Türkiye Sigorta Birliği'nin yeni Yönetim Kurulu, Başkan Ahmet Yaşar liderliğinde düzenlenen basın toplantısında sigorta sektörünün güncel gündemini ve önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini medyayla paylaştı.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar, Başkan Yardımcıları Fahri Uğur ve Ayhan Sincek ile Yönetim Kurulu Üyeleri Neslihan Neciboğlu ve Serkan Uğraş Kaygalak'ın katılımıyla basın mensuplarıyla bir araya geldi. TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı ve Genel Sekreter Yardımcılarının da yer aldığı toplantıda, sigorta sektörünün güncel gelişmeleri değerlendirilirken, Birliğin yeni dönemde hayata geçirmeyi planladığı çalışmalar hakkında bilgi verildi.
4 Haziran 2026 Perşembe günü gerçekleştirilen buluşmada, Türkiye sigorta sektörünün büyüme potansiyeli, sigortalılık oranlarının artırılması, afetlere karşı finansal dayanıklılığın güçlendirilmesi, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve müşteri odaklı yaklaşım gibi başlıklar ele alındı.
“Sigorta artık yalnızca bir finansal ürün değil, ekonomik dayanıklılığın altyapısıdır”
Toplantıda konuşan TSB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün ekonomik ve sosyal kalkınmadaki stratejik rolüne dikkat çekerek, yeni yönetim döneminde sektörün gelişimine katkı sağlayacak projelere odaklanacaklarını ifade etti. Yaşar, Türkiye'nin sigortacılıkta yeni bir büyüme dönemine girdiğini belirterek sektörün önümüzdeki dönemde odağına koruma açığının azaltılmasını koyacağını söyledi.
Ahmet Yaşar, "Bugün bizim için başarı yalnızca prim üretimindeki artış değildir. Daha fazla vatandaşımızın, işletmemizin, çiftçimizin ve ailemizin güvence sistemine dahil olmasıdır. Sigortacılığı ekonomik dayanıklılığın kalıcı sigortası olarak görüyoruz. Sigortacılığın ekonomide üstlendiği koruma ve yatırım fonksiyonunun daha da güçlenmesi için kamu otoriteleriyle sektörümüz arasındaki iş birliğini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Özellikle afet yönetimi, tamamlayıcı sağlık ve emeklilik sistemleri ile tarım sigortaları gibi alanlarda ortak çözümler üretmeye devam edeceğiz." dedi.
2026 yılının ilk çeyreğinde sektörün 4,2 trilyon TL aktif büyüklüğe, 459 milyar TL öz sermayeye ve yüzde 185 sermaye yeterlilik oranına ulaştığını hatırlatan Yaşar, sektörün güçlü mali yapısıyla Türkiye ekonomisinin en önemli kurumsal yatırımcılarından biri haline geldiğini ifade etti.
Yaşar, son yıllarda şirketlerin sermaye yapılarında sağlanan güçlenmenin ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (SEDDK) risk odaklı denetim anlayışıyla hayata geçirdiği düzenlemelerin sektörün finansal sağlamlığını daha da ileri taşıdığını belirtti. Sermaye yeterliliğinin güçlendirilmesi, kurumsal yönetişim standartlarının yükseltilmesi, sürdürülebilir büyümeyi destekleyen düzenlemeler ve tüketici odaklı uygulamaların sektöre duyulan güveni artırdığını vurguladı.
Yaşar, yeni dönemde önceliklerinin; afetlere karşı finansal dayanıklılığın artırılması, dijital dönüşüm, sağlık ve emeklilik sistemlerinin güçlendirilmesi, sigorta penetrasyonunun yükseltilmesi ve kamu-özel sektör iş birliklerinin geliştirilmesi olacağını belirterek şunları söyledi:
"SEDDK'nın son dönemde attığı adımlar, sektörümüzün daha güçlü, şeffaf ve dayanıklı bir yapıya kavuşmasına önemli katkı sağlamıştır. Güçlü sermaye yapımız, etkin düzenleyici çerçeve ve artan teknoloji yatırımlarımızla sigortacılığın Türkiye ekonomisindeki rolünü daha da büyüteceğiz. 2030 yılına kadar sigorta penetrasyonunu yüzde 5 seviyesine yaklaştırmayı, sektör büyüklüğünü 50 milyar dolar seviyesine taşımayı hedefliyoruz."

“Trafik ve kaskoda asıl mesele fiyat değil, koruma açığıdır”
Motor branşlarına ve gündemin ilk sıralarında yer alan Zorunlu Afet Sigortası’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan TSB Başkan Yardımcısı Fahri Uğur, trafik ve kasko sigortalarının kamuoyunda çoğu zaman yalnızca fiyat ekseninde tartışıldığını ancak asıl gündemin koruma açığı olması gerektiğini söyledi. Uğur, sigortacılık sektörünün önündeki en önemli konulardan birinin fiyat tartışmalarının ötesine geçerek koruma açığını azaltmak olduğunu belirterek, Türkiye'de sigortalılık oranlarının halen istenilen seviyede bulunmadığına dikkat çekti.
Uğur, 2026 yılının ilk beş ayında trafik ve kasko sigortalarında 114 milyar TL'nin üzerinde tazminat ödemesi yapıldığını ve yaklaşık 1,1 milyon hasar dosyasının sonuçlandırıldığını belirterek, "Türkiye'de yaklaşık 34 milyon motorlu araç bulunurken sadece 9 milyon araç kasko güvencesine sahip. Yaklaşık 25 milyon araç doğal afetler, yangın, çarpma ve hırsızlık gibi risklere karşı korumasız durumda." diye konuştu.
DASK'ta sigortalılık oranının yaklaşık yüzde 58 seviyesinde olduğunu belirten Uğur, deprem riski yüksek bir ülkede bu oranın yeterli olmadığını söyledi. Sigorta sektörünün en önemli gündemleri arasında yer alan Zorunlu Afet Sigortası’nın (ZAS) TBMM’de yasalaşmasını beklediklerinin altını çizen Uğur, afet sigortacılığı yaklaşımının güçlendirilmesi ve depremle birlikte sel, yangın, don, heyelan ve aşırı hava olayları gibi riskleri de kapsayan daha bütüncül çözümlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Uğur, afetlere karşı sigorta korumasının yaygınlaştırılmasının sadece bireyler ve işletmeler için değil, Türkiye'nin ekonomik dayanıklılığı ve sürdürülebilir kalkınması açısından da stratejik önem taşıdığını kaydetti.
“Katılım sigortacılığı finansal kapsayıcılığı büyüten stratejik bir alan”
Katılım sigortacılığının son yıllarda önemli bir gelişim gösterdiğini belirten Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Neciboğlu, bu alanın sigorta sistemine erişemeyen kesimlerin güvence mekanizmasına dahil edilmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Neciboğlu, dayanışma ve risk paylaşımı esasına dayanan katılım sigortacılığının yalnızca alternatif bir model değil, aynı zamanda sigorta penetrasyonunu artıracak önemli bir büyüme alanı olduğunu ifade ederek, "Katılım sigortacılığı bugün 70 milyar TL'yi aşan üretim hacmine ulaşmış durumda. Hayat dışı sigortalarda yüzde 6,4, hayat ve emeklilik tarafında ise yüzde 1,6 pazar payına sahip olan bu alanın önümüzdeki dönemde çok daha hızlı büyüme potansiyeli taşıdığına inanıyoruz." şeklinde konuştu.
Neciboğlu, katılım sigortacılığının özellikle sigorta sistemine mesafeli duran kesimlerin finansal koruma mekanizmasına dahil edilmesinde önemli rol üstlendiğini belirterek şunları söyledi:
"Katılım sigortacılığı, finansal kapsayıcılığı artırırken toplumsal güveni de güçlendiriyor. Bugün BES fonlarının yaklaşık yüzde 38'inin faizsiz fonlarda değerlendirilmesi, vatandaşlarımızın bu alana olan ilgisini açıkça ortaya koyuyor. Amacımız ürün çeşitliliğini artırmak, uluslararası iyi uygulamaları ülkemize taşımak ve daha geniş kitleleri sigorta güvencesiyle buluşturmak."
Neciboğlu ayrıca, Türkiye Sigorta Birliği'nin uluslararası iş birlikleri kapsamında yürüttüğü çalışmalarla katılım sigortacılığının gelişimini desteklemeyi ve bu alandaki iyi uygulamaların ülkemize kazandırılmasını hedeflediklerini ifade etti.
“BES artık Türkiye'nin en önemli uzun vadeli tasarruf sistemi”
Bireysel Emeklilik Sistemi'nin ulaştığı büyüklüğe dikkat çeken TSB Başkan Yardımcısı Ayhan Sincek, BES ve Otomatik Katılım Sistemi'nin toplam katılımcı sayısının 18 milyonu aştığını, fon büyüklüğünün ise 2,5 trilyon TL seviyesine ulaştığını söyledi.
Sincek, BES'in yalnızca bireylerin emeklilik dönemine hazırlık yaptığı bir sistem olmadığını, aynı zamanda Türkiye ekonomisine uzun vadeli kaynak sağlayan stratejik bir yapı haline geldiğine vurgu yaptı. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi çalışmalarının da sektör açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Sincek, işveren katkılı ikinci basamak emeklilik modellerinin Türkiye'nin tasarruf kapasitesini daha da güçlendireceğini ifade etti.
“Devlet katkısı BES'in büyümesinde kritik eşik olmaya devam ediyor”
Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Uğraş Kaygalak ise BES'te devlet katkısının sistemin başarısındaki en önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı.
Kaygalak, devlet katkısının yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürülmesine rağmen sistemin büyümeye devam ettiğini ancak teşvik mekanizmasının önemini koruduğunu ifade ederek, “Yüzde 20 devlet katkısı halen uluslararası ölçekte oldukça güçlü bir teşvik mekanizmasıdır. Ancak daha düşük seviyeler hem yeni katılımları hem de sistemde kalış sürelerini olumsuz etkileyebilir." dedi.
Kaygalak, BES'in uzun vadeli tasarrufların artırılması, sermaye piyasalarının derinleşmesi ve bireylerin emeklilik dönemindeki refahının güçlendirilmesi açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Türkiye Sigorta Birliği, yeni yönetim dönemi boyunca sigorta bilincinin artırılması, sektörün sürdürülebilir büyümesinin desteklenmesi ve sigortalıların ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin geliştirilmesi amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini belirtti.