Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Geçtiğimiz hafta çeşitli illerde yaptığı ziyaretleri ve halkla buluşmalarını hatırlatan Özel, konuşmasında şunları söyledi:
Partimize yönelik saldırının, işgalinin ardından Ankara'da oturmadık. Nerede olmamız gerekiyorsa orada olduk.
Köy köy, belde belde, şehir şehir gidiyoruz ve milletimizle kucaklaşıyoruz. Cadde cadde, sokak sokak, meydan meydan mücadeleyi büyütüyoruz. Başkasının planına göre dğeil, milletin hesabına göre yapılan siyaseti milletimizle birlikte ilmek ilmek örüyoruz. Belki makamlar yok, şatafatlı sahneler yok ama bazen bir kamyon kasasının arkasında, bazen bir traktör römorkunun arkasında, bir kahve sandalyesinin üstündeyiz ama milletin gönlündeyiz.
Bir yanda bir mahkeme kararıyla mutlak sultanın, mutlak butlandan partiyi bölme umutlarıyla ve onun teklif ettiği görevi kabul eden bir avucun yalnızlığı; bir yanda ise İzmir'de yüz binlerin kararlılığı var. Yürekten teşekkür istiyorum.
'DİYARBAKIR' ZİYARETİ
Önce Diyarbakır'daydık, Diyarbakır sokaklarındaydık. Baskılardan, kayyımlardan çok çeken şehrin bizi en iyi anlayacağı şehir olduğunu biliyorduk. Diyarbakır'a adımımızı attık ve birtakım tartışmaları da geride bırakmıştık. Ama bizi karşılayan Diyarbakır'dan kıymetli bir isim dedi ki 'Dün akşamdan üzerimden bir selam var'. Dün akşam gece avukatlarını çağırmış, genel başkanı karşılayacağını duydum, onun üzerinden CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e selamlarımı ilet, şehrimize hoş gelmiş' dedi. Sayın Demirtaş'ın selamlarını aldık, başımızın üzerine koyduk.
***
Erdoğan’a yakışan, hepimizi utandıran bir tablo var. Ankara'da utanç verici bir şeyler oluyor. Yabancı liderler gelecek diye kendi insanına çile tasarlayan, güvenlik önlemini akıl almaz boyutlara taşıyan bir acayip hâl var. Bir de protesto gösterileri olabilir şüphesiyle gözaltına alınan 225 kişi ve bunların 178’inin tutuklanması var.
***
'DENİZ GÖKTAŞ' AÇIKLAMASI
"Komedyen Deniz Göktaş... Ülkemizde uzun zaman sonra siyasi mizah yapan, buna cesaret eden genç bir kardeşimiz. Çıkmış bir gösteri yapmış. Ben de üzerine konuşulmaya başlayınca tamamını izledim.
İktidarı da eleştiriyor bizi de eleştiriyor. Saraçhane'yle ilgili bizim mitinglerle ilgili bir kısımda da dalga geçiyor. Ekrem Başkanı eleştiriyor, okuduğu kitaplarla dönül gelip eleştiriyor, şaka yapıyor. Güzel de reaksiyon alıyor, hepimiz de güldük. O sırada Erdoğan'ı da eleştiriyor ama 'Ben onun terapistliğine talibim' diyor, 'ama beni tutamazlar' diyor, 'aileden para içeride kalsın diye aileden tutarlar' diyor. Bu kadar Erdoğan'a dediği, bu kadar. Efendim 'Kuran-ı Kerim'e inanca bilmemne...' Bilmeyene söyleyeyim: Diyor ki Ya 600'lü yıllarda dördüncü kitaba son kitap demişler, çok iddialı değil mi?' diyor. Ama sonra da 'Ben olsam korkarım' diyor, 'daha sonra yenisi çıkar' diyor. Sonra çıkmadı diyor, başka da bir şey yok.
Bunun üzerinden iktidara yakın kalemler hedef tahtasına aldılar gencecik bir insanı. Sonra bir gece içinde videyosunu engelleyip soruşturma açtılar. Sanata sayısı olmayan, şakadan espriden anlamayan, ifade özgürlüğüne tahammül edemeyen bir anlayış var karşımızda.
Güçlü liderin karikatürden dizi titremez. Şakadan, espriden, fıkradan ödü kopmaz. Güçlü lider bunlarla güçlenir. Deniz'e söz veriyorum; Erdoğan ile olan 30 yıllık yolculuğunu sonlandıracağız.
"SÖZ, 30 YILLIK YOLCULUĞU SONLANDIRACAĞIZ"
Bütün gençlere sesleniyorum: Sanmayın ki böyleydi. Sanmayın ki cumhurbaşkanı, başbakan, bakan ya da parti genel başkanları böyle bir dokunulmazlığı vardır. Mizah karşısında, eleştiri karşısında kimsenin böyle bir dokunulmazlığı yoktur. Bu öz güvensizliktir. Bunlardan öncekiler bunların 50 katına tahammül ettiler. Tahammül etmeyi bırakın, takdir ettiler. Bir ülkede mizah varsa yönetende öz güven vardır. Bir ülkede eleştiri varsa o hükümette kendine güven vardır.
Bugün yaşananlar acziyettir. Bugün yaşananlar bir şakadan korkmaktır. Bugün yaşanan öyle güçlü lider falan değildir. Güçlü lider karikatürden dizi titremez. Güçlü liderin şakadan, espriden, fıkradan ödü kopmaz. Güçlü lider bunlarla güçlenir. Bunun için buradan söz veriyorum. Hani diyor ya Deniz, '30 yıllık yolculuğum var benim Erdoğan'la' diyor. Ben, Deniz Göktaş'ın Erdoğan'la olan 30 yıllık yolculuğunu hep birlikte sonlandıracağımıza Deniz kardeşime söz veriyorum.
ENLFASYON RAKAMLARI: 'TARİHİN EN KÖTÜ DÖNEMİNİ YAŞIYORUZ'
Tam, tam böyle AK Parti'nin, geçmişte diyorlardı ya 'ustalık dönemi', tam böyle AK Parti'nin tükeniş dönemi... Ne uygun? Üçüncü bir kısım. Bunlar geldiğinde 3Y ile mücadele için gelmişti: Yasakları, yoksulluğu ve yolsuzluğu ortadan kaldırmak için. Yolsuzlukta geldikleri nokta ortada. Yasakları gençlerle birlikte konuştuk. Ve bir yandan insanları yoksullaştıran bu kara düzen. Maalesef gelir ve servet adaletsizliği öyle bir boyuta ulaştı ki ülkenin %80'i Afrika standartlarında, %20'si ise Lüksemburg standartlarında yaşıyor. Böyle bir ayrılık var. Artık ne orta direk kaldı, ne orta gelir seviyesi kaldı. Eskinin orta direği fakir, eskinin fakirleri derin yoksulluğun pençesindeler. %32,6'lık enflasyonla Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinci sıradayız.
Avrupa Birliği'nin enflasyon ortalaması %3,3. Hani diyorlar ya 'Enflasyon herkesin başının belası'. Avrupa Birliği ortalaması 3,3, Türkiye'ninki 33, tam 10 katı! Yani Türkiye'deki hayat pahalılığı hızı, Avrupa'dakinin tam 10 katı ve her seferinde bir zam, bir önceki zammın üstüne binerek ilerliyor.
Tarımda kendi kendine yeten ülkelerden biri diye sayılıyorduk, şimdi gıda enflasyonunda yine Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinci sıradayız. Dünyayı düşünün, dünyadaki bütün ülkeleri düşünün, dünyadaki ülkelerin tamamında enflasyonu gıda enflasyonu bizden kötü olan 4 tane ülke var sadece. Gerisinde gıda enflasyonunda çok daha ileri durumdayız. Gıda enflasyonumuz %35, dünya ortalaması %2. Türkiye'deki gıda enflasyonu bütün dünyanın ortalamasının tam 17 katı! Ekonomide tarihin en kötü dönemini yaşıyoruz. Bitmeyen, sonu görünmeyen bir ekonomik krizin içindeyiz ve bunun en yakıcı tarafı gıda enflasyonu, çünkü herkesin evladının kursağından geçecek lokmanın, meyvenin, proteinin her birisinin hesabı kitabı burada tıkanıyor.
