Ana içeriğe geç

Resmi maliyet artışı yüzde 34, zam yüzde 22: Zarar eden çiftçi buğdayını hayvan yemi yaptı

Artan girdi maliyetleri ve yetersiz alım fiyatları çiftçiyi isyan noktasına getirdi. Amasya'da bir üretici zarar ettiği için buğdayını hayvanlarına yem yaptı. Tüm Köy Sen, tarımdaki çöküşe karşı acil destek ve planlı üretim çağrısı yaptı.

Resmi maliyet artışı yüzde 34, zam yüzde 22: Zarar eden çiftçi buğdayını hayvan yemi yaptı
Evrensel
16

Tarımsal girdi maliyetlerindeki resmi artışın yıllık yüzde 34’e ulaşmasına karşın, çiftçiden buğday alım fiyatlarına yalnızca yüzde 22 oranında zam yapılması üreticiyi isyan noktasına getirdi. Makasın üretici aleyhine giderek açıldığı bu tabloda açıklanan fiyatlara tepki gösteren Amasya Merzifonlu Çiftçi Cem Acar, tarlasındaki buğdayı hasat etmek yerine yeşilken biçerek hayvanlarına kaba yem yaptı.

Girdi maliyetleri ve enflasyon karşısında ezildiklerini vurgulayan Acar, “Biz yalnızca yapılan masrafların ve enflasyonun karşılanmasını değil, bunun üzerine emeğimizin karşılığı olan kârımızı istiyoruz” diyerek üreticinin talebini dile getirdi.

Yaşananların münferit bir olay değil, tarım politikalarının bir sonucu olduğuna dikkat çeken Tüm Köy Sen Genel Başkanı Şuayip Çetin ise çiftçinin mevcut koşullarda ya zarar ettiğini ya da ancak maliyetini çıkarabildiğini belirtti. Tarımdaki çöküşe karşı çözümün ortak mücadeleden geçtiğine işaret eden Çetin, “Farklı ürünlerde üretim yapan tüm üreticilerin birlikte hareket etmesi gerekiyor” çağrısında bulundu.

Tarlada artan girdi maliyetlerine dikkat çeken Çiftçi Cem Acar, “Aşağı yukarı 5 işlem yapıyoruz, 8 litreye yakın bir mazot harcamamız oluyor. Litre fiyatı dönem dönem değişiyor, ekim zamanı düşebiliyor ama şu anda fiyatına 72 lira diyen de var. Yaklaşık 20 kilo ektiğimiz sıfır tohumluk buğdayı 34 bin liraya aldık. 18 kilo civarında DAP gübresi attık, onun da fiyatı şu anda 34 lira. Ot ilacıyla beraber kök boğaz ilacı da attık, 25 dönüme gidecek bir ilacın maliyeti 6 bin lira. 15 kilo üre gübresi kullandık, ton fiyatı 35 bin lira. Daha sonra 15 kilonun üzerinde iri taneli sülfat gübresi de attık, onun da fiyatı 15 bin lira” dedi.

Kendi traktörünün biçim işine uygun olmamasından dolayı 2 tane kamyon kiraladığını belirten Acar, “Kamyonlar 6 kere gitti geldi, bütün maliyetleriyle beraber 2 bin 500 liraya mal ettik. 100 ton ürün çıktı, hazırını alsam 4 bin 500 liraya denk gelirdi. 2 bin lira kârdayız” diye konuştu. Bu maliyetleri hesap ederken banka kredileri de kullandığını söyleyen Acar, “Bu fiyatların üzerine, yüzde 30 bankadan kredi kullandığımız için maliyet artışı koyabilirsiniz” dedi.

‘12 liraya sattığımız buğdayı 34 liradan alıyoruz’

Geçen sene buğdaya 13 bin lira fiyat verildiğini belirten Acar, “Buğdayı daha yükseğe sattığım da daha ucuza satamadığım da oldu. Biz buğday almak istesek, hayvan başına 13.5 lira. 12 liraya sattığımız buğdayı 34 liradan alıyoruz, bu çiftçiyi yıpratıyor” dedi.

2023 yılında 2.5 lira olan bir buğdayın seçimle beraber 7.5 liraya çıktığını söyleyen Acar, “Belki dünyada da fiyatlar artmıştır ama 3 katına çıkmamıştır. Bugünkü verilere bakılırsa 36 liralık bir fiyat verilmesi gerekir ama bugün buğdaya verilen fiyat 20 lira. Arpada ise 15 lira. Maliyetler de sürekli yükseliyor. 1.5 liraya tuttuğumuz tarlanın dönümü 2.5 lira olacak” diye konuştu.

‘Sadece kâr etmek istiyoruz’

Acar taleplerini şu şekilde dile getirdi: “Tarım ve Orman Bakanlığı, ‘Bize bu sene yağmur yağdı, sulamaya ihtiyaç olmadı’ diyerek daha düşük fiyat biçti. Ama 2024’te biz hiç tarla biçemedik, hiç yağmur yağmadı, ürünümüzün parasını da veren olmadı. Bir tezat var yani; biz yalnızca yaptığımız masrafların ve enflasyonun karşılanmasını, bunun üzerine de kârımızı istiyoruz, başka bir şey değil.”

‘Buğday üreticileri ya zarardadır ya da ancak maliyeti karşılar’

Tüm Köy Sen Genel Başkanı Şuayip Çetin, “Buğday ve arpa gibi ürünlerin fiyatları çok düşük. Üreticinin harcadığının çok altında. Bölgesel farklılıklar da var elbette. Zaten az ürün alan üretici büyük zarardadır, diğerleri de ancak maliyetini karşılar” dedi.

‘Üreticiler mecburiyetten devam ediyor’

Üreticilerin ekim yapmaya mecburiyetten devam ettiğini ifade eden Çetin, “Çünkü tarlası ve ekipmanı var. Köylerde yaş ortalaması yüksek, genç nüfus köylerden boşaltıldı. Bıraksa bir dert, bırakmasa bir dert. Sendika olarak biz maliyetin ve enflasyonun karşılanması, gelecek sene için de bir refah payı verilmesi yönünde bir öneride bulunmuştuk. Açıklanan rakamlar bunun çok altında kaldı. Bu rakamlar yükseltilmeli” diye konuştu.

Çetin, ülkedeki üretimin desteklenmeyerek buğdayın ve arpanın dahi ithalat ile getirilmesinin ve çiftçinin tarlasındaki buğdayı yeşilken biçmek zorunda kalmasının hem gıdaya ihtiyaç duyan halk hem de çiftçi için çok acı bir durum olduğunu söyledi.

‘Bizlerin desteklenmesi gıda bağımsızlığı için önemli’

Ziraat odalarının ilk defa genel merkez düzeyi dışında, il ve ilçe başkanlıkları olarak fiyatların revize edilmesi yönünde açıklama yaptığını hatırlatan Çetin, “Bununla beraber, iktidar dışındaki siyasi partilerin neredeyse tümü çiftçilerin yanında olduklarını söylediler ve fiyatların güncellenmesini istiyorlar. Bu tabii ki bize göre değerli bir şey. Bizlerin desteklenmesi sadece işimizin devamı için değil, ülkede gıdaya ihtiyaç duyan tüm insanların gıda bağımsızlığı için de olmazsa olmazdır” dedi.

‘İthalatla üreticinin önü kesiliyor’

Buğday ithalatının üretici üzerindeki etkisine değinen Çetin, sorunun yalnızca buğdayla sınırlı olmadığını söyleyerek, “Bugün buğdayda yaşanan sıkıntılar yarın mısırda, başka bir gün soğanda, patateste, mercimekte, nohutta ya da pirinçte yaşanabilir. Üreticiler kıt kanaat, binbir zahmetle ürettikleri ürünleri hangi fiyattan satabileceğini veya satıp satamayacağını bilmiyor” dedi.

Plansız ithalatın üreticiyi zor durumda bıraktığını belirten Çetin, “Üretici tam bir sonuç alma beklentisine girerken ithalatla fiyatlar baskılanmaya çalışılıyor. Oysa yapılması gereken, üretim maliyetlerini düşürmek ve planlı bir üretim modeline geçmektir” ifadelerini kullandı.

‘Gıda enflasyonunun sorumlusu iktidar’

Gıda enflasyonunun dünya ortalamasının çok üzerinde olduğunu söyleyen Çetin, “Gıda enflasyonunda ilk beşte olan ülkemizde, bu tablonun nedeni çiftçiler değil, ülkedeki girdi maliyetlerini planlamayan ve 24 yıldır başta olan bu iktidardır” diye konuştu.

‘Girdi maliyetleri düşürülmeli’

Üreticinin temel sorununun yüksek girdi maliyetleri olduğunu belirten Çetin; mazot, gübre, yem, tohum ve zirai ilaç fiyatlarının üretimi zorlaştırdığını söyleyerek, “Girdi maliyetlerinin ucuzlatılması gerekiyor. Mazotta, ilaçta, tohumda ve gübrede üreticinin yükü azaltılmalı, vergiler düşürülmeli. Bunlar sürekli söyleniyor ama biz sahada bu desteklerin üreticinin derdine çare olduğunu görmüyoruz” diye konuştu. Tarım desteklerinin gerçek anlamda üreticiye ulaşması gerektiğini ifade eden Çetin, “Büyük desteklerden bahsediliyor ama o destekler kime gidiyor, kaç üretici faydalanıyor bilmiyoruz. Bizim gördüğümüz, üreticinin hâlâ zor durumda olduğudur” dedi. Üretimin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Çetin, “Bilimsel yöntemlerle, nakit desteklerle ve planlı üretimle bu sorun çözülür. İthalatla bu işin önü kesilmez” ifadelerini kullandı.

‘Gıda bağımsızlığı, ülkenin bağımsızlığıdır’

Üreticinin desteklenmemesi halinde tarımdan kopuşun artacağını söyleyen Çetin, “‘Paramız varsa ithal ederiz’ anlayışı doğru değil. Pandemide ve savaş dönemlerinde gördük ki ülkelerin kendi üretimini yapması çok önemli. Gıda bağımsızlığı, ülkenin bağımsızlığıdır” dedi.

‘Üreticiler örgütlü mücadele etmeli’

Üreticilerin örgütlü bir şekilde mücadele etmesi gerektiğini ifade eden Çetin, “Farklı ürünlerde üretim yapan tüm üreticilerin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Tüm bölgelerde farklı alanlarda üretim yapan üreticilerimizi, Tüm Üretici Köylü Sendikasında (Tüm Köy Sen) örgütlenmeye ve mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz” dedi.

Üreticinin talepleri

Çetin, üreticilerin taleplerini ise şu şekilde dile getirdi: “Yemde, tohumda, gübrede, zirai ilaçta ve mazotta maliyetlerin düşürülmesini istiyoruz. Üretimin gerçek anlamda desteklenmesi gerekiyor. İthalatın azaltılması, taban fiyatların üretim başlamadan önce açıklanması şart. Biz hangi ürünü ektiğimizde ne kazanacağımızı önceden bilmek istiyoruz. Tarlada, damda bunu biz planlayamayız; bu ülkeyi yönetenlerin görevi üretimi planlamaktır.” Çetin, ayrıca gençlerin yeniden tarıma dönmesi için üreticinin geçinebileceği bir sistemin kurulması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler