MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘mutlak butlan’ kararı sonrası CHP’de yaşanan gelişmelere ilişkin açıklama yaptı.
Türkgün Gazetesi’ne konuşan Bahçeli, CHP’de yaşanan mutlak butlan krizi ile ilgili Kürt sorununun çözümü kapsamında başlatılan sürece gönderme yaparak “Konunun sokaklara taşınma girişimlerini çok tehlikeli buluyoruz. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşma yolunda alınan mesafeyi sabote etmeye, istikrarı zehirlemeye dönük bir unsur olarak değerlendiriyoruz” dedi.
Bahçeli, CHP Genel Başkanlığı görevinden mahkeme kararıyla alınan Özgür Özel'i eleştirdi ve Özel'in Yargıtay’ın nihai kararını beklemeksizin CHP’nin içinde bulunduğu krizi derinleştirecek hamleler yaptığını söyledi.
Özel'in "Canımızı ortaya koymaya fiziki mücadeleye var mısınız ?" dediğini hatırlatan Bahçeli, Gezi Parkı olaylarını hatırlatarak "Bu şekilde kimlere, ne mesaj verilmeye çalışılmaktadır? Bu bir hazırlığın işareti midir?" diye sordu.
'DEFACTO LİDER'
Bahçeli'nin konuşmasından satır başları şöyle:
“Sayın Özel, fiili bir müdahale ile TBMM Grup Başkanlığına geçerek partide yeni ve paralel bir merkez kurmuş, kanunda tanımlanan genel başkanlık statüsüne karşı CHP’nin defacto lideri ünvanını almıştır.
CHP’deki giderek sertleşen liderlik mücadelesi, mevcut kutuplaşma ortamını daha da derinleştirme potansiyeli taşımaktadır. Özellikle tarafların birbirlerini siyasi rakipten ziyade meşruiyet sorunu üzerinden değerlendirmesi, siyasi dilin sertleşmesine, sosyal ve konvansiyonel medya merkezli gerilimlerin artmasına, toplumsal uzlaşma zemininin daralmasına ve kurumsal kimliğe duyulan güvenin zarar görmesine neden olmaktadır. Siyasetin kanunlara ve etik kurallara uygun bir zeminde yürütülmesi esastır. Hukuken sakat olduğu tespit edilmiş bir işlemde mağdurun korunması hukuk güvenliğinin temelidir.
SÜREÇ UYARISI
Türkiye’nin köklü partisi CHP’de yaşanan gerilimin yaygınlaşması, toplumsal barış gibi geniş siyasi mutabakat gerektiren milli meselelerde ortak zemin oluşturulmasını zorlaştırabilecek, kamuoyu enerjisi Terörsüz Türkiye ve reform gündemlerinden ziyade parti iç tartışmalara yönelebilecektir.
CHP içerisinde yaşanabileceği ileri sürülen olası bir ayrışma, yalnızca bir parti meselesi olarak görülmemelidir. Türkiye’nin demokratik kültürü, siyasal kurumlaşma düzeyi ve toplumsal huzur ortamı üzerinde etkiler üretebilecektir.
ANITKABİR ZİYARETİNE ELEŞTİRİ
Anıtkabir ve TBMM yürüyüşleri Türk siyasetinde gerilimli fay hatlarını tetikleyici bir harekete yöneliktir. Zira Gazi Meclis ve Anıtkabir, siyasetin aktüel tartışmalarının dışında Türk milletinin birlik ve beraberliğini temsil eden milli hafıza mekanlarıdır. Türk milletinin müşterek değerlerini ifade eden millî hafıza mekanlarında yaptığı politik açıklamalarla Özel, demokrasinin, hukuk devletinin ve Atatürk mirasının yegane temsilcisi olarak kendisini göstermeyi amaçlamaktadır. Zira bütün Türk gençliğinin kalbine nakşettiği Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni Anıtkabir’de okutması, Atatürk üzerinden toplumu ayrıştırma politikasının ve mizanseninin tehlikeli bir parçası olmuştur.
Politik amaçlar uğruna milli hafıza mekanlarının ve milli kahramanların suistimali, bunlar üzerinden ‘ya bizdensiniz ya onlardan’ mealinde toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup, iç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu dönemde bölgemizdeki istikrarsızlaştırmaya dayalı emperyalist oyunun Türkiye’deki iz düşümünü teşkil etmektedir.
'ERGEN DEVRİMCİLİĞİ'
Özgür Özel, ayrıştırıcı dil ve üslubuyla Türkiye'nin istikrar ve güven ortamına mugayir hareketleriye ve saatlerce sufle aldığı odaklardan gelen istekleri sorgusuz uygulama iradesiyle ne Anıtkabir’in bekçisi ne de Türk gençliğinin lideri olma potansiyeline sahiptir. Bir dönem yönettiği CHP’de ortaya çıkan ve her biri ahlak ve etik sorunu olan meselelere karşı güçlü bir şekilde tavır almaktan imtina eden, partisine yönelik iddiaların üzerine gitmektense üstünü örtmeyi yeğleyen birisi Atatürk’ün mirasçısı ve Türk gençliğinin öncüsü olamaz.
Özel'in devlet adabından, CHP'nin tarihî ve kurumsal kimliğinden kopuk, Türk siyasi hayatının hafızasını doğru okumayan ve Türk milletini politik ajandasındaki gündem maddeleri doğrultusunda provoke eden, görünüşte 'ergen devrimciliği', ne CHP ne de Türkiye için sorumlu siyaset anlayışını barındırmamaktadır.
Özgür Özel‘in nümayiş siyaseti aynı zamanda CHP teşkilatları arasında safları sıkı tutma gayretinin izdüşümüdür Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK Parti’nin CHP’ye yönelik operasyonunun taşeronu ve Kemal Bey’in saflarında yer alanların bu operasyonun destekçisi ilan edilmesi ile ilerleyen süreçte genel merkezde yine teşkilatlardan saf değiştirecek olanlara da gözdağı verilmesini amaçlamaktadır. Özel’in paralel liderliğinde Kemal Kılıçdaroğlu üzerinde baskı kurulması ve Kılıçdaroğlu’nun arınma siyasetinin teşkilatlardaki ve toplumdaki olumlu karşılığının engellenmesi hedeflenmektedir CHP’de arınma sürecine dayanan gayri ahlaki ve yolsuzluk dosyalarının gün yüzüne çıkmasıyla teşkilatlarda kendisine yönelik desteğin azalması tehlikesine karşı kendisinden olmayan herkesi peşinen iktidar işbirlikçisi ve hain olarak damgalamak ise Özel‘in sorunlu siyaset anlayışının bir yansımasıdır.
GEZİ PARKI HATIRLATMASI
(Özel‘in "Canımızı ortaya koymaya fiziki mücadeleye var mısınız?" açıklaması) Bu açıklamanın Gezi Parkı olaylarının yıldönümünde yapılması manidar olmuştur. Böylesi bir durum karşısında şu soruların sorulması gerekmektedir: İlk defa dikkat çekici bir vurguyla servis edilen 'fiziki mücadele' ne anlama gelmektedir? Bu şekilde kimlere, ne mesaj verilmeye çalışılmaktadır? Bu bir hazırlığın işareti midir? Toplumda meşru hukuk yollarından sonuç alınmadığı algısı oluşturularak partililerin kışkırtılması kamu güvenliğini tehdit eden bir tablo ortaya çıkarılabilecektir.
'SÜRECİ SABOTE ETMEYE DÖNÜK BİR UNSUR'
Bu gibi toplumsal olayları tetikleyici; kaos ve kargaşaya davetiye çıkarıcı fiil ve eylemleri Türkiye’nin huzurunu ve istikrarını tehlikeye sökücü davranışlar olarak görüyoruz. Yaşananların demokratik tepki hakkını aşan bir noktaya evrilmesinden endişe duyuyoruz. Konunun CHP’nin kendi iç meselesi olmaktan çıkarılarak sokaklara taşınma, istismar edilerek toplumsal olaylara zemin hazırlama girişimlerini çok tehlikeli buluyoruz. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşma yolunda alınan mesafeyi sabote etmeye, tesis edilen barış, huzur ve istikrarı zehirlemeye dönük bir unsur olarak değerlendiriyoruz.
'ÜÇ SACAYAĞI' AÇIKLAMASI
CHP’de Özgür Özel paralel liderliğinde olası yeni parti senaryoları da gündemde tutulmakta bunun için Kemal Kılıçdaroğlu’nun arınma süreci bağlamında atacağı adımların beklendiği değerlendirilmektedir. Silivri’de saatler süren müzakere ve oradan servis edilen açıklamalardan Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel‘in olası yeni parti senaryosunu üç sacayağına oturtabilecekleri anlaşılmaktadır. Bunlardan birincisi parti içerisinde disiplin süreçlerine paralel olarak ayrılma takvimi planlanmasıdır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluk ve rüşvet iddialarına müstenit adli yargılama sürecinde olan partililerin üyeliklerini askıya alma kararı, bununla beraber İmamoğlu - Özel ekibinin tasfiye süreci, yeni parti kurma çalışmalarını 'CHP iktidar tarafından ele geçirildi' başlığıyla başlatabilecektir. İkincisi toplumsal muhalefetin ve kamuoyununun yeni parti kurma kararına hazırlanmasıdır. Bu bağlamda CHP’ye yakın medya kuruluşlarının Özel'in butlan kararını yırtıp atması, yağmurda ıslanması, Toma‘nın üstünde sol yumruğunu havaya kaldırması, Anıtkabir'de çelenk krizi çıkarmasını planlı bir şekilde kamuoyuna servis etmesi bu planın bir parçası olarak görülebilir. Bununla beraber Özel'in sokak mitingleri ve nümayişleri de 'CHP’yi iktidar işgalinden geri alma gayreti' mizanseni, toplumsal muhalefete yönelik 'son umut direnen lider' PR çalışmalarının bir ürünü olarak kabul edilebilir.
'YENİ İTTİFAK KAPISI'
Özel‘in yaptığı mitinglerde marjinal sol grup oluşumlarını yer alması zafer işareti ile bozkurt işareti yapanlarının aynı karede servis edilmesi özeli toplumsal muhalefetin doğal lideri olarak lanse etme amacının bir parçasıdır. Nitekim İBB başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun sosyal medya mecrasında yapmış olduğu açıklamada butlan davası kendisine yönelik siyasi operasyonunun devamı olarak göstermesi ve bütün toplumu Cumhuriyet ve demokrasiye sahip çıkma daveti de bu kurgunun ürünüdür. Üçüncüsü ise muhalefet partilerinin bir kısmının sürecin başından itibaren Özel'in yanında hizalanması yeni parti süreci ile beraber Türk siyasetinde yeni ittifaklarının kapısına arayabilecek olmasıdır. Özellikle İP genel başkanının Kemal Kılıçdaroğlu’nu muhatap almayacağını açıklaması ve CHP’nin bayramlaşma programında İYİ Parti ve Zafer Parti’nin paralel liderlikle bayramlaşmayı tercih etmesi CHP’de parti içi muhalefetle başlayan ve nifak hareketine dönüşen süreci Türk siyasetinde nifak ittifakına dönüştürebilecektir. Zira İYİ Parti ve Zafer Partisi’nin siyasi hayatlarını devam ettirebilmeleri için böylesi bir ittifak parlamento yeniden girmeleri açısından bulunmaz bir fırsat olacaktır." (POLİTİKA SERVİSİ)