Ana içeriğe geç

Herkesle arası çok iyi olup hiçbir grubun asıl kadrosuna girmeyi başaramayanlar

Son dönemde sosyal medya akımları arasında öne çıkan yeni tanımlamalar, arkadaşlık ilişkileri üzerindeki dinamikleri kökten sarsıyor. Kendine has bir psikolojik yalnızlık barındıran bu durum, kimsenin en yakın listesinde yer alamayanların dünyasını özetliyor.

Herkesle arası çok iyi olup hiçbir grubun asıl kadrosuna girmeyi başaramayanlar
Karar
16

Dijital platformlarda son günlerde hızla yayılan popüler kültür terimleri, günümüz dünyasındaki bireylerin toplumsal bağlarını mercek altına alıyor.

Bireylerin kalabalık topluluklar içindeki konumunu ve bağ kurma biçimlerini inceleyen modern psikoloji çalışmaları, her ortamda var olan ancak hiçbir yere tam anlamıyla ait hissedemeyen insanların portresini çiziyor.

Çevresindeki her ortama hızla adapte olabilen bireylerin sosyal ilişkiler ağında yaşadığı bu döngü, kalabalıklar içinde gizlenen derin bir hisse adeta ayna tutuyor.

FLOATER FRIEND NE DEMEK VE KİMLERE DENİR?

İngilizcede suyun yüzeyinde batmadan duran veya serbestçe uçuşan nesneler için tercih edilen 'floater' sözcüğü, insan ilişkilerinde tek bir merkeze bağlanamayan kişileri tanımlamak için kullanılıyor.

Bu tarz bir ilişki modelini hayatının merkezine alan bireylerin en belirgin özelliklerinin başında, kimsenin samimiyet sıralamasında ilk sıralarda yer almaması geliyor.

Herkesle mükemmel bir iletişim kurmalarına ve her masaya kabul görmelerine rağmen, bir başkasının en samimi çevre listesinde kendilerine yer bulamıyorlar.

UÇUŞAN ARKADAŞLARIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Sosyal etkinliklere katılım süreçleri de genellikle son dakikada şekilleniyor.

Planlanan bir buluşmaya asıl davetlilerden biri katılamadığında akla gelen ilk isim oluyorlar.

Genellikle planlanan buluşmalara son anlarda dahil edilen bu bireyler, "X gelemiyormuş, sen gelsene" ya da, "Biz şuradayız, müsaitsen uğra" şeklindeki davetlerin başrolü haline geliyor.

Girdikleri her ortama, her insan tipine inanılmaz hızlı uyum sağlayan bu kişiler tam bir sosyal bukalemun gibi hareket ediyor.

Grup içinde yaşanan gerilimlerden, dedikodulardan ve iç çatışmalardan ise tamamen uzak durmayı seçiyorlar.

İNSAN İLİŞKİLERİNDE GÖRÜNMEZLİK HİSSİ NEDEN OLUR?

Bu yüksek uyum başarısı, beraberinde bir nevi görünmezliği de getiriyor.

Ortamda bulunduklarında varlıklarıyla çevreye pozitif energy yaysalar bile, bir toplantıya veya buluşmaya katılmadıklarında eksiklikleri topluluktaki diğer üyeler tarafından ancak saatler sonra fark ediliyor.

Bu durum sosyal çevre içinde tamamen olumsuz bir konuma işaret etmiyor; aksine bireyin yaşamı algılama şekline göre iki farklı boyutta değerlendiriliyor.

GRUP DEDİKODULARINDAN UZAK DURMAK AVANTAJ MI?

Süreci bilinçli bir tercih olarak yaşayanlar adına bu durum, muazzam bir sosyal güce ve avantaja dönüşüyor.

Herhangi bir grubun getirdiği kurallara, iç hesaplaşmalara veya yıpratıcı dedikodu mekanizmalarına dahil olmak zorunda kalmıyorlar.

Özgürce hareket ederek canları istediğinde bir çevreyle kahve içip sohbet ederken, sıkılınca tamamen farklı bir ekiple konsere gitme esnekliğine sahip oluyorlar.

Hiç kimseye veya hiçbir topluluğa karşı katı bir bağlılık yükümlülüğü taşımamak, kişiye hayatın içinde geniş bir konfor ve bağımsızlık alanı sunuyor.

ARKADAŞLIKTA YEDEK LASTİK HİSSİ NASIL AŞILIR?

Madalyonun diğer yüzünde ise bu konumu isteyerek seçmeyen, aksine şartların getirdiği zorunluluklarla burada kalan insanlar bulunuyor.

Sosyal anksiyete, dışlanma korkusu ya da Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gibi nöroçeşitlilik durumları, kişilerin diğer bireylerle derinlemesine ve sarsılmaz bağlar kurmasını ciddi ölçüde zorlaştırabiliyor.

Sürekli olarak ana merkezin dışında, hep kıyıda kalmak bir süre sonra derin bir yalnızlık hissi doğuruyor.

Bu durumdaki kişiler, çevrelerindeki insanlar tarafından adeta bir yedek lastik gibi algılandıklarını düşünerek kendilerini değersiz hissedebiliyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler