Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin hayata geçişinin 8’inci yıl dönümünde bir değerlendirme yazısı kaleme aldı.
"YÜZDE 50+1" KURALI VE YENİ ANAYASA
9 Temmuz 2018'de yürürlüğe giren sistemin parlamenter modele kıyasla getirdiği kazanımları sıralayan Uçum, özellikle tartışma konusu olan "yüzde 50+1" kuralı ve yeni anayasa hedeflerine ilişkin net mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesinin seçmen iradesini sistemin merkezine yerleştirdiğini belirten Uçum, 50+1 şartının siyasi partileri toplumun farklı kesimlerine yönelik daha kapsayıcı politikalar geliştirmeye zorladığını ifade etti. Mehmet Uçum, söz konusu kuralın geçmişte siyaset üzerinden üretilmeye çalışılan toplumsal gerilimleri ve özellikle seküler-muhafazakar karşıtlığını “adeta parçalayıp attığını” savundu.

“GELİŞTİRİLMESİ GEREKEN YÖNLERİ VAR”
Yazısında 2023 Genel Seçimleri üzerinden de bir analiz yürüten Uçum, muhalefetin parlamenter sisteme dönüş hedefinin seçmen tarafından kabul görmediğini belirtti. Bununla birlikte mevcut sistemin dinamik yapısına dikkat çeken Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin geliştirilmesi gereken yönlerinin bulunduğunu da vurguladı. Uçum, bu noktada reform ve güncelleme adımları için yeni anayasa sürecine işaret ederek, sistemin daha da geliştirilmesi ve yetkinleştirilmesi için yeni anayasayla ileri adımlar atılabileceğini belirtti.
Uçum'un sosyal medya üzerinden yayımladığı yazısının tamamı şu şekilde:
“2023 GENEL SEÇİM SONUÇLARI SİSTEMİ “SORUNLU” GÖREN ODAKLAR İÇİN BÜYÜK BİR DERSTİR”
“Türkiye’de bundan sekiz yıl önce 9 Temmuz 2018’de başkanlık modeli uygulanmaya başlandı. Halkımız 16 Nisan 2017 tarihli referandumda başkanlık modeline geçişi sağlayan anayasa değişikliğini kabul etti. 24 Haziran 2018’de yeni sistemin ilk seçimleri yapıldı. Seçimlerden sadece iki hafta sonra 9 Temmuz 2018’de başkanlık modeli çalışmaya başladı.
2023 yılında 14 ve 28 Mayıs günleri yapılan sistemin ikinci seçimlerinde ikinci tur tecrübesi de yaşandı. Parlamenter sistemde sıkça rastlanan hükümet kurma krizleri ortadan kalktı. Her iki dönemde de Cumhurbaşkanı seçildiğinde hükümet kuruldu ve hiç bir zaman kaybı olmadan çalışmaya başladı.
2023 Mayıs seçimlerini parlamenter sisteme dönüş seçimleri olarak ilan eden muhalefetin hem Cumhurbaşkanı hem TBMM seçimini kaybetmesiyle seçmen geriye dönüşü de reddetmiş oldu. 2023 genel seçim sonuçları sistemi “sorunlu” gören odaklar için büyük bir derstir. Bu odaklar aslında sınırlandırılmış demokrasiden yanadır. Halkın iradesini kontrol altında tutan kurumsal egemenliği savunurlar. Halkımız kendi iradesini hedef alan bu anti-demokratik yaklaşımlara geçit vermedi.
“PARLAMENTER SİSTEME GÖRE BİRÇOK ÜSTÜNLÜĞE SAHİP”
Başkanlık modeli, Türkiye’deki adıyla Cumhurbaşkanlığı (Hükümet) Sistemi demokratik meşruiyet ve kuvvetli icra açısından parlamenter sisteme göre birçok üstünlüğe sahiptir: Halkın ilk ya da ikinci turda başkanı seçerek hükümeti kurması, halkın siyasal sistemin işleyişinde hem milletvekillerini hem başkanı doğrudan seçerek yani iki oy gücüne sahip olarak belirleyici konuma gelmesi, özellikle günümüzde milli devletler için elzem olan güçlü yürütme ihtiyacını karşılaması, karar alma süreçlerinde daha yüksek etkinlik, kolektif çalışmanın güçlenmesi ve verimliliğinin artması, hükümetin zaman yönetiminin çok daha başarılı olması gibi hususlar başkanlık sisteminin öne çıkan bazı özellikleridir.
“SEKÜLER-MUHAFAZAKAR KARŞITLIĞINI ADETA PARÇALAYIP ATTI”
Bu modelde cumhurbaşkanının birinci ya da ikinci turda yüzde elliden fazla oyla seçilmesi de toplumsal ve siyasal güvence normu olarak çok önemli bir role sahip oldu. Yüzde 50+1 kuralı sebebiyle siyasi yelpazenin neresinde yer alırsa alsın iddialı her parti toplumun her kesimine yönelik kapsayıcı bir siyaset geliştirmeyi bir demokratik mecburiyet olarak görmeye başladı.
Yüzde 50+1 kuralı, geçmişte siyaset üzerinden toplumda üretilmeye çalışılan çatışmaları ve özellikle de seküler-muhafazakar karşıtlığını adeta parçalayıp attı. Şimdi ana aktör partilerin hepsi toplumun her kesimine hitap etmek için politikalar geliştiriyor. Başörtüsü özgürlüğünde olduğu gibi hukuksal düzenleme girişimlerinde bulunuyor.

“HALKA DAYANAN SİYASET YERİNE TEMSİL SİYASETİ YAPANLAR ÇOĞUNLUKLA KAYBEDİYOR”
Zaman zaman yüzde 50+1 kuralının tartışmaya açıldığı görüldü. Bu kural siyasi temsilciler yerine halkın ihtiyaçları ve kapsayıcı demokratik siyaset üzerinden ele alınınca üstün bir yarar sağladığı görülüyor. Sonuçta demokratik siyaset kendisi için yapılan bir faaliyet (kendinde şey) değildir. Demokratik siyasetin aktörleri halkın temsilcileridir, siyaseti halk için yaparlar, halk için yapmaları gerekir. Esas olan talep siyasetidir, halkın ihtiyaç ve talepleri üzerinden yapılan siyasettir. Bunun karşısında olan tez siyaseti genellikle siyasi aktörleri halka rağmen siyaset yapma noktasına savuruyor. Bu nedenle halka dayanan siyaset (talep siyaseti) yerine temsil siyaseti (tez siyaseti) yapanlar çoğunlukla kaybediyor.
Zaten pratik gösteriyor ki halka dayanan siyaseti tercih edenler ve doğru yapanlar demokratik rekabette genellikle çok daha başarılıdır. Halka dayanan siyasetin en başarılı lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasal pratiği de bunun çok çarpıcı delilidir.
“YENİ ANAYASAYLA BU KONUDA İLERİ ADIMLAR ATILACAĞI ÖNGÖRÜLEBİLİR”
Elbette Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin geliştirilmesi ve yetkinleştirilmesi gereken yönleri de vardır. Yeni anayasayla bu konuda ileri adımlar atılacağı öngörülebilir.
Bu vesileyle Türkiye’yi güçlendiren, demokrasimizi geliştiren, halkın gücünü artıran, demokratik sistemin işleyişinde seçmen iradesini belirleyici hale getiren Cumhurbaşkanlığı (Hükümet) Sisteminin uygulamaya geçişinin sekizinci yıldönümü kutlu olsun.