Ankara'daki NATO zirvesine ABD Başkanı Trump'ın katılması, bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hatrını hatırlatması elbet önemlidir.
Bölgemizde kaos yaşandığı bir dönemde Erdoğan-Trump dayanışmasından şu anda küresel barış adına umut taşıyan ülkeler az değildir.
Bugünden itibaren Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldığını not etmeliyiz.
NATO'nun Ankara zirvesinin Türkiye açısından taşıdığı önemin iki noktada altını çizelim.
1. Türkiye geçmiş dönemlerin aksine NATO'nun dış yörüngesinde bir uydu ülke değildir. Savunma sanayindeki hamleleri Türkiye'yi ittifak içerisinde merkezî ve denge unsuru bir konuma getirmiştir.
Batı'da zirveyle ilgili yapılan haberlerde Türkiye'nin savunma sanayindeki yükselişinin Ankara'ya NATO içinde yeni bir etki alanı kazandırdığı yorumu dikkat çekiyor.
Zirveyle eş zamanlı olarak düzenlenen NATO Savunma Sanayi Forumu'nda Türkiye; insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, elektronik harp kabiliyetleri ve yerli savunma çözümleriyle öne çıkıyor. Türkiye'nin Çelik Kubbe hava savunma mimarisi, Baykar üretimi İHA'lar, KAAN savaş uçağı ve ASELSAN'ın radar-elektronik sistemleri özellikle önemseniyor.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, Savunma Sanayi Forumu'na ilişkin yaptığı paylaşımda Türkiye'nin yükselen gücü adına müjdeler verdi.
NATO üyesi ülkelerin birlikte geliştireceği Vurucu Güç Kabiliyetleri, Bütünleşik Hava ve Füze Savunma Sistemleri, Uzay ve Gözetleme Kabiliyetleri, Savunma Sanayii İçin Kritik Ham Maddeler, NATO'nun İnsansız Hava Aracı Üstünlüğü alanlarında anlaşmalar imzaladıklarını bildirdi. 'ASELSAN, ROKETSAN, STM ve TÜBİTAK'ın yüklenicileri arasında yer alacağı bu projeler, önümüzdeki yıllarda İttifak'ın caydırıcılık mimarisinin omurgasını oluşturacak' dedi.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, konuyu özetledi: 'Coğrafyamızın gücü ve askeri gücümüzle yer aldığımız NATO'da, artık savunma sanayisi gücümüzle de önemli bir oyuncu olma durumumuzu pekiştirdik.
NATO'nun beyni Türkiye'ye emanet edildi. Görev bizzat ASELSAN'a verildi. Akyol'un bu konudaki açıklaması şöyle: 'Bugün, üye ülkelerin ortaklaşa geliştireceği yeni nesil teknolojilere yönelik yatırım programı kapsamında, alçak dünya yörüngesinde (LEO), güvenli haberleşme uydularının tasarımı görevi ASELSAN'a tevdi edilmiştir. Bu görev, ülkemizin uzay teknolojileri alanındaki mühendislik yetkinliğine ve uluslararası düzeyde duyulan güvene önemli bir göstergedir.'
1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 dönemi verilerine göre Türkiye, 178 ülkeye savunma ve havacılık ürünü ihraç etti. Ülke bazındaki sıralamada ilk üç sırayı ise NATO müttefikleri oluşturdu. Verilere göre, NATO üyesi ülkelere yapılan ihracat 6 milyar 235 milyon 676 bin dolara ulaşırken bu rakam, sektörün toplam ihracatının yüzde 57.28'ini oluşturdu.
2. Sadece NATO bünyesinde değil özellikle ABD/İsrail- İran savaşı ile Türkiye bölgesinde de yıldızı parlayan bir devlet olmuştur.
ABD basını, Türk İHA'ları, hava savunma sistemleri ve elektronik harp çözümlerinin, özellikle ABD'ye bağımlılığı azaltmak isteyen ülkelerin ilgisini çektiğini yazıyor. ABD-İran savaşı, Körfez ülkelerini kendi savunmaları konusunda yeni yollar/alternatifler arayışına yöneltti. Türkiye bu arayışta ilk akla gelen ülke oldu.
Bölgesel, hatta küresel çatışmalarda Türkiye'nin öne çıkan arabulucu, dengeli rolü dış politikada yeni bir ağırlık merkezi oluşturuyor.
Trump'la yakınlığı olan, NATO içinde bulunan Türkiye, aynı zamanda Putin'le de güvenilir bir yakınlık içinde. Hatta AB ile ABD arasında bile arabulucu rolünde bir Türkiye var.
İçeride bazı iflah olmaz Erdoğan düşmanları, fitne kazanına odun taşısa da dış basında yapılan yorumlarda, 'Türkiye'nin hem Washington hem de Moskova ile yürüttüğü dengeli dış politika, Avrupa ülkelerinin güvenlik ve diplomaside Türkiye'yi vazgeçilmez bir ortak olarak görmesini sağladı' deniyor.
Terörsüz Türkiye sürecinde Türkiye Yüzyılı için yeni yollar açılıyor.