Ana içeriğe geç

Kızıldeniz’de büyük kapışma! Sudan 'Türkiye’nin radarında

Sudan’da üç yılı geride bırakan iç savaş, Hartum merkezli çatışma olmaktan çıkıp Mavi Nil, Kordofan ve Darfur hattına yayılan çok cepheli bir krize dönüştü. İHA saldırıları, sivil altyapı hedefleri ve lojistik koridorlar üzerinden derinleşen savaş, Kızıldeniz güvenliği açısından Türkiye’nin de yakın takibinde. Çok sayıda bölgesel ve küresel aktörün devrede olduğu Sudan denkleminde Ankara’nın atacağı her adımın geniş jeopolitik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor.

Kızıldeniz’de büyük kapışma! Sudan 'Türkiye’nin radarında
Haber Global
16

Sudan’da üç yılı geride bırakan iç savaş yeni bir aşamaya evrilirken, denklemin Türkiye boyutu giderek daha kritik hale geliyor. Çatışmaların ağırlık merkezi Hartum çevresinden Mavi Nil, Güney Kordofan ve Kuzey Kordofan hattına kayarken, savaş yalnızca kentlerin kontrolü üzerinden değil; İHA saldırıları, sınır bölgeleri, lojistik koridorlar ve sivil altyapı üzerinden şekilleniyor. Türkiye açısından Sudan dosyası, insani diplomasi, Kızıldeniz güvenliği ve Afrika açılımı bakımından hem stratejik fırsatlar hem de ciddi riskler barındırıyor. Yapılan saha analizlerine göre son 2 aylık süreç, Sudan savaşının Hartum merkezli olmaktan çıkıp Mavi Nil, Kordofan ve Darfur hattında daha karmaşık bir cephe düzenine dönüştüğü dönem oldu. Analistler ise Sudan sahasında Körfez ülkeleri, Mısır, Etiyopya, İran, Rusya, Çin ve Batılı aktörlerin çıkarlarının kesiştiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle Türkiye’nin atacağı her adımın yalnızca Sudan’daki askeri ve siyasi dengeleri değil, Kızıldeniz’den Afrika Boynuzu’na uzanan daha geniş jeopolitik hattı da etkileyeceği belirtiliyor.

MAVİ NİL-KORDOFAN HATTI

Sudan’da, Mayıs ve Haziran ayı boyunca 40’tan fazla saldırı kayda geçerken, 20’den fazla İHA saldırısı düzenlendi. Söz konusu dönemde 20’den fazla sivil altyapı hedefi de vuruldu. Saldırı yoğunluğunun özellikle Mavi Nil-Kordofan hattında toplandığı görüldü. Bu tablo ise Sudan savaşında kara hakimiyetinden çok yıpratma, hava baskısı ve sivil yaşamı felç etme stratejisinin öne çıktığı şeklinde yorumlanıyor.

HDK ETKİSİNİ SÜRDÜRÜYOR

Son dönemde Hartum cephesinde kara çatışmaları azalsa da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin başkent çevresindeki İHA saldırıları devam etti. Hartum Uluslararası Havalimanı, El-Murkhiyat Üssü, devlet televizyonu tesisleri ve askeri noktalar hedef alındı. Bu saldırılar, Sudan ordusunun başkentte alan kazanmasına rağmen HDK’nın Hartum üzerindeki baskı kapasitesini tamamen kaybetmediğini ortaya koydu.

STRATEJİK CEPHE MAVİ NİL

Buna karşılık Sudan ordusunun hava savunma sistemleriyle çok sayıda İHA’yı düşürmesi, Hartum’da hava üstünlüğünün kademeli olarak ordu lehine döndüğü yorumlarına yol açtı. Ancak bu durum savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Aksine, çatışmanın merkezi daha kırılgan ve daha geniş bir coğrafyaya taşınmış durumda. Stratejistlere göre en kritik cephe Mavi Nil oldu. Kurmuk, Qaisan, Ed Damazin, El-Kaily, Khor Hassan ve çevre hatlarda yoğun kara operasyonları da yaşandı. Diğer yandan Sudan ordusu ise HDK ve müttefiki SPLM-N’nin kontrolündeki bazı yerleşimleri geri aldığını duyurdu. Savaşın bu aşamasında pazar yerleri, sağlık depoları, su kaynakları, yakıt istasyonları, mülteci kampları ve sivil araçlar saldırıların ana hedefleri arasında yer aldı.

TÜRKİYE İÇİN RİSK KIZILDENİZ

Sudan’daki gelişmeler Türkiye açısından yakından izlenen dosyalar arasında. Ankara’nın resmi pozisyonu ise, Sudan’ın toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunması üzerine kurulu. Türkiye, Sudan krizinde yalnızca insani yardım aktörü olmak istemediği gibi; aynı zamanda çatışmanın bölgesel istikrarsızlığa dönüşmesini engelleyecek diplomatik kanalları da açık tutmaya çalışıyor. Stratejistlere göre Sudan savaşının Türkiye açısından ilk riski Kızıldeniz güvenliği. Sudan’ın doğusu ve Port Sudan hattı, Kızıldeniz’e açılan stratejik güzergahlar üzerinde yer alıyor. Çatışmaların doğuya yayılması ya da devlet kapasitesinin daha da zayıflaması durumunda, Kızıldeniz’de zaten kırılgan olan güvenlik ortamının daha da karmaşık hale gelebileceği vurgulanıyor. Sudan’da milyonlarca insan yerinden edilmiş durumda. Krizin uzaması, önce komşu ülkelere, ardından Kuzey Afrika ve Akdeniz güzergahlarına doğru yeni hareketlilikler doğurmasından da endişe ediliyor.

"VEKALET SAVAŞI ÖNLENMELİ"

Afrika uzmanı ve stratejist Kaan Devecioğlu ise mevcut tabloyu değerlendirirken, savaşın yalnızca Sudan’ın iç dengelerini değil, bölgesel güvenlik mimarisini de etkileyen çok boyutlu bir krize dönüştüğüne dikkat çekerken, şu tespitleri kamuoyunun gündemine taşıyor: "Sudan’daki çatışmaların Darfur ve Kordofan hattında derinleşmesi, ülkenin fiili parçalanma riskini artırırken, dış aktörlerin sahadaki etkisini de daha belirgin hale getiriyor. Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaşta bölgesel güçlerin pozisyonları sertleştikçe, Türkiye’nin dengeli diplomasi yürütme alanı da daralıyor.Bu nedenle Ankara açısından Sudan dosyası oldukça hassas bir zeminde ilerliyor. Türkiye bir yandan Sudan’ın resmi kurumlarıyla ilişkilerini güçlendirirken, diğer yandan krizin bölgesel vekalet savaşına dönüşmesini önlemek zorunda."

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Kaynağa Git

İlgili Haberler