Ana içeriğe geç

İstanbul barajları alarm veriyor! Uzmanı uyardı: Sonbaharda risk artacak

İstanbul'a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yağışların azalması ve yazın artan su tüketiminin etkisiyle yüzde 56,63'e gerilerken, uzmanlar yağışların yetersiz seyretmesi halinde sonbaharda su sorunu riskinin artabileceği uyarısında bulundu.

İstanbul barajları alarm veriyor! Uzmanı uyardı: Sonbaharda risk artacak
Hürriyet
16

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, barajlardaki su seviyesi yaz aylarında yağışların azalmasının, sıcak havanın ve su tüketimindeki artışın da etkisiyle düşmeye devam ediyor.

Kentteki barajlar 11 Mayıs'ta yüzde 72,05'le yılın en yüksek doluluk seviyesine ulaşırken, doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 56,63'e geriledi.

Doluluk oranı, Ömerli Barajı'nda yüzde 80,03, Darlık'ta yüzde 74,3, Elmalı'da yüzde 86,39, Terkos'ta yüzde 47,08, Alibey'de yüzde 54,71, Büyükçekmece'de yüzde 40,49, Sazlıdere'de yüzde 33,33, Istrancalar'da yüzde 31,36, Kazandere'de yüzde 31,61 ve Pabuçdere'de yüzde 27,21 olarak ölçüldü.

Kente su sağlayan baraj ve göletler 868 milyon 683 bin metreküp biriktirme hacmine sahipken, su miktarı bugün itibarıyla 491,46 milyon metreküp olarak kaydedildi.

Barajlar dışında kente su sağlayan Melen ve Yeşilçay'dan da bu yıl 462,52 milyon metreküp su alındı.

İSKİ istatistiklerine göre, 24 Nisan'daki baraj doluluk oranları 2016'da yüzde 64,43, 2017'de yüzde 72,97, 2018'de yüzde 73,62, 2019'da yüzde 70,39, 2020'de yüzde 59,25, 2021'de yüzde 69,17, 2022'de yüzde 68,63, 2023'te yüzde 39,07, 2024'te yüzde 60,63 ve 2025'te yüzde 56,24 olarak kaydedildi.

İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi ve Meteoroloji Mühendisi Güven Özdemir, AA muhabirine, bu yıl barajlardaki doluluk oranının ortalama olarak iyi seviyede olduğunu ancak yaz sezonunun başlamasıyla birlikte doluluk oranlarında düşüş yaşandığını söyledi.

İstanbul'daki barajların günlük doluluk oranının yüzde 56 civarında olduğunu kaydeden Özdemir, "Barajlara hiç su girmezse, Melen ve Yeşilçay'dan almazsak 154 günlük suyumuz var. Yani bu da hemen hemen 5 aya tekabül ediyor." dedi.

Özdemir, İstanbul'a saniyede yaklaşık 37 bin litre su girişi olduğunu, günlük su tüketiminin ise 3,2 ila 3,8 milyon metreküp arasında değiştiğini aktardı.

Yaz aylarında sıcaklığın arttığı dönemlerde su tüketiminin de yükseldiğine dikkati çeken Özdemir, "Eğer İstanbul barajlarına dışarıdan su gelmezse barajlardaki su miktarı yetmez. Günde 2,3 veya 3 milyon metreküp civarında Melen ve Yeşilçay'dan tedarik edilerek yapılabiliyor. İstanbul barajlarından 0,8 milyon metreküp ancak su verilebiliyor." diye konuştu.

Özdemir, yaz aylarında kuraklık ve yağışların az, rüzgarların kuvvetli olmasının, buharlaşmanın hızlı bir şekilde artmasının barajlardaki su miktarını azalttığını anlattı.

Yaz ayları için şu aşamada bir sorun görünmediğini ancak sonbahar aylarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, şunları kaydetti:

"Yaz için bir sorun yok ama eylül, ekim, kasım aylarından itibaren barajlarımızdaki su miktarı azaldıkça su sorunu olacaktır. Çünkü 868 milyon metreküp suyun tamamını kullanamıyoruz, ölü kısım var. Ancak bunun belli bir miktarını kullanabiliyoruz. Dibine kadar indiği takdirde bunu kullanma olayımız yok. İstanbul'un bugünkü baraj kapasitesi tam dolu olsa dahi 1 yıl yetecek suyumuz yok."

Su tasarrufunun önemine dikkati çekerek, kullanılan suyun geri dönüşümünün sağlanması gerektiğini ifade eden Özdemir, özellikle kurumlar, rezidanslar ile sanayi kuruluşlarında kullanılan suyun yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını, yağmur sularının biriktirilmesinin de teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.

"ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA YAĞIŞ REJİMİNİN YAKINDAN İZLENMESİ GEREKİYOR"

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros da yaz döneminde yağışların mevsim normalleri gereği azaldığına, sıcaklıkların yükselmesiyle de hem su tüketiminin hem de buharlaşmanın arttığına işaret etti.

Barajlardaki doluluk oranlarının tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Toros, su kaynaklarının meteorolojik koşullar, nüfusun tüketim alışkanlıkları ve dış havzalardan sağlanan su desteğiyle birlikte ele alınmasının daha doğru olacağını dile getirdi.

Toros, sonbahar yağışlarının su kaynaklarının geleceği açısından belirleyici olacağının altını çizerek, "Eylül ayından itibaren başlayacak yağışların miktarı ve sürekliliği, kış mevsimine hangi seviyedeki su rezerviyle girileceğini belirleyecek. Bu nedenle önümüzdeki aylarda yağış rejiminin yakından izlenmesi gerekiyor." dedi.

Kentlerde yalnızca yeni su kaynakları oluşturmanın yeterli olmadığını belirten Toros, suyun verimli kullanılmasının da en az arz kadar önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Su yönetiminde temel hedeflerden biri tüketimi azaltırken mevcut kaynakları daha verimli değerlendirebilmektir. Evlerde, iş yerlerinde ve sanayide tasarruf sağlayan uygulamaların yaygınlaştırılması, arıtılmış atık suların uygun alanlarda yeniden kullanılması ve yağmur suyunun depolanmasına yönelik sistemlerin artırılması, gelecekte yaşanabilecek su stresi riskini azaltacaktır."

Prof. Dr. Toros, bireysel su tasarrufunun milyonlarca kişinin yaşadığı İstanbul gibi metropollerde önemli sonuçlar doğurabileceğini, özellikle yaz aylarında gereksiz su tüketiminden kaçınılmasının ve suyun bilinçli kullanılmasının sürdürülebilir su yönetimine katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler