Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), kamuoyunda "sosyal medya düzenlemesi" olarak bilinen ve içeriğinde sosyal mecralara yönelik sert kısıtlamalar barındıran 7578 sayılı 'Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) resmi başvurusunu yaptı. Başvuru dilekçesini AYM'ye sunan CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, yasanın hem hazırlanış biçimine hem de içeriğindeki katı kısıtlamalara yönelik sert eleştirilerde bulundu.
"Sağlık Komisyonunda Sosyal Medya Yasası Görüşüldü"
Gökhan Günaydın, internet, dijital oyunlar ve sosyal medya gibi uluslararası uzmanlık gerektiren hayati konuların TBMM Dijital Mecralar Komisyonu yerine Sağlık Komisyonu'nda görüşülmesini "absürt bir durum" olarak nitelendirdi. İtirazlara rağmen yasanın Aile ve Sağlık Bakanlığı bürokratlarıyla hazırlandığını belirten Günaydın, bu durumun alanın gerektirdiği teknik hassasiyetten uzak olduğunu savundu.
15 Yaş Altına Yasak, Yüz Tanıma ve %90 Bant Daraltma
İptali istenen torba yasanın en tartışmalı bölümlerini ise dijital özgürlükleri kısıtlayan maddeler oluşturuyor. Günaydın'ın açıklamalarına göre; çocukları koruma kalkanı adı altında getirilen düzenlemelerle sosyal medya platformlarına yüzde 90, oyun sitelerine ise yüzde 50'ye varan bant daraltma cezalarının önü açılıyor. Ayrıca yaş gruplarına göre kademeli bir yaklaşım yerine doğrudan 15 yaş altı çocukların sosyal medyaya girişinin yasaklandığı ve bu yasağı denetlemek üzere tartışmalı bir "yüz tanıma sistemi" getirildiği vurgulandı. İçeriğin çıkarılması ve erişim engeli süreçlerinin kolaylaştırılarak ifade özgürlüğünün daraltıldığı ifade edildi.
İtiraz ettikleri diğer konunun ise belediye otobüslerinden ücretsiz ya da indirimli yararlanan kişileri ilgilendirdiğini ifade eden Günaydın, şöyle konuştu:
"Merkezi hükümet bu çerçevede yerel yönetimlere bir katkı sağlıyor. Bu katkının hangi kapsamda ve hangi nitelik, nicelikte verileceğini Bakanlığa bırakıyor. Bakanlıkların bu yetkilerini keyfi kullandığına ilişkin yüzlerce örnek yok mu bu memlekette? Oysa bir kanuni ölçüt olmalı ve yasal bu ölçütleri ortaya koymalı. Bir başka konu ise bakıma muhtaç, bakıma ihtiyaç duyan çocuklar ve koruyucu ailelere ekonomik ve sosyal destek verilmesi yine bakanlığın takdir yetkisi altında, ucu açık keyfi denetimine serbest bırakılıyor. Nihayet bakıma ihtiyaç duyan ve yurtlarda kalan çocuklarımız üniversiteyi de bitirirlerse ancak bir sınav sonrasında kamuda işe başlatılabilecekler. Dolayısıyla çok sayıda çocuğumuz artık kamuya giremeyecek. Üstelik de bu sınavların nasıl yapıldığını, bu memlekette çok iyi bildiğimiz için bu da başka bir ayrımcılık ve keyfilik kaynağı olacak. Gördüğünüz gibi bu torba kanunun içerisinde, çocuklarımızdan ailelere kadar, ifade özgürlüğünden yerel yönetimlere kadar, kanuni ölçütlük ilkesini hiçe sayan ve ihlal eden çok sayıda düzenleme var. Anayasa Mahkemesi’nin 13 yıldır vermediği yürütmeyi durdurma kararını hiç olmazsa burada bir kere daha düşünmesini ve vermesini beklediğimizi ifade ediyoruz.”
DHA