Ana içeriğe geç

İtirafçının itirafı

Türkiye ile Düşman Olmak İstemezsiniz'... Çok sevdim bu cümleyi. İsrailli bir Türkiye uzmanı söyledi. Çıktı ülkesinde ekranlardan böyle bağırdı. Çünkü artık hesap değişti. Uluslararası siyasette en ağır itiraflar, dostlardan değil düşmandan gelir. Yıllarca Türkiye'yi küçümseyen, 'ekonomisi çökecek', 'yalnızlaşacak', 'eski gücünü kaybetti', 'Hasta adam' diye bağıran ağızlar bugün başka bir cümle kuruyor: 'Türkiye ile düşman olmak istemezsiniz.' Bu söz, Türkiye'nin anlattığı bir hikâye değil;...

İtirafçının itirafı
A Haber
16

Türkiye ileDüşman Olmakİstemezsiniz"... Çok sevdim bu cümleyi.

İsrailli bir Türkiye uzmanı söyledi. Çıktı ülkesinde ekranlardan böyle bağırdı. Çünkü artık hesap değişti. Uluslararası siyasette en ağır itiraflar, dostlardan değil düşmandan gelir.
Yıllarca Türkiye'yi küçümseyen, "ekonomisi çökecek", "yalnızlaşacak", "eskigücünü kaybetti", "Hasta adam" diye bağıran ağızlar bugün başka bir cümle kuruyor: "Türkiyeile düşman olmakistemezsiniz." Bu söz, Türkiye'nin anlattığı bir hikâye değil; Türkiye'yi yakından takip edenlerin kabul etmek zorunda kaldığı yeni gerçektir. Çünkü artık karşılarında eski Türkiye yok. Ankara son 23 yılda sabırla ve çalışarak, büyüyerek, nakış gibi işleyerek tüm dünyada bu gücü kafalara vura vura çaktı.

Şimdi bizden her alanda tokat üzerine tokat yiyen Fransa bile "Türkiyeile ilişkileri nasılgeliştiririz" diye önceki gün kafa patlatmaya başladı. Yeni NATO bile Ankara'da kuruluyor. Türkiye o masada garson değil karar verici artık. Savunma sanayisinde dışa bağımlı, krizlerde başkalarının kararını bekleyen ezik Türkiye dönemi geride kaldı. Artık yazılımlar da düğmeler de elimizde.

Elin oğluna "Neyapacağız" diye sormuyoruz. Kapılarda yalvarmıyoruz. Hurda silahlar için sıraya girmiyoruz. Bugün kendi savaş teknolojisini geliştiren, kendi İHA'sını, SİHA'sını, kıtalararası füzesini, savaş gemisini, uçaklarını üreten ve gerektiğinde sahada dengeyi değiştirebilen bir Türkiye var. İşte bazı başkentleri asıl rahatsız eden de budur. Onları rahatsız eden şey Türkiye'nin konuşması değil...

Artık konuştuğunuuygulayabilecekkapasiteye ulaşmışolmasıdır. Uluslararası ilişkiler acımasızdır. Kimse güçlü bir Türkiye istemez. Çünkü güçlü Türkiye; Doğu Akdeniz'de hesapları bozar, Karadeniz'de denklemleri değiştirir, Kafkasya'da yeni dengeler kurar, Orta Doğu'da ezberleri yıkar.

Afrika'da sömürgecileri kovar. Dünyada mazlumların sesi olur. Bağımsız karar alan bir Ankara, yıllarca bölgeyi kendi çıkarlarına göre şekillendirmeye alışmış çevrelerin konforunu bozar. Bu yüzden bugün Türkiye'nin attığı her adım dikkatle izleniyor. Her savunma sanayi projesi, her diplomatik girişim, her askeri tatbikat uluslararası raporlara giriyor. Çünkü artık Türkiye izleyen değil, izlenen ülkeler arasında.
Tribünden indik. Sahanın her yerindeyiz.

İsrailli uzmanın söylediği sözün değeri de burada ortaya çıkıyor. Bu açıklama mecburi bir kabulün ifadesidir. Kimse maliyeti ağır olacak bir hesaplaşmayı istemez. Çünkü karşısındaki ülke artık yalnızca coğrafi olarak büyük değil; askeri kapasitesi, teknolojik üretimi, stratejik konumu ve bölgesel etkisiyle oyun kurabilen bir aktördür. Güçsüz devletlerