Gastronomi ve sinemanın o köklü, çok katmanlı bağını keşfetmek üzere bu yıl 5’inci kez perdelerini açan Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), Çeşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde Altın Yunus Hotel’de başladı. 5-7 Haziran tarihleri arasında sinemaseverleri, şefleri, akademisyenleri ve kültür profesyonellerini bir araya getiren festival; film gösterimlerinden ustalık sınıflarına, uluslararası yarışmalardan ufuk açıcı panellere kadar oldukça dinamik bir programla sektöre yön veriyor.
Festivalin kalbi konumundaki Altın Yunus Otel’in salonlarında dün akşam başlayan hareketlilik, bu sabah düzenlenen iki kritik panelle zirveye ulaştı. Gastronominin yalnızca bir mutfak pratiği değil; bir ulusun hafızası, kültürü ve küresel algı mücadelesindeki en stratejik anlatım aracı olduğunu gözler önüne seren bu oturumlardan en can alıcı notları sıcağı sıcağına Karar okurları için derledik.
‘KENDİ KENDİMİZE MADALYA TAKIYORUZ, BİZE ACİLEN EĞİTİM VE KÜLTÜR LAZIM’
Günün ilgiyle takip edilen ilk paneli, Pınar Kartal Timer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’yi Nasıl Anlatıyoruz? Gastronomi, Sanat ve Küresel Algı Mücadelesi” başlıklı oturum oldu. Gökmen Sözen, Ebru Erke ve Derya Bigalı’nın konuşmacı olduğu panelde, Türkiye’nin kültürel imajı ve gastronomi turizmindeki yeri masaya yatırıldı.

Oturumun açılışında söz alan gastronomi dünyasının deneyimli ismi Gökmen Sözen, Türkiye’nin uluslararası arenada henüz hak ettiği yerde olmadığını vurgulayarak şu kritik tespiti yaptı:
“Bence hak ettiğimiz yerde değiliz ama son 30 yıldır durmaksızın çalışıyoruz. Özellikle son 10 yılda Türkiye’nin adeta Don Kişotları çıktı; dünyanın ve Türkiye’nin her yerine giderek mutfak kültürümüzü tanıtıyorlar. Ancak ‘fine dining’ (nitelikli restoran işletmeciliği) konusunda ne yazık ki gerideyiz.
Coğrafyamız çok zengin, dünyada bu zengin kültürü daha iyi kullanarak söz sahibi olabiliriz ama bunun için acilen bir ortak akla ihtiyacımız var. Fine dining işletmeler, yaratıcı şefler ve deneyim restoranları mutfağımızın küresel arenada temsili için şart. Bugün bu nitelikli şeflerin ve restoranların tanıtımı, sokaktaki kokoreççiden çok daha fazla görülüyor, dünya çapında daha çok ilgi topluyor.”
‘KENDİ KENDİMİZ KENDİMİZE MADALYA TAKIYORUZ, DÜNYADA YEDİNCİ SIRADAYIZ’
Günün en çok ses getirecek ilk paneli, Pınar Kartal Timer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’yi Nasıl Anlatıyoruz? Gastronomi, Sanat ve Küresel Algı Mücadelesi” başlıklı oturum oldu. Gökmen Sözen, Ebru Erke ve Derya Bigalı’nın konuşmacı olduğu panelde, Türkiye’nin kültürel imajı ve gastronomi turizmindeki yeri masaya yatırıldı.
Oturumun açılışında söz alan gastronomi dünyasının deneyimli ismi Gökmen Sözen, Türkiye’nin uluslararası arenada henüz hak ettiği yerde olmadığını vurgulayarak şu kritik tespiti yaptı:
“Bence hak ettiğimiz yerde değiliz ama son 30 yıldır durmaksızın çalışıyoruz. Özellikle son 10 yılda Türkiye’nin adeta Don Kişotları çıktı; dünyanın ve Türkiye’nin her yerine giderek mutfak kültürümüzü tanıtıyorlar. Ancak ‘fine dining’ (nitelikli restoran işletmeciliği) konusunda ne yazık ki gerideyiz.