaşların önemli bir bölümü, bu tür desteklerin belirli gruplarla sınırlı kaldığını, ulaşım maliyetlerindeki genel artışın ise çalışanlar, iş arayanlar, emekliler ve herhangi bir sosyal destek kapsamına girmeyen düşük gelirli kesimler açısından temel bir geçim sorununa dönüştüğünü dile getiriyor. Haber boyunca aktarılan deneyimler de, ulaşımın artık yalnızca bir ulaşım hizmeti değil, sosyal destek mekanizmalarıyla telafi edilmeye çalışılan yeni bir yoksulluk alanına dönüştüğünü gösteriyor. Yani barınma, gıda ve yakacak gibi sosyal yardımlara bugün ulaşım da eklendi.