Rusya-Ukrayna savaşının 5. yılında devam ettiği, Orta Doğu’da kritik gelişmelerin yaşandığı ve NATO'nun bir dönüşümden geçtiği bu dönemde, Rusya'nın yeni Ankara Büyükelçisi Sergey Verşinin CNN TÜRK'e konuk oldu. Moskova'nın bu zamana dek Türkiye'ye atadığı en kıdemli diplomatlardan birisi olan Verşinin, tüm bu meseleler hakkında ülkesinin tutumunu Doğa Başak Öztürk'e anlattı. İşte o özel röportaj...

Şubat ayında Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevinizden direkt olarak Türkiye'ye büyükelçi olarak atandınız. Bu görevlendirme Rusya'nın Türkiye'ye verdiği önemin bir göstergesi mi?
Sergey Verşinin: Elbette ki benim için böyle bir vazife büyük bir mutluluk ve büyük bir şereftir. Türkiye ile ilişkilerimiz bizim için öncelik ve ehemmiyet arz ediyor. Benim ilk hedefim ikili ilişkilerimizi her açıdan geliştirmek. Bu ilişkiler derin ve köklü bir tarihe sahip. Karşılıklı saygıyı temel alan bu ilişkiler, haliyle daha da geliştirilmek için tüm önkoşulları sağlıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, kısa bir zaman önce Moskova'yı ziyaret etti ve hem devlet başkanı Putin ile hem de mevkidaşı Lavrov ile görüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin arasında bir görüşme takvimlendirildi mi? Yeni bir görüşme olacak mı iki lider arasında?
Sergey Verşinin: Çok mühim bir soru yönelttiniz. Liderlerimiz Putin ve Erdoğan arasındaki diyalog, ikili ilişkilerimizi en temel esasını teşkil ediyor. Diyaloğun daha da geliştirilmesinden yanayız. Sayın Hakan Fidan’ın Rusya ziyareti mühim bir ziyaretti. Liderlerimizin defalarca buluştuklarının ve düzenli olarak telefonda görüştüklerinin altını çizmek isterim. Kendileri daima temas halindeler. Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'nin inşaatının önemini de vurgulamak gerekir. Bu yıl santralin ilk reaktörünü devreye alıyoruz. Bu durum şüphesiz ki her iki ülkenin üst düzey yönetimleri seviyesinde de yankı bulması gereken çok büyük bir gelişme olacaktır.
Türkiye bu yıl NATO Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak. İttifak içinde ABD ve Avrupa kanadı arasında büyüyen tartışmalar/gerilimler var. Rusya hala NATO'yu siyasi ve askeri bir bütün blok olarak mı görüyor? Yoksa sizce bu tartışmalar kalıcı mı?
Sergey Verşinin: Ankara'da düzenlenecek olan bu büyük etkinliğin hazırlıklarını yakından takip ediyoruz. NATO'nun iç durumunun analiz edilmesine gelecek olursak, bizim görevimiz olmadığını düşünüyorum. Birkaç yıl öncesine kadar NATO ile çalışma ilişkilerimizin olduğunu söyleyebilirim. Brüksel’deki genel merkezde, Avrupa'da ve genel olarak Euro-Atlantik Bölgesi'nde güvenliğin güçlendirilmesi ekseninde ortaklaşa neler yapabileceğimizi konuşuyor ve planlıyorduk. Maalesef bugün böyle bir diyalog ve bu tür imkanlar mevcut değil. Bu durum bizim kusurumuzdan kaynaklanmamıştır. Bu; farklı bir rotaya, Rusofobi rotasına, Rusya'ya ve onun çıkarlarına yönelik düşmanlık rotasına saplanan NATO yönetiminin hatasıdır.
Rusya, Türkiye-NATO ilişkilerini nasıl görüyor? İttifakın en güçlü üyelerinden birisi. İttifak içinde en güçlü 2. orduya sahip olan devlet biliyorsunuz.
Sergey Verşinin: Türkiye'nin aldığı kararlara ve takip ettiği siyasi çizgiye büyük bir saygı duyuyoruz. Türkiye'nin bölge genelinde bir istikrar unsuru olduğuna inanıyoruz ve doğal olarak Türkiye, NATO da dahil olmak üzere üyesi olduğu veya yakın durduğu ittifaklar çerçevesindeki konumunu ve adımlarını bizzat kendisi belirlemektedir. Türkiye; başta Karadeniz havzası olmak üzere bölgedeki pek çok güvenlik meselesinde Rusya ile yürüttüğü olumlu iş birliğinden bahsedebiliriz. Geçmişteki güçlü ortaklığımız da bunun en net göstergelerinden biridir.
Baltık ülkelerinde, Ukrayna savaşı sonrası Rusya’ya karşı sert bir tutum gelişti. Sizce NATO ve Rusya direkt olarak karşı karşıya gelecek mi? Böyle bir risk var mıdır?
Sergey Verşinin: Baltık ülkeleri gibi kimi münferit ülkeler kendilerine has Rusofobik bir agresiflikle öne çıksa da ben o veya bu ülkenin adını burada tek tek zikretmek istemem. NATO'cular, Rusya'dan gelen iddia edilen bir tehdidi gerekçe göstererek Rusya ile savaşa yönelik askeri hazırlıklarını haklı çıkarmaya çalışıyor. Ancak bu gerekçelerin aslı astarı yoktur ve hiçbir temele dayanmamaktadır. Rusya'nın herhangi bir ülkeye veya komşularına karşı hiçbir saldırgan niyetinin olmadığını defalarca dile getirdik. Rusya kaynaklı bir tehdit algısının öne sürülmesi; daha fazla ödenek koparmak, halkı korkutmak ve bazı ülkelerin yönetici çevrelerinin ihtiyaç duyduğu politikaları yürütmek amacına hizmet etmektedir.
Rusya-Ukrayna savaşı artık sadece cephe hatlarında değil, stratejik altyapı tesislerinde, petrol rezervlerinde de devam ediyor. Rusya'daki son petrol tesisi saldırıları da bunu gösterdi. Savaşın şu anki durumunu nasıl görüyorsunuz?
Sergey Verşinin: Kiev rejimi, sivil altyapı tesislerine saldırmak için terör yöntemlerine hareket etmektedir. Bunu ekonomik tesisleri saf dışı bırakmak ve toplumda memnuniyetsizlik tohumları ekmek için yapıyorlar. Askeri önem açısından bakıldığında ise bu durum, birliklerimizin bölgedeki ilerleyişi üzerinde hiçbir etki doğurmamaktadır. Amacın halk arasında panik ve güvensizlik yaratmak olduğu aşikardır. Bu amaca ulaşılamamıştır ve ulaşılamayacaktır.
Rusya’nın Ukrayna’ya karşı nükleer silah kullanma olasılığı var mıdır? Bunu değerlendiriyor musunuz? Belki savaşın ileri safhalarında...
Sergey Verşinin: Nükleer silahları hangi durumlarda kullanacağımıza dair net bir doktrinimiz mevcuttur. Biz sorumluluk sahibi bir devletiz. Her türlü silahın kullanımı da dahil olmak üzere, adımlarımızı sorumluluk bilinciyle atmaktayız. Biz hiçbir zaman sivil tesisleri hedef tayin etmiyoruz.
Başkan Putin, Rusya'nın İstanbul anlaşması temelinde yeni görüşmeler için hazır olduğunu söyledi. Son Moskova ziyareti üzerine soruyorum. Türkiye size yeniden ev sahipliği konusunda direkt bir teklifte bulundu mu yakın zamanda?
Sergey Verşinin: Ukrayna'da kalıcı ve güvenilir bir çözüme ulaşılması doğrultusunda Türk tarafına gösterdiği çaba ve yardım etme kararlılığı için içtenlikle müteşekkiriz. 2022 yılında İstanbul'da kesintiye uğradığı noktadan yeniden başlamaya ve bunları yürütmeye hazır olduğumuzu Devlet Başkanı Putin, net bir şekilde ifade etmiştir. Türkiye'nin müzakere temaslarının sürdürülmesi için bize son derece uygun görünen İstanbul platformunu sağlamaya hazır olmasını takdirle karşılıyoruz. Siyasi-diplomatik çözümleri ve imkanları hiçbir zaman reddetmedik.
Türkiye'nin Karadeniz'deki ana endişelerinden birisi de Türk bayraklı ticari gemilerine. Çünkü Karadeniz güvenliği Türkiye'nin ana önceliklerinden birisi. Türk makamlarından size bu konuda bir tepki iletildi mi?
Sergey Verşinin: Türk tarafının tutumunu çok iyi anlıyoruz. Bizim için genel olarak Karadeniz'de güvenli seyrüsefer ve deniz taşımacılığı meselesi en öncelikli konulardan biridir. Tam da bu kulvarda Türkiye ile çok iyi bir iş birliği içindeyiz. Çünkü Türkiye, harfiyen bağlı kaldığı ve bizim de tamamen desteklediğimiz Montrö Sözleşmesi uyarınca Karadeniz'in güvenliğinde çok önemli bir faktördür.
Evet ama bir tepki iletilip iletilmediğini soruyorum. Çünkü saldırılar sadece Ukrayna'dan olmuyor. Evet belki direkt olarak Türk gemilerini hedef almıyor ama Türkiye'nin resmi açıklamalarında her zaman "her iki tarafa" da atfedilir. Bu sebeple soruyorum ki Türk makamları size tepkisini iletti mi?
Sergey Verşinin: Biz de tıpkı sizler gibi Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın bu saldırılara ilişkin açıklamasını okuduk. Tüm bunları değerlendiriyoruz. Kuru yük gemilerine yönelik bu saldırıların Ukrayna dronları tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz.
Bir diğer önemli konu da Suriye. Hem Moskova hem de Ankara, Suriye'nin toprak bütünlüğüne destek veriyor. Türkiye ile Suriye'de koordineli çalışabileceğiniz, iş birliği yapabileceğiniz alanlar nelerdir?
Sergey Verşinin: Bölgesel iş birliğimizin bu doğrultusunun fevkalade büyük bir önem taşıdığı kanaatindeyiz. Uzun yıllar boyunca Astana formatı çerçevesinde Türkiye ile kararlı ve güçlü bir iş birliği gerçekleştirdik. Evet, ben de Astana formatında yer aldım. Bu büyük bir deneyimdi. Neticede en temel şeyi başardık, Suriye devletini ve onun bütünlüğünü koruduk. En kritik konu, Suriye'nin egemenliğine saygı gösterilmesi ve toprak bütünlüğünün korunmasıdır. Bu da Suriye'nin yabancı askeri varlığından arındırılması anlamına gelmektedir.
Rusya, Suriye'den tam olarak çekildi mi?
Sergey Verşinin: Savunma alanı da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda Suriye ile iyi bir iş birliği sürdürmeye devam ediyoruz. Suriye'deki iki askeri üssümüz varlığını korumaktadır. Bu üsler, Suriye Silahlı Kuvvetleri'nin yapılanmasına yardım etmek ve ülke halkına insani destek sağlamak amacıyla orada kalmaya devam etmektedir.
ABD/İran mutabakatını ve ateşkesi nasıl değerlendiriyorsunuz? İran konusunda öncelikleriniz neler?
Sergey Verşinin: Şubat sonundan bu yana yaşananlara ilişkin tutumumuzu gerek Moskova'dan gerekse BM dahil uluslararası platformlardan net bir şekilde dile getirdik. Aynı zamanda Körfez'deki Arap ülkelerinin sivil altyapılarına yönelik saldırıları kabul edilemez buluyoruz. Bilindiği üzere bugün, ABD ile İran arasında bir memoranduma ulaşılmış olup bu memorandum uygulanmaktadır.
Sürdürülmekte olan temaslar oldukça karmaşık bir nitelik taşımaktadır. Tıpkı Türkiye gibi biz de hem İran'da hem de Basra Körfezi ülkelerinde büyük yıkımlara yol açan askeri etkinliklerin sonlandırılabilmiş olmasını destekliyoruz. Tıpkı Türkiye gibi biz de hiç kimsenin müzakereleri baltalamasına ve daha kalıcı, uzun vadeli bir barış fırsatını yok etmesine izin verilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Çözümün uzun vadeli, adil ve dürüstçe olmasını arzu ediyoruz. Bölgedeki tüm ülkeleri, Arap devletlerini ve İran'ı kapsayan, arkasında çok ağırlıklı ve etkileyici garantilerin bulunacağı bir kolektif güvenlik mimarisi olmadan, bölgede gerçek bir barışı inşa edemeyeceğimizi düşünüyorum. Son olarak, pek çok çatışmanın çıkış noktası olan Filistin sorunu gibi hayati bir meselenin de uzun vadeli ve adil bir çözüme kavuşturulması son derece önemlidir.
Son soru Azerbaycan-Ermenistan üzerine olacak. ABD'de varılan mutabakat zaptı ilk kez Güney Kafkasya'da Rusya'nın ana aktör olmadığı bir diplomatik süreci başlattı. Nihai barışa olan bakışınız nedir?
Sergey Verşinin: Biz her halükârda Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik adımlar da dahil olmak üzere, her türlü olumlu girişimi memnuniyetle karşılıyoruz. Birkaç yıl kadar önce savaşa son veren ve çözüm sürecinin önünü açan Ermenistan,, Azerbaycan ve Rusya arasındaki o üçlü anlaşmanın devlet başkanımız Putin'in girişimleriyle imza edildiğini hatırlatmak isterim.
Rusya, Kafkasya'da her zaman var olmuştur ve var olmaya devam edecektir. Bunu da bugün bu bölgede kararlı adımlarla gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarına saygı duyarak yapacaktır. Türk tarafının, Türk dostlarımızın ortaya koyduğu "bölgesel sahiplenme" yaklaşımını son derece doğru olduğu düşüncesindeyim. Üzerinde konuşulan fikirler arasında Ermenistan, Azerbaycan, Rusya, İran ve Türkiye'nin yer aldığı, ileride Gürcistan'ın da katılabileceği "3+3" platformu fikrini fevkalade gelecek vadeden bir proje olarak değerlendiriyorum.
Ermenistan AB'ye yakınlaşıyor. Bu durum Rusya ile olan ilişkilerini nasıl etkileyecek?
Sergey Verşinin: Ermeni halkının her türlü tercihine, her türlü kararına saygı duyuyoruz. Bu durum, ermeni halkına yönelik beslediğimiz samimi duyguları hiçbir şekilde etkilememektedir. Doğal olarak her kararın, bilhassa da ekonomik ve mali alandaki kararların kendince birtakım sonuçları olacaktır. Her halükârda bu, Ermenistan'ın kendi kararıdır. Ermenistan şu an itibarıyla halihazırda üyesi olduğu birlik ve ittifaklarda yer almaya devam etmektedir. Bu ittifak ve birlikler Ermenistan tarafına belirli yükümlülükler getirmektedir. Bu onun kararıdır. İşte bu yüzden biz, kararın ermeni halkı tarafından verilmesi gerektiğini söylüyoruz. Her halükârda Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye'nin ikili ilişkilerini nasıl inşa edecekleri kendi tasarruflarındadır. Biz bu duruma anlayış ve saygıyla yaklaşıyoruz.