Atlantik hegemonyacılığının yıkılmasıyla birlikte, sistemin saldırı ve hakimiyet sürdüğü ülkeleri kontrol örgütü olan NATO da dağılıyor. Türkiye’deki toplantısında cenazesi kılındı, helvası dağıtıldı. Dağılan NATO’nun yıkıntısını Avrupa ve Türkiye üzerine yıkma çabaları görülüyor. Ya da Avrupa ve Türkiye yöneticileri, NATO’yu güvenlik aygıtı olarak sahiplenmek yönelimindeler.
NATO’YA DEĞİL İHTİYAÇ AVRASYA’YA
Avrupa ülkeleri ekonomik bakımdan büyük zorluk içindeler. Üretim ve toplumsal düzenlemeler yerine askeri harcamalar ve orduları büyütme planları yapıyorlar. Avrupa’nın durumunu kısaca özetleyelim: Büyüyen sorunlara rağmen sağlıkta tasarruf paketleri açıklanıyor. Bu alanda örnek gösterilen Avrupa, sağlık sorunları altında bunalımlı sürece gidiyor. Otomotiv sanayisinde maliyetleri düşürüyor, işçi çıkarıyor, fabrikaları kapatıyorlar. Uzun mücadeleler sonucunda kısaltılan haftalık çalışma saatleri tekrar eskisi gibi uzatılıyor. Bu ve benzeri tedbirler birer birer karar altına alınıp uygulanmaya başlamış durumda.
Türkiye ise Üreticilerin Milli Hükümeti’ni kuracak olan bir devrim sürecindedir. NATO’da kalmak isteyen ve onu sahiplenen bir iktidarın ayakta kalması artık mümkün değildir. Türkiye’nin yeri Batı Asya’da-Avrasya’da öncü konumlardadır. Küresel saflaşmaya baktığımız zaman bu durum açık olarak görünmektedir.
Avrupa, çöküş sürecindeki üretim ve istihdam sürecinden çıkış yolu olarak savunma sanayisine yöneldi. Bunu da Rusya tehdidi ile teşvik ediyordu. Şimdi devreye Avrupa NATO’su girmiş durumda. Bunun toplumsal çöküşü çok daha ağırlaştıracağı analizleri yapılıyor. Ayrıca ‘NATO’nun öte yüzü’, Atlantik bağlantıları ve belirsizlikler içermektedir. En çok tereddüt yaratan ve gerçeğe dayanan nokta, ABD’den bağımsızlık hedefinin ne ölçüde gerçekleşeceğidir.
AVRUPA NATO’SU BAĞIMSIZ OLABİLİR Mİ?
NATO üyesi Avrupa ülkelerinin politikacıları, İttifak’ın ötesinde bir askeri harekât kabiliyeti seçenekleri üzerinde çalışıyor. Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde ve İngiltere'de bu çalışmalar yoğun. ‘Avrupa NATO'su’ kurma çağrıları yapılıyor. Bunun nedeni, merkezi komuta noktalarının ve silah sistemlerinin Avrupa ülkeleri tarafından sağlanacağı bir ‘Avrupa NATO'su’nun, faaliyetleri Washington'un hoşuna gitmezse, ABD tarafından ‘bloke edileceği’ endişesi. Bu yüzden uzun süredir ‘B planı’ talepleri yükseliyor. Kuzey Avrupa ülkelerinde, güçlü bir ‘Kuzey Avrupa savunma kümesi’nin böyle bir planın ‘çekirdeği’ olabileceği söyleniyor. İngiltere 2014’ten beri Ortak Sefer Kuvveti (JEF) ile, NATO ile uyumlu ama NATO olmadan da harekete geçebilen bir güç kurdu: Northwood’daki karargâhında her türlü bağımsız yapıya sahip.
ABD’nin Avrupa’daki NATO üzerindeki kontrolü elinde tutmayı başarıp başaramayacağı veya NATO üyelerinin kendi başlarına bağımsız bir askeri güç haline gelip gelemeyeceği sorusu hâlâ gündemde.
ABD’NİN AB VE NATO PLANI
Batı’nın dağılmasındaki en belirgin olgu ABD ve AB ayrışmasıdır. ABD’nin en önemli gayretlerinden biri de savunmayı göçlendirmek. ABD, NATO’nun yükünü Avrupa’nın üzerine yıkıyor. Aynı zamanda Avrupa ülkelerini Rusya ve İran’a karşı konumlanmaya zorluyor. Ukrayna’ya destek bütçeleri yüklüyor gerekçesiyle Avrupa’ya mümkün olan en yüklü silah satışını sağlamak. Çünkü ABD bu silahların kullanımına müdahale etme sistemleri kuruyor. Bu bakımdan Avrupa NATO’sunun ABD’den ne kadar bağımsız olabileceği bir soru işaretidir.
NATO’nun Ankara toplantısından önce hedefler ve beklentiler şöyle açıklandı: Berlin ve Brüksel, NATO zirvesi öncesinde 'Avrupa NATO'sunun kurulmasında kaydedilen ilerlemeleri duyurdu. Washington bunu övdü ve Alman liderliğine güvenini açıkladı. Savunma Bakanı Boris Pistorius ve NATO generalleri, NATO'nun Avrupalılaşmasında hızlı ilerlemeler kaydedildiğini bildirdiler. NATO'nun Avrupa Üst Komutanı ABD Generali Alexus Grynkewich şöyle dedi: Avrupa NATO ülkeleri sadece birkaç hafta içinde, Washington'un haziran başında NATO'dan 'çıkardığı' çok sayıda ABD askeri uçağı, savaş gemisi ve birliklerini yerine koymayı başardı. Geçen hafta Pistorius, Estonya'nın Valga kentinde 1. Almanya-Hollanda Kolordusu'nun Estonya ve Letonya'daki tüm NATO operasyonları için taktik karargâh olarak kullanımını resmen onayladı. Bu, Polonya'nın Szczecin kentinde bulunan Almanya-Polonya-Danimarka Çok Uluslu Kuzeydoğu Kolordusu ile paralel olarak faaliyet gösteriyor ve bu kolordu hâlâ Polonya ve Litvanya'daki operasyonlar için ana karargah olarak görev yapıyor. Washington, 'Avrupa NATO'sunun' kurulmasını övüyor. Pentagon'da, ABD'yi rahatlatacak ve böylece ABD operasyonlarının başka yerlerde yürütülmesini mümkün kılacak 'NATO 3.0'dan söz ediliyor.
Açıklandığı gibi çökme halindeki Atlantik merkezi, ana hedefi olan ve sistem rakibi dediği Çin’i kuşatmak ve Pasifik’e yönelmek planından vazgeçmiyor. Mevcut alanları boşaltırken buralara Avrupa güçlerine devrediyor.
AVRUPA’NIN ASKERİLEŞME ÇABALARI
Avrupa ülkelerinin ABD'ye karşı bağımsızlığını artırması çerçevesinde, NATO dışında askeri kapasite geliştirme seçenekleri de tartışılıyor. Bunun nedeni, “Avrupa ülkeleri silahlı bir çatışmaya dahil olursa, ABD sadece askeri desteğini reddetmekle kalmaz, NATO yapısını Avrupa için bloke edebilir” endişesi. ABD'nin NATO'yu şimdiye kadar domine ettiği göz önünde bulunduruluyor. Merkezi yapılar, ABD liderliği ve teknolojisi etrafında inşa edilmiştir.
Avrupalılar, ABD’nin askeri gücünün yerine koyamasalar da ‘daha yakın bir kuzey entegrasyonu’nun ‘inandırıcı bir caydırıcılık ve savunma’ sağlanmasına katkıda bulunabileceğini savunuyor. 2023'ten beri FIIA'nın ‘Kuzey Ağı’nı yöneten Pesu, özellikle İngiltere'yi ‘operasyonel deneyimi ve deniz kapsamıyla’ ve Fransa'yı ‘nükleer yetenekleri ve sefer güçleriyle’ Kuzey ülkeleriyle askeri işbirliği için ‘doğal ortaklar’ olarak görebileceğini yazdı.
Fransa, bir süredir bazı Kuzey Avrupa ülkeleri ile ‘Nükleer Şemsiyesi’nin genişletilmesi konusunda görüşüyor. Pesu, Rusya karşısında kuzeydoğu Avrupa’daki durum ışığında, ‘daha derin bir Kuzey-Baltık-Polonya dış ve savunma politikası koordinasyonuna’ da talep olduğunu belirtti. Alternatif askeri yapı olarak sık sık İngiltere liderliğindeki Ortak Sefer Gücü (JEF) gösteriliyor. 2014 yılında kurulan bu güç, 2018’den beri operasyonel durumda. Nisan ayında JEF ülkeleri, bir sonraki adımda ortak deniz kuvvetleri kurmak konusunda anlaştılar. Bunlar NATO’ya ek olarak planlanıyor.
NATO Avrupa Yardımcı Komutanı John Stringer, “NATO’da taktik-operasyonel kavramsal düşüncenin neredeyse 1991’de durduğunu” söyledi. Askerler ve politikacılar da “Tüm NATO doktrini eskimiş durumda, üstelik çoğu zaman yanlış teknolojiye sahip.” diyorlar. Şu anda İran Savaşı gösteriyor ki eski öğretiye göre çok daha zayıf görülen ülkeler, geleneksel kategorilere göre çok daha güçlü askeri güçlere karşı stratejik olarak kendilerini savunabiliyor.