'ARA ZAM' TALEBİ: AKLINDAN GEÇİRMEYEN BİR İKTİDAR VAR
Maaşı yetmeyen çalışan kredi kartına yükleniyor. Kredi kartından nakit avans çeken, yani gidip nakit avans tanımlanan nakit avansı çeken ya da kredi kartının borcunu ödeyemeyen kişi yıllık bileşik %94 faiz ödüyor, %94! Artık borç borç ile çevrilemeyecek durumda. Parası olan bankaya koyduğunda banka %40 veriyor, parası olmayan bankadan borç aldığında bileşik yıllık %94 ödüyor. Aradaki farka, bu farkın nasıl oluştuğuna ve en çok da şuna bakın; bu %94'ün içinde ödenmeyen kredi kartına ödenen faize, yani çıkan faize %30 vergi ödendiğini unutmayın. Oradan %30 alıyor. Parası olan bankaya para koyuyor, kazandığı faize %18 ödüyor, parası olmayan bankaya faiz öderken üstüne %30 da devlete vergi ödüyor. Devlete vergi ödüyor. Hani bu kazanandan alınacakmış, kazanandan almak varken kaybedenden, tükenenden, iflasa sürüklenenden, buhranda olandan alıyorlar. Ve %94 ödenemeyen kredi kartının tahsil edilen parasındaki faiz %94. Nakit avansa uygulanan bileşik faiz %94. Her gün iğneden ipliğe her şeye zam geliyor, bir tek maaşlar artmıyor.
Seçimden önce biz söylediğimizde enflasyon çift haneliyse, yani %9'dan yüksek, %10 ve üzerinde enflasyon varsa yılda dört kez ayarlarız asgari ücreti demişti Erdoğan. O günden bugüne enflasyon %80'i gördü, 65'i gördü, 33'leri gördü, yılda 4 değil, sadece kanun gereği verilen ve enflasyonun altında kalan zammı verdiler asgari ücretliye. Bugün gelinen noktada asgari ücret verildiği günkü alım gücüyle 24 bin liraya gerilemiş durumda. 28.500 ocaktaydı, o 28.500'ü bugünkü 28.500 ile karşılaştırırsan o günün 24 bin lirası artık. Ve asgari ücrete 5 ayda bu erime yaşandı, ara zam yapmayı aklının ucundan geçirmeyen, asla ve asla dile getirmeyen bir iktidar var. Oysa hatırlayalım ki bu milletten seçimde oy isterken 'İki seçim arasında asgari ücrette yılda dört sefer düzenleme yapacağız' diyordu.
'MUTLAK BUTLAN' AÇIKLAMASI
AK Parti'nin, Erdoğan'ın bütün hesabı; CHP'yi karpuz gibi ortadan bölmek. '60'a 40 da olsa olur' derken, 70'e 30'a razıyken... Millet karpuz gibi yarıya yarıya ortadan değil; onlara sapını gösterdi. Yüzde 99'a yüzde 1'ler. O yüzde 1'ler karpuzun sapıdır sapı!. Erdoğan 'Ben bu işni hiçbir yerinde yokum' diyor. Ben 'komedyen Deniz Göktaş'a açılan soruşturmanın hiçbir yerinde yokum' diye açıklama yapıyor muyum? Böyle bir açıklamaya ihtiyaç duymuyorsam yokum. Herkes neyin ne olduğunu görmekte millet de bu işi ben söylüyorum diye değil hissettiği için bu tepkiyi veriyor.
ERDOĞAN'A 'FRANKENSTEİN' YANITI: ADALET BAKANLIĞINDA ARAYIN
Kendini izah ederken bilmediği konulara girip çıkıyor. Geçen gün diyor ki 'CHP'liler bir Frankenstein ürettiler ceremesini çekiyorlar.' Frankenstein canavarın kendisi değil, onu üreten doktor. Yazan da yanlış yazmış. Bir katkım olsun aynı çatı altında çalışmışlığımız var. Frankenstein aranıyorsa bugünkü Sabah gazetesine bakmak lazım. Canavarı bizim buralarda değil Adalet Bakanlığı tarafında aramak lazım.
Partimizi geri almak için mücadele ediyoruz. İşgal bitmezse bu milleti seçeneksiz bırakmayacağız. Kimse endişe etmesin milletle kazanacağız. Köy köy, belde belde, şehir şehir kazanacağız. Kimse yoldan sapmasın. Yolumuz doğrudur, iktidar yoludur, pusulamız millettir. Eninde sonunda iktidarı değiştireceğiz, halkın iktidarını kuracağız. Milletin tek ümidi sizlersiniz, bizleriz. Bizim de tek hedefimiz, ümidimiz bu milleti bu zorluklardan kurtarmak, bu yürüyüşü tamamlamak ve eninde sonunda bu milletin partisini iktidara taşımaktır."
Haber Kaynağı : 12punto