İşsizlikteki düşük oranı duymak isteyen ve bundan mutluluk duyacak olanlar, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’in kötü karakterli kraliçesinin sihirli aynanın karşısına geçip güzelliğini tescil ettirmeye çalışması gibi “Ayna ayna söyle bize işsizlik oranımız yüzde 8, değil mi” diye sorsalar başlangıçta alacakları yanıt aynı masaldaki gibi muhtemelen “Evet” olurdu.
Ama gerçek değişmezdi ki… Gerçek bir şekilde ortaya çıkar, işsizliğin görünen yüzde 8’in kat be kat üstünde olduğu anlaşılırdı.
İşte son veriler… Görünen işsizlik oranı yüzde 8,2 düzeyinde. Üstelik görünen işsizlik 2020’nin ortasından beri, yani altı yıldır genel bir düşüş eğiliminde. Bundan daha iyi ne olabilir?
Ama o sihirli aynanın da bir süre sonra söylemeden duramadığı gerçek suratımıza çarpıyor. Görünen işsizlik iyi güzel de, gerçek işsizlik tam yüzde 31 düzeyinde. Çalışabilir nüfusun neredeyse üçte biri gerçek anlamda işsiz.
Üç dönem...
Görünen işsizlik ile gerçek işsizliği yansıtan atıl işgücü arasındaki makas ilginç bir eğri çiziyor.
TÜİK’in istihdama ilişkin veri seti 2014 yılından bu yana olan dönemi kapsıyor. İşte 12 yıl 5 aylık bu dönemi temelde üç dönem olarak incelemek mümkün.
Birinci dönem 2014’ün ocak ayından pandeminin başlangıcına kadar olan yılları kapsıyor. Bu dönemde işsizlik oranı genel olarak yüzde 10-11 dolayında.
Atıl işgücü oranı da çok yüksek değil. Yüzde 15-18 bandında bir atıl işgücü oranı var.
İkinci dönemle birlikte, yani pandemiyle birlikte tüm göstergeler değişiyor. İşsizlik oranı haliyle yükseliyor; ama atıl işgücü oranındaki tırmanış çok daha dikkat çekici.
Üçüncü dönem ise pandeminin sona ermesinden bu yana geçen dönem. Pandeminin hemen ardından faiz indirimi başlıyor; bir buçuk yılı aşkın bir süre öyle geçiyor, ardından da bu kez tam tersine görece yüksek faiz dönemine geçiliyor.
Bu üçünü dönemle birlikte görünen işsizlik oranı belirgin olarak gerileme eğilimi içine giriyor. Ancak diğer yandan atıl işgücü oranında ya da gerçek işsizlik oranında tırmanışın başladığı dikkati çekiyor.
Makasa bakın makasa!
2018’in eylül ayı... Görünen işsizlik oranı yüzde 11,5, gerçek işsizlik oranı yüzde 16,2 düzeyinde ve arada yalnızca 4,7 puanlık fark var.
Hani İstanbul Boğazı’nın en dar yeri gibi… Son 12 yılı aşkın dönemin en dar yeri!
Sonra makas açılıyor; pandemiyle birlikte atıl işgücü oranı o dönem için rekor düzeylere çıkıyor, ardından bir düşüş ve 2023 yılıyla birlikte adeta soluksuz tırmanış.
İşte gelinen son durum… Bu yılın mayıs ayı ve yüzde 8,2 düzeyindeki görünen işsizliğe karşılık yüzde 31 düzeyinde bir atıl işgücü oranı ve arada tam 22,8 puanlık bir makas.
2018’in eylülünden 2026’nın mayısına; yaklaşık sekiz yıl ve makasta inanılmaz bir açılma.
Nedir bu atıl işgücü?
Görünen işsizlik oranının ne olduğu belli de uzun süredir veri olarak açıklanmakla birlikte bu atıl işgücü oranıyla ne kastedildiği hâlâ zaman zaman merak ediliyor.
Atıl işgücü hesaplanırken önce işsizlik oranı alınıyor. Bu orana zamana bağlı eksik istihdam oranı ekleniyor. Zamana bağlı eksik istihdam ne mi; bunu TÜİK şöyle açıklıyor:
“İstihdamda olan ve 40 saatten daha az süre çalışıp daha fazla gelir elde etmek amacıyla daha fazla süre çalışmak istediğini belirten ve mümkün olduğu durumda daha fazla çalışmaya başlayabilecek olan kişiler.”
Yani bu kişiler istihdamda ama işinden memnun değil, daha çok çalışmak ve para kazanmak istiyor ve o yüzden aslında iş arıyor. Dolayısıyla aslında bu kişileri bir başka bakış açısıyla aslında işsiz saymak gerekiyor.
Bir de potansiyel işgücü var. Bu tanıma girenler de görünen işsizlik oranı ve zamana bağlı eksik istihdamın bütünleşik oranına ekleniyor. Potansiyel işgücü de şu gruplardan oluşuyor:
■ İşbaşı yapabilecek durumda olduğu halde iş bulacağına inanmadığı için iş aramayanlar.
■ Çeşitli nedenlerle iş aramayan, ancak iki hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirtenler.
■ Son dört hafta içinde en az bir iş arama kanalını kullanan fakat iki hafta içinde işbaşı yapamayacak durumda olanlar.