Ana içeriğe geç

Türk Tabipler Birliği 78. Kongresi ikinci günü: 'Sağlık alanındaki sorunlar ülkenin siyasi gelişmelerden bağımsız değil'

TTB'nin 78. Kongresi'nin ikinci gününde hekimler, sağlıkta ticarileşme, kadınların sağlık hakkı, tıp eğitimi ve savaş politikalarının toplum sağlığına etkilerini tartıştı. Sağlık sorunlarının siyasal gelişmelerden bağımsız olmadığı vurgulandı.

Türk Tabipler Birliği 78. Kongresi ikinci günü: 'Sağlık alanındaki sorunlar ülkenin siyasi gelişmelerden bağımsız değil'
Evrensel
16

Ankara — Türk Tabipler Birliği’nin 78. Kongresi’nin ikinci gününde hekimler ülkede yürütülen mevcut sağlık politikaları, dünyada yükselen savaş ve çatışma atmosferinin toplum sağlığı açısından ne ifade ettiği, kadın hekimlerin yaşadıkları ayrımcılık, tıp eğitimin geldiği son nokta gibi pek çok konuya dair söz aldı. Söz alan hekimlerin pek çoğu ülkede yaşanan siyasal durumun sağlık politikalarına da yansıdığını belirtirken, NATO gerekçesiyle pek çok yurttaşın tutuklanmasına da tepki gösterdi.

“Kürtaj hakkının engellenmesi kabul edilemez”

TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Derya Bulgur, meslek örgütlerinde kadın temsiliyetinin hâlâ yetersiz olduğunu belirterek, "Cinsiyet kotası uygulaması şerh düşülmeksizin genel kurulda kabul edilmiş olmasına rağmen 2026 yılında hâlâ meslek örgütünde aktivist kadınların yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Örgütümüzün daha kapsayıcı, eşitlikçi ve adil bir tutum almasını sağlamaya çalışıyoruz" dedi.

Bulgur, yasal olmasına rağmen kürtaj hizmetinin kamu kurumlarında fiilen engellendiğini vurgulayarak "Yasal olan kürtaj hizmetinin kamu kurumlarında verilmesi mevcut politika ve uygulamalar nedeniyle engellenmektedir. Ancak özel hastanelerde para ile kürtaj yapıldığı da bilinmektedir. Kamuda ücretsiz kürtaj ve üreme sağlığı hizmetlerinin verilmemesi ya da engellenmesi bizler için kabul edilemez" dedi.

Sağlıkta ticarileşme hekimlik ilkelerine aykırı bir yaklaşım

Bir başka söz alan hekim sağlık hizmetlerinin gün geçtikçe ticarileşmesinin hastalara yönelik gereksiz müdahaleyi arttırdığını vurguladı. Hekim, “Yararlılık ve zarar vermeme ilkesine göre hekimin temel amacı hastaya fayda sağlamak, ona asla zarar vermemektir. Ticari sistemlerde ciddi kararlar, hastanın klinik ihtiyaçlarından çok kâr beklentilerine göre şekillenebiliyor. Gereksiz testlerin yapılması veya hasta aleyhine maliyet odaklı kısıtlamalara gidilmesi, doğrudan bu ilkenin ihlali anlamına geliyor. Koruyucu sağlık hizmetleri ihmal ediliyor. Performansa dayalı ödeme modelleri, daha fazla işlem yapmayı teşvik ederek gereksiz müdahale riskini artırıyor” dedi.

“Artan savaş politikaları toplum sağlığını tehdit ediyor”

Mersin Tabip Odası delegesi Dr. Ayşe Jini Güneş, dünyada artan savaş politikaları ve militarizasyonun toplum sağlığını dünya ölçeğinde tehdit ettiğine vurgu yaparak "Yaratılan baskı ortamıyla insan hakları ihlalleri görünmez kılınıyor, hukukun üstünlüğü ortadan kaldırılıyor. Dünyada emperyal emelleri olan ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de bu durumu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı.

Güneş, savaş ve işgal politikaların en ağır bedellerini kadınlar ve çocukların ödediğini söyledi. Güneş, “Kadınlara ve çocuklara karşı silah olarak kullanılan cinsel şiddet ve tecavüz vakaları, kuşaklara aktarılan kolektif travmalar ve ruhsal hastalıklar, yerinden edilmelerle ve kitlesel göçlerle ortaya çıkan barınma sorunu, sağlıksız ve aşırı kalabalık mülteci kamplarında maruz kalınan fiziksel ve psikolojik yıkım, derin yoksulluk, küresel ölçekte yayılan salgınlar ve pandemiler bu sonuçlardan yalnızca bazılarıdır. Gerek savaşın kendisinin gerekse savaş endüstrisinin kendisine kaynak yaratmak için neden olduğu ekokırım, hastanelerin bombalanması ve sağlık altyapısının yok edilmesi, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin güvensiz, güvencesiz ve tehdit altında çalışmak zorunda kalması, emeğin güvencesiz piyasa koşullarına ve piyasa mekanizmalarına teslim edilmesi de bu tablonun parçalarıdır” şeklinde konuştu.

“Doktor maaşlarının az olmasının sebebi savaşa ayrılan bütçedir”

Şanlıurfa Tabip Odasından Dr. Osman Yüksekyayla, sağlık alanındaki sorunların ülkedeki siyasal gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, "Doktor maaşlarının neden az olduğunun cevabı da savaşa, silaha, bombaya ayrılan bütçedir. Bu siyasal çözümsüzlük sadece siyasi bir mesele değil, toplumun ve sağlık alanının da etkilendiği bir meseledir” dedi.

Yüksekyayla, çatışmaların, zorunlu göçlerin, yoksullaştırmanın ve hak ihlallerinin toplum sağlığı üzerinde ağır sonuçlar yarattığını anlattı: “Ne hekimlerin yaşadığı sorunlar ne de halkın sağlık sorunları ülkedeki siyasal ve toplumsal koşullardan bağımsız değildir. Demokrasi olmadan sağlık hakkı korunamaz, hukuk olmadan emek ve çalışma hakkından bahsedilemez, barış olmadan ise yaşam hakkı güvenceye alınamaz.”

Asistan hekimler zorlu çalışma koşulları ile mücadele ediyor

Ankara Tabip Odasından Dr. Kubilay Dervişoğlu asistan hekimlerin hem fiziki hem de manevi olarak zorlandıkları konulara dikkat çekti. Dervişoğlu, “Hasta muayenesinde eğitim alamadığımız gibi, asistan dersleri de çalışanın dinlenme saati olması gereken öğle aralarına veya mesai saatleri dışına verilmektedir. Çalışan olmaktan gelen anayasal haklarımız vardır. Mevzuata göre eğitimin mesaiye sayılması gerekmektedir. Tüm bunların Türkiye'de çok az klinikte uygulanması, hatta dile getirildiğinde asistanların gördüğü tepki ve mobbing, hepimizin üzerine düşünmesi gereken, normalleştiremeyeceğimiz konulardır” şeklinde konuştu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler