Ana içeriğe geç

İmralı'daki son görüşmeden dikkat çeken notlar; Öcalan hangi başlıklara değindi?

Yazar Akın Olgun, Abdullah Öcalan’ın DEM Parti İmralı Heyeti ile 24 Mayıs’ta yaptığı görüşmede dile getirdiğini belirttiği değerlendirmeleri paylaştı. Olgun’un aktardığına göre Öcalan, sürecin ilerleyebilmesi için yeni bir mekanizma kurulmasını önerdi

İmralı'daki son görüşmeden dikkat çeken notlar; Öcalan hangi başlıklara değindi?
Artı Gerçek
16

Artı Gerçek - Yazar Akın Olgun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Abdullah Öcalan’ın 24 Mayıs’ta DEM Parti İmralı Heyeti ile gerçekleştirdiği görüşmede dile getirdiğini belirttiği bazı değerlendirmeleri kamuoyuyla paylaştı.

Nûmedya24 köşe yazarı Olgun, görüşmede öne çıkan başlıklardan birinin “demokratik cumhuriyet” olduğunu belirterek, demokratik çözüm ve demokratik entegrasyon perspektifinin Türkiye’nin geleceğine ilişkin ortak bir mücadele hattı oluşturabileceğini ifade etti.

Paylaşımında Öcalan’ın, “Demokratik Cumhuriyeti kurmak (çözüm) ve bütünleşmek (entegrasyon)” yaklaşımını dile getirdiğini aktaran Olgun, demokratik cumhuriyetin, ilerici ve muhalif kesimlerin ortak mücadele zemini olabileceğini söyledi.

'ORTAK KURULLARIN GÖREV ALDIĞI BİR MEKANİZMA'

Olgun’un aktardığına göre Öcalan, sürecin ilerleyebilmesi için “teyit, tespit ve taahhüt esasına dayalı, ortak kurulların görev aldığı bir mekanizma” kurulmasını önerdi.

“Kürt dinamiği denilen şeyi asgari bir çözüme dönüştüremezsek altından kalkamayız” dediği belirtilen Öcalan’ın, uzun yıllardır bu konuda çaba gösterdiğini ifade ederek, süreci “satranç gibi” yürütmeye çalıştığını söylediği aktarıldı.

Olgun’un sosyal medya hesabından paylaştığı görüşler şöyle:

"Demokratik Cumhuriyeti kurmak (çözüm)ve bütünleşmek (entegrasyon) başlığı, sanırım bir yarın mücadelesi kurulacaksa (ki kuralacak) tüm ilerici muhalif güçlerin temel alacağı bir yol olabilir.

Demokratik çözüm, demokratik entegrasyon ve demokrasinin olmazsa olmaz tüm değerlerini, “demokratik cumhuriyet” içerisinde, mücadele hattı olarak belirlemek, Türkiye’nin ikinci yüzyılının kurucu muhalif gücünü de oluşturmak demek olacaktır.

Dolayısıyla son görüşmede gündeme gelen ve Öcalan’ın ifade ettiği “teyit, tespit ve taahhüt esasına dayalı, ortak kurulların görev aldığı bir mekanizma” eşliğinde “kurulların karşılıklı beyan ve imzalarıyla sürecin yürürlüğe girmesi”ne dönük yaklaşımı, bundan bağımsız ele almamak gerekir.

Bir yarın kurulacaksa, bu işleyen bir sistemle, sürecin hukuki, yasal ve pratik zemininin sağlanmasıyla mümkün olacaktır diyebiliriz. Öcalan’ın “yasanın yalnızca güvenlik boyutu değil, demokratik toplum ve demokratik siyaset boyutu olmalıdır” sözü yaşananlar açısından anlamlıdır.

Yine son görüşmede öne çıkan “Yasadışılık aşıldıktan sonra, örgütten geriye kalan yapıların hukuk ve demokrasi kuralları içinde örgütlenebilmesini öngörüyoruz. Bunun ‘PKK’nin olduğu gibi yasallaşması’ değil, demokratik toplumun örgütlenmesi olduğunu bilmek gerekir” cümlesi de, yol haritasının demokratik ayağına önemli bir vurgu olmakla birlikte, silahların yerine konacak olan örgütlenme modelinin üzerinde ortaklaşılmış olduğu izlenimini veriyor bize.

Öcalan’ın görüşmede öne çıkardığı ve sürecin amacına dair en net şekilde ifade ettiği, “Kürt-Türk ilişkilerini yeni bir zeminde düzenlemek, Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunmaktır” cümlesi oldukça önemli. “Şiddetin çözüm sistematiğiyle aşılması, demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve kardeşlik hukukunun geliştirilmesi” bir hedef olarak ortaya konmuş.

Daha da önemlisi, 'Demokratikleşmenin hem devlet hem de siyasi partiler açısından zorunlu olduğu' gerçeğine vurgu yapan Öcalan, “Cumhuriyetin demokratik içeriğinin güçlendirilmesi gerektiği”nin altını kalınca çizmiş.

Bu ifade, yaşanan anti demokratik, hukuksuz durumlara da el atan bir fikri de işaret ediyor diyebiliriz.

Öte yandan, 'Yasal süreç geliştikçe demokrasi yasalarının ve diğer reformların da önünün açılacağı bilinmelidir' diyen Öcalan, bu cümlesiyle, aslında en başta belirttiğim hususa bir kapı da aralıyor.

Öcalan hem devlete hem topluma hem örgüte bir uyarıda da bulunuyor, 'Kürt dinamiği denilen şeyi asgari bir çözüme dönüştüremezsek altından kalkamayız.' Ve kendisine dair yaptığı özel belirleme ile süreci nasıl ele aldığını, 'Ben 30 yıldır tüm gücümle toparlamaya çalışıyorum, ama bu az karşılık görüyor. Benim burada ağır şartlarda bulunuyor olmam yanıltmasın. Satranç gibi götürmeye çalışıyorum. Ama kolay değil. Kürt dinamiği büyük bir patlamaya yol açıyor. Karşı tarafta Türk psikolojisi de öyle' diyor.

Son olarak 'elli yıllık mücadelenin hedefinin barış, demokratik toplum ve demokratik cumhuriyet kültürünün inşası olduğu' vurgusuyla tüm kesimlere 'herkese bu sürece katkı sunma çağrısı yapıyorum. Kaybedecek zamanımız yok' diyor…" (POLİTİKA SERVİSİ)

Kaynağa Git

İlgili Haberler