Ana içeriğe geç

ABD-İran anlaşmasında son perde: Trump'ın eli düştü

ABD-İran savaşı sona yaklaştı. İşte, yaşanan son gelişmeler ve tarafların açıklamaları ışığında İran-ABD/İsrail savaşının genel çerçevesi ve perde arkası.

ABD-İran anlaşmasında son perde: Trump'ın eli düştü
Haber 7
16

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı askeri operasyonun üzerinden aylar geçtikten sonra ateşkes ve anlaşma söylemleri güçlendi. Arabulucu ülkeler ve savaşın tarafları nihai bir anlaşmaya çok yakın olduklarını beyan ettiler. Fakat beklenen anlaşma henüz imzalanmadı. Yeni Şafak'tan Nedret Ersanel, küresel sistemin kilitlendiği İran-ABD gerilimini ve yaşanan süreci değerlendirdi. İşte, Ersanel'in yazısı:

İran savaşının bittiğine dair güçlü ifadelerin yayıldığı saatlerde yazılıyor bu satırlar. "Savaş sona erdi"ye kadar Washington’dan duyulan ifadeler, mutabık kalınmaya yakın bir metnin varlığını kabul eden Tahran’ın son onayını bekliyor…

Avrupa'da bir yerde, ABD Başkan Yardımcısı, o da olmadı Dışişleri Bakanı’nın imzasıyla sulh olacak…

Birkaç saat evveline kadar, "Bu akşam çok sert vuracağız" diyen Trump’ın aynı saat dilimi içinde, "Saldırmaktan vazgeçtim, barıştık"a dönmesi kimseyi şaşırtmadı ama aynı sıralarda İran’da hangi bölgelerin vurulacağına dair harita açan kanallarda trajikomik sahneler oluştu. Şimdi de maddeler üzerine sonu gelmez oturumlar yapılır, durum kurtarılır. Oysa hemen hiç önemi yok. Mühim olan tabela…

Eğer yine bir gel-git yaşanmaz da imzalar atılırsa, ki, barış anlaşmasından çok mutabakat zaptına benzeyecek gibi duruyor, yani ABD-İran Savaşı biterse… Kim kazanmış kim kaybetmiş olacak? Dünya bu savaşın siyasi-stratejik çıktılarını nasıl okuyacak?..

SEÇİM RİCATI

Önce bir mutabakatımız olsun; bu barışın şimdi gelmesinin bir nedeni var: Seçimler. Hatta iki seçim: Kasım ayındaki ABD ara seçimleri ile Ekim sonundaki İsrail seçimleri.

Trump, İran'dan hızla içeri dönmek zorundaydı, sık söyledik-yazdık, eninde sonunda bunu yapmak mecburiyetinde kalacaktı, kaldı. Burnunu düşürmese de seçimler onun için hayatidir…

Kendi seçmeni savaşla sandığa giderse tatsızlık çıkaracaktı; MAGA başta, İsrail yüzünden savaşa girildiği/batıldığı gerçeğiyle birlikte, 'Pax-Trumpa'dan İran'a yenilmeye varan sürecin faturası kesilecekti.

İran savaşı özelinde ABD ile İsrail politiğini ayıran çok belirleyici bir fark var; Netanyahu'nun seçimde başarılı olabilmesi için savaş, Trump'ın seçimde başarılı olabilmesi için barış gerekiyor.

Yarın sabah anlaşmayı bozup Tahran’ı vursalar da bize yine sürpriz olmaz ama sandığın bu parametresi değişmeyecek.

YENİLMİŞ BAŞKAN OLARAK NATO'YA GELİYOR

Bu haliyle ve şimdi yapılacak bir anlaşma siyasi açıdan kesin bir Amerikan yenilgisine işaret ediyor.

Trump, İran savaşının bir önceki turunda, rejimin ayakta kalacağı ve bir kara harekâtının felaketle sonuçlanacağı anlaşıldığında Çin ziyaretine yakalanmıştı. Eli düştü. Dünya da bunu gördü. İngiltere kralının Amerikan bağımsızlığına, 250 yıllık "dün gibi geçmişe" attığı kıtırın ardından Şi Jinping de ona bin yıllık ağaçları gösterdi.

Şimdi, İran'a yenilmiş bir Başkan olarak NATO zirvesine geliyor! NATO üyelerini, ki büyük çoğunluğu Avrupalıdır, küresel sahneye çıkarıp rezil ederek, karşısına dizip, askeri kabiliyetlerini yerin dibine sokarak aşağıladığı Avrupalılar, ama başta İngiltere, Ortadoğu'daki ABD hesaplarını zora soktu, bazılarını bozdu, kımıldamayarak bile İran'a destek verdiler. Trump'ın, NATO'dan İran için yardım isteyip dımdızlak ortada kalmasının, sonra da köpürmesinin sebebi buydu.

Arada, kör topal da olsa Ukrayna'yı ayakta tutmayı başardılar. Şu sıralar Almanya-Fransa-İngiltere ile Rusya arasında da bir takım gizli kapaklı görüşmeler yapılıyor; orada da Trump yarın çıkıp, "Ukrayna’ya da barış getirdim" derse, ya da tersine, savaş iyice alevlense dahi, bilin ki yine bu Avrupa ülkelerinin işidir…

AVRUPA'NIN İNTİKAMI NATO'YU KURTARMAZ

Peki bu tablo, Beyaz Saray'ın NATO'ya yaklaşımını değiştirebilir mi? Hele düne kadar Trump'ın Ankara Zirvesi'ne katılıp katılmayacağı meçhulken, "geliyorum" demesi umut yaratmışken…

Pek değil. Daha dün The New York Times'ın Avrupalı resmi kaynaklara yaslayarak verdiği özel bir haber, ABD'nin, NATO'ya tahsis ettiği askeri varlıklarında tahminlerin üzerinde azaltmaya gittiğini gösteriyor. (‘U.S. plan is said to pull a third of the fighter jets it provides NATO for Europe’, 12/06, NYT.) Takiben NATO sözcülüğü de doğruladı. Öyle ki, Avrupa el atmazsa, NATO’nun amaç, güç, caydırıcılık potansiyelinin canına okuyabilir. Durum göründüğünden ciddi yani…

Bu durum Avrupa hükümetlerinin savunma yatırımlarını ve askerî kapasitelerini artırma çabalarını hızlandırabilir ama onun da politik bedeli olacaktır NATO’ya. ABD’nin açığını kapatabilirler mi ayrı tartışma, kapatırlarsa ayrı tartışma! Ankara’da hep bunlar konuşulacak.

YENİ DÜNYANIN İLK AŞAMASI BİTTİ

İran-ABD barışı ile birlikte -imza atıldığı andan itibaren diyelim- Rusya ve özellikle Çin bölgedeki varlığını korumuş olacak. İsrail de yenilmiş kabul edilebilir. Kendi savaşlarını bırakamaz, Lübnan dahil devam edecektir, Gazze’ye de yeniden dönebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Çarşamba günü TBMM grubunda, Türkiye ile İsrail arasındaki "yeni sınır noktalarının" coğrafi kodlarını isim vererek çizmesinin sebebi de bu.

Eğer savaş biterse -tekrar tekrar temkin cepleri açıyorum ama Trump'ı biliyoruz artık- bölgesel farkındalığa/sahiplenmeye yönelik Türk girişimine de daha çok alan açılabilir. Tahran-Washington arasındaki zaptın, Arabistan, Türkiye, Mısır, Katar, Pakistan tarafından da değerlendirilmesi bunun işaretlerinden…

Savaşın bitmesi NATO zirvesine yeni bir etki parametresi ama ondan evvel, önümüzdeki hafta G7 toplantısı var. Hem İran hem NATO konusu kapalı oturumda ele alınacak. Kurulabilirse ortak bir dilin Ankara'ya yansıyacağını kestirebiliriz. (G7, Fransız Alpleri'nde, Evian'da yapılacak. Cenevre’ye bir saat. İran-ABD zaptı burada imzalanacak deniyor.)

Sonuç olarak taze, canlı ve kırılgan bir barış sürecinden bahsediyoruz. Olursa, en çok şuna kafa patlatmamız lazım gelir; çok kutuplu dünyaya geçişe dair eşik bitmiş olacak. Yeni aşama başlayacak. 'Ön-gelişme' dönemi diyebiliriz. Fakat bu yıl gitti. Ekonomik ayakları herkesi biraz daha yoracak.

Kaynağa Git

İlgili Haberler