Çalışmaya göre karanlık madde, "karanlık foton" olarak adlandırılan ve henüz varlığı doğrulanmamış kuvvet taşıyıcı bir parçacıkla birlikte gizli bir ekstra boyutta yer alıyor. Araştırmacılar, bu boyutun geometrisinin söz konusu parçacıkların kütlelerini doğal olarak belirli bir hizaya getirdiğini ve bunun da "karanlık madde rezonansı" adı verilen bir olgu oluşturduğunu öne sürüyor.
İnce ayar gerektirmeyen yeni yaklaşım
Karanlık madde rezonansı fikri bilim dünyasında yeni değil. Ancak bugüne kadar geliştirilen modellerde, rezonansın oluşabilmesi için parçacık kütlelerinin teorik olarak çok hassas biçimde ayarlanması gerekiyordu.
Bu yaklaşım, karanlık maddenin evrenin ilk dönemlerinde çok daha güçlü etkileşimler göstermesini açıklarken günümüzde neden neredeyse tamamen etkileşimsiz ve tespit edilmesi son derece güç bir madde gibi davrandığını da aynı çerçevede açıklayabiliyor.
İki büyük fizik problemi tek çerçevede ele alınıyor
Araştırma, temel fiziğin uzun yıllardır yanıt aradığı iki önemli soruyu aynı teorik yapı altında birleştiriyor: Karanlık maddenin gerçek doğası ve üç uzaysal boyutun ötesinde gizli boyutların var olup olmadığı.
Araştırmacılar bu iki konunun birlikte ele alınmasının gelecekte yürütülecek deneylere de yön verebileceğini düşünüyor.
Bilim insanlarına göre karanlık maddenin anlaşılması yalnızca evrenin yapısına ilişkin bilgileri geliştirmekle kalmayabilir. Bu alandaki araştırmalar kapsamında geliştirilen yüksek hassasiyetli dedektörler, kriyojenik sistemler, düşük gürültülü elektronikler,kuantum ölçüm teknolojileri, tıp, bilgi işlem ve küresel iletişim gibi birçok alanda yeni teknolojilerin geliştirilmesine de katkı sağlayabilecek potansiyele sahip.