Ana içeriğe geç

TCMB Başkanı Fatih Karahan, TBB 69. Genel Kurul Toplantısında konuştu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısında konuştu. karahan fiyat istikrarını ve finansal istikrarı koruyacak şekilde tüm politika araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edeceklerini ifade etti.

TCMB Başkanı Fatih Karahan, TBB 69. Genel Kurul Toplantısında konuştu
Ensonhaber
16

Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in katılımıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda başladı.

Toplantının açılışında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan konuşma gerçekleştirdi.

Karahan, bankacılık sektörünün uygulanmakta olan dezenflasyon sürecinin en önemli aktörlerinden biri olduğunu ifade etti.

"DALGALANMALAR FİNANSAL KOŞULLARI ETKİLEYEBİLİYOR"

Küresel ekonominin son dönemde jeopolitik gelişmelerin ve artan belirsizliklerin olduğu bir süreçten geçtiğini söyleyen Karahan, "Özellikle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, küresel ölçekte enflasyon görünümünü ve finansal koşulları etkileyebiliyor. Enerji fiyatlarında yukarı yönlü yaşanan baskının etkilerini ülkemizde de enflasyon ve dış denge görünümü üzerinde hissediyoruz." diye konuştu.

"TEMEL ÖNCELİĞİMİZ FİYAT İSTİKRARINI SAĞLAMAK"

Karahan, bugün gelinen noktada dezenflasyon sürecinin başlangıcına kıyasla daha etkili politika araçlarına, daha sağlam rezerv tamponlarına ve daha dengeli bir makroekonomik görünüme sahip olduklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Bu nedenle, doğru politika adımlarını attığımız sürece, jeopolitik gelişmeleri dezenflasyon sürecini tersine çevirecek değil ancak hızını ve kısa vadeli görünümünü etkileyebilecek unsurlar olarak değerlendiriyoruz. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak temel önceliğimiz fiyat istikrarını sağlamak.

"SIKI PARAPOLİTİKASI DURUŞUMUZU SÜRDÜRÜYORUZ"

Dezenflasyon sürecinin devamlılığı açısından sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de para politikası kararlarımızı şekillendirirken enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları, özellikle de jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne yansımalarını dikkatle değerlendirmeye devam edeceğiz."

EŞEL MOBİL SİSTEMİ

Jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla diğer kurumlarla eşgüdüm içinde proaktif adımlar attıklarını bildiren Karahan, maliye politikası tarafında eşel mobil uygulamasının petrol fiyatlarının enflasyona etkisini sınırlandırdığını dile getirdi.

Karahan, TCMB olarak ise üst banttan fonlama, NDF işlemleri ve likidite senedi uygulaması gibi araçlarla finansal koşulları sıkılaştırdıklarını belirterek, 2025'in son çeyreğinden itibaren hızlanan kredi büyümelerine yönelik bir dizi sıkılaştırıcı adım attıklarını kaydetti.

ATILAN ADIMLAR

Söz konusu proaktif adımlar ve güçlü tamponlar sayesinde makrofinansal istikrar korunurken, dezenflasyon süreci için gerekli koşulların devam etmesinin sağlandığını ifade eden Karahan, "Enerji fiyatlarındaki hızlı artış ve bu gelişmenin dolaylı etkileri sebebiyle enflasyonun ana eğiliminde nisan ayında bir artış gerçekleşti. Yılın ilk aylarındaki yükselişin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar geriledi. Bu gerilemede eşel mobil uygulaması ve attığımız adımlar etkili oldu." diye konuştu.

CARİ İŞLEMLER DENGESİ VE MAKROFİNANSAL İSTİKRAR

Karahan, 2026'da daha belirgin hale gelen iç talepteki dengelenmenin önümüzdeki dönemde dezenflasyon sürecine destek vermeye devam edeceğini değerlendirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Sıkı para politikası duruşumuzla 2024'ten itibaren cari işlemler dengesinde de belirgin bir iyileşme sağlanmıştı. Küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde cari denge görünümü de makrofinansal istikrar açısından daha önemli hale geldi. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enerji maliyetlerindeki yükseliş dış ticaret dengesi ve cari açık üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Nisan ve mayıs aylarındaki veriler dış ticaret görünümünün enerji fiyatlarındaki artışa rağmen olumlu kalmaya devam ettiğini ima ediyor.

"RİSKLERİN DEZENFLASYON SÜRECİNE ETKİLERİNİ SINIRLADIK"

Bu görünümün korunabilmesi için enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kalması ve cari açıkta iç talep kaynaklı ek bir baskı oluşmaması önemli. Mevcut tahminlerimiz cari açığın milli gelire oranının yıl sonunda tarihsel ortalamasının altında kalacağını ima ediyor.

Özetle, yaşanan jeopolitik gelişmeler dezenflasyon süreci açısından kısa vadeli riskler yaratmış olsa da zamanlı politika adımlarımız sayesinde bu risklerin dezenflasyon sürecine etkilerini sınırladık. Sıkı para politikası duruşumuz, dengelenen iç talep, sağlıklı bir cari denge görünümü ve güçlü rezerv pozisyonumuz dezenflasyon sürecinin devamı açısından önemli bir güvence oluşturmakta."

DÜŞÜK ENFLASYON ORTAMI

Sürdürülebilir yüksek büyümenin güçlü bir tasarruf tabanı, etkin bir finansal sistem ve uzun vadeli finansman imkanları gerektirdiğine değinen Karahan, bu unsurların sağlıklı şekilde gelişebildiği ortamın ise düşük ve istikrarlı enflasyon ortamı olduğunu söyledi.

"YURT DIŞINDAN UZUN VADELİ KAYNAK TEMİZİ HIZLANDI"

TCMB Başkanı Karahan, geçen 25 yıla bakıldığında düşük enflasyon döneminde bankacılık sektörü büyümesinin milli gelir büyümesinin belirgin üzerinde gerçekleştiğini gördüklerini belirterek, "Bankacılık sektörü aktif büyüklüğünün milli gelire oranı 2003'te yüzde 53 düzeyindeyken, enflasyonun tek haneli seviyelere gerilemesiyle bu oran 2010'da yüzde 86'ya, 2015'ten itibaren ise yüzde 100'ün üzerine çıktı. Böylece finansal sistem içerisindeki tasarruflar arttı, tasarruf araçları çeşitlendi ve yurt dışından uzun vadeli kaynak temini hızlandı." diye konuştu.

Söz konusu dönemde bankaların reel ekonomiye sağladığı kredi tutarının milli gelire oranının yüzde 70'e yaklaştığını, yurt dışı piyasalardan temin edilen finansmanın milli gelire oranının yüzde 20'nin üzerine çıktığını bildiren Karahan, son yıllarda enflasyonun yükselmesinin bankacılık sektörünün milli gelire oranla küçülmesine neden olduğunu dile getirdi.

"SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR BÜYÜME ZEMİNİ"

Karahan, banka aktiflerinin milli gelire oranının 2024'te yüzde 73'e düşerken, enflasyonun gerilemeye başlamasıyla birlikte 2025'te dört yıl aradan sonra yeniden artmaya başladığını anlatarak, şu ifadeleri kullandı:

"Bankacılık sektörünün sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde büyümesinin yolu düşük ve istikrarlı enflasyondan geçiyor. Dolayısıyla dezenflasyon sürecinin devamı tüm ekonomik aktörler açısından olduğu gibi bankacılık sektörü açısından da kritik öneme sahip. Jeopolitik şokların arttığı bu dönemde fiyat istikrarı hedefine bağlı kalmamız ve bu hedef doğrultusunda kararlı bir şekilde ilerlememiz gerekiyor. Kalıcı fiyat istikrarı, daha yüksek tasarruf oranları, daha güçlü finansal derinleşme, daha uzun vadeli dış finansman imkanları ve nihayetinde daha sürdürülebilir bir büyüme zemini anlamına gelmekte."

Mevcut para politikası çerçevesinin bankacılık sektörü için en önemli bileşenlerinden birinin makroihtiyati uygulamaları olduğunu vurgulayan Karahan, "Makroihtiyati düzenlemeleri sıkı para politikası duruşunu destekleyici bir araç olarak aktif bir şekilde kullanıyoruz." dedi.

ÇEŞİTLİ SADELEŞTİRMELER YAPILDI

Karahan, son yıllarda yaşanan şokların fiyat istikrarının sağlanmasında yalnızca politika faizinin değil, diğer birçok ülkede olduğu gibi makroihtiyati araçların tamamlayıcı rol üstlenebildiğini gösterdiğini belirterek, makroihtiyati araç setini para politikasını ikame eden bir noktadan tamamlayıcı bir hale getirmek için süreç içerisinde çeşitli sadeleştirmeler yaptıklarını söyledi.

"KREDİ BÜYÜMESİNDEKİ DALGALANMALARI YÖNETMEK İÇİN BÜYÜME SINIRLARINI KULLANIYORUZ"

KKM ile menkul kıymet tesisi düzenlemelerini uygulamadan kaldırdıklarını ve bankacılık sektörü üzerindeki zorunlu karşılık maliyetlerini önemli ölçüde düşürdüklerini kaydeden Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"TL mevduat payı, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati araç setini sıkı parasal duruşumuzu desteklemek üzere uygulamaya devam ediyoruz. TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz.

Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz. Fiyat istikrarının tesisi ile birlikte bu düzenlemelerin bankaların bilanço yönetimi üzerindeki etkisinin azalmasını ve uygulamaların makrofinansal istikrarı koruyan bir nitelikte kullanılmalarını öngörüyoruz."

Fatih Karahan, 2025'in ikinci yarısından itibaren belirgin şekilde hızlanan kredi büyümesinin son dönemde alınan tedbirlerin etkisiyle daha dengeli bir patikaya yöneldiğini aktararak, toplam kredi büyümesinin yüzde 35'li seviyelerden yüzde 26'ya gerilerken, TL ticari ve bireysel kredi büyümeleri de yüzde 50'li seviyelerden yüzde 40'ın altına indiği bilgisini verdi.

"KONUT KREDİLERİNİN PAYI ARTIYOR"

Bireysel kredilerde kompozisyonun daha dengeli hale geldiğini söyleyen Karahan, "İhtiyaç kredisi ve kredi kartı büyümeleri yavaşlarken, konut kredilerinin payı artıyor. Türk lirası mevduat tarafında da olumlu bir görünüm söz konusu. Küresel belirsizliklerin ve kıymetli maden fiyatlarındaki oynaklığın arttığı dönemlerde dahi yurt içi yerleşiklerin Türk lirası tercihinin büyük ölçüde korunduğunu görüyoruz." diye konuştu.

"SAĞLIKLI İŞLEYİŞİN DEVAM ETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ"

Karahan, nisandan itibaren Türk lirası mevduat payının yeniden yüzde 60'ın üzerine yükselirken, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler sırasında yerleşiklerin Türk lirası talebinin güçlü seyrini sürdürdüğünü kaydederek, "Finansal piyasalar açısından baktığımızda ise küresel oynaklığın arttığı dönemlerde piyasalarımızın sağlıklı işleyişinin devam ettiğini görüyoruz. Bu süreçte geçmişte yurt dışı fonlama yapısında kısa vadeli oynaklıkları azaltmak amacıyla devreye aldığımız araçlar, finansal istikrarın korunmasına önemli katkı sağladı. Nitekim, yurt dışı finansman tarafında olumlu görünüm devam ediyor. Uzun vadeli dış kaynak girişlerinin devam etmesi bankacılık sektörünün dayanıklılığını teyit ediyor." ifadelerini kullandı.

"TÜM POLİTİKA ARAÇLARIMIZI KARARLILIKLA KULLANMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin küresel ekonomi ve finansal piyasalar açısından önemli belirsizliklere neden olduğunu dile getiren Karahan, "Bugün geldiğimiz noktada, sahip olduğumuz politika araçları, güçlü rezerv pozisyonumuz ve makroekonomik dengelenme sayesinde dezenflasyon sürecinin devamı için gerekli koşulların korunduğunu değerlendiriyoruz. Merkez Bankası olarak fiyat istikrarını ve finansal istikrarı koruyacak şekilde tüm politika araçlarımızı kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

DIŞ FİNANSMAN İMKANLARI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME

Karahan, güçlü bankacılık sektörü ile düşük ve istikrarlı enflasyonun birbirini besleyen iki unsur olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kalıcı fiyat istikrarı, daha yüksek tasarruf oranları, daha derin ve etkin bir finansal sistem, uzun vadeli dış finansman imkanları ve sürdürülebilir bir büyüme zemini anlamına gelmektedir. Son yıllarda farklı kaynaklardan gelen şoklara rağmen bankacılık sektörümüz güçlü sermaye yapısı, yüksek likiditesi ve sağlam bilançosu ile dayanıklılığını ortaya koymuştur. Dezenflasyon sürecinin başarıya ulaşmasıyla birlikte bankacılık sektörünün ülkemizin büyüme potansiyeline ve finansal derinleşmesine daha güçlü katkılar sunacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de bankacılık sektörünün temsilcileriyle yakın diyalog içerisinde çalışmaya devam edeceğiz."

Kaynağa Git

İlgili Haberler