Hukuk davalarında dilekçede talep edilmeyen alacak kaleminin sonradan ıslah yoluyla talep edilmesi konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve hukuk daireleri arasında uzun süredir görüş farklılığı bulunuyor. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, görüş ayrılığının giderilmesi için Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kuruluna (YİBBGK) başvurdu. YİBBGK’de Yargıtay Birinci Başkanı ve Başkanvekillerinin yanı sıra tüm hukuk ve ceza dairelerinin başkanları, tüm Yargıtay üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Başsavcıvekili görev yapıyor. Bu kurulda alınan kararlar tüm mahkemeleri, Yargıtay dairelerini ve genel kurulları bağlıyor.
SORULARINIZ İÇİN: [email protected]
Konuyla ilgili olarak öncelikle Hukuk Genel Kurulundan ve ilgili hukuk dairelerinden görüşleri alındı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yazısında, aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan ve birden fazla alacak kalemi içeren alacak davalarında (iş ilişkisi gibi) alacak kalemlerinden birinin daha sonra ortaya çıkması veya öğrenilmesi halinde bu eksikliğin ıslah yolu ile tamamlanabileceği belirtildi. Ancak konunun tartışmalı olduğu, Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay hukuk daireleri kararları arasında içtihat farklılığı olduğu kaydedildi.
İŞÇİ DAVALARINA BAKAN 9. HUKUK DAİRESİ ISLAH UYGULAMASINI SAVUNDU
İşçilerin açtıkları davalara bakan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çok net bir şekilde ıslah uygulamasının devam etmesi gerektiğini belirtti. Dairenin yazısında, hemen her iş davasında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarının talep edildiği, ücretin ekleri devreye girdiğinde ise çok daha fazla sayıda alacak kaleminin talep edilebildiği vurgulandı.
Bazen dava dilekçesinde vakıalar açıklandığı ve hukuki sebepler gösterildiği halde bir alacak kaleminin unutulabildiği, buna rağmen bilirkişi hesaplama yaptığında ıslah yoluyla diğer alacak kalemlerinde miktar artırıldığında dava dilekçesinde talep edilmeyen alacak için de istekte bulunulabildiği kaydedildi. Islahın, hatalı şekilde yapılan usul işleminin düzeltilmesi anlamına geldiği, dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacağın ıslah yoluyla istenmesine engelin bulunmadığı belirtildi. Islah yoluyla dava konusu miktarların artırılmasını yasaklayan yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptalinden sonra ıslah yoluyla dava konusu miktarların artırılmasının mümkün hale geldiği ifade edildi. 9. Hukuk Dairesinin yazısında, bu uygulamanın çok sayıda yeni dava açılmasını önlediği ve devam eden yargılama içinde ek talepler bakımından uyuşmazlığın çözümüne imkan sağlandığı görüşü dile getirildi.
Yazıda şöyle devam edildi:
“İş yargılamasında sıkça karşımıza çıkan bu uygulama dava dilekçesinde unutulan bir alacak kaleminin sonradan yeni bir dava ile istenmesi yerine, aynı delillerle ispatı mümkün olduğu üzere açılmış bulunan davada ıslah yoluyla ileri sürülmesi usul ekonomisi ve işçinin korunması ilkesine son derece uygundur. İlk kez ıslah yoluyla talep edilen alacak kalemi bakımından davalı tarafın her türlü defi ve itiraz hakkını kullanması mümkün olup, davalı açısından da herhangi bir hak kaybı ortaya çıkmayacaktır.
HUKUK DAVALARINDA KISMEN ISLAH YAPILAMAZ İÇTİHADI
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, görüşleri topladıktan sonra hukuk davalarında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dahil edilemeyeceğine karar verdi. Kararın gerekçesinde, “Dava, dava dilekçesi ile açılır. Davacı dava dilekçesini hazırlarken tüm taleplerini düşünmek, hangi husus ya da hususlarda hukuki korunma istiyorsa buna ilişkin iradesini tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açıkça bildirmek ve sistematik şekilde ortaya koymak zorundadır” denildi.
Dava dilekçesinin yargılamanın sınırlarını çizen ve hukuki ilişkinin çerçevesini belirleyen bir irade beyanı olduğu kaydedilen kararda, dava dilekçesinde bulunması gereken en önemli unsurun talep sonucu olduğu, mahkemelerin kararını özellikle dava dilekçesindeki taleplere göre verdiği vurgulandı. Kararda, dava konusu edilmeyen bir şeyin kısmen ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine olanak bulunmadığı, çünkü bu durumda daha önce dava konusu edilmeyen yeni bir talebin kısmen davaya dahil edilmesiyle adeta ikinci bir dava açılmış olunacağı ifade edildi.
Gerekçeli kararda, dava ile talep edilmeyen bir talebin kısmen ıslah ile davaya dahil edilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Anayasa’nın adil yargılamanın temel unsurlarından olan silahların eşitliği ilkesine de uygun düşmediği belirtildi. Kararda, “Tüm bu açıklamalar kapsamında yapılan görüşmeler sonucu, hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dahil edilemeyeceğine karar verilmiştir” denildi. Karar oy çokluğu ile alındı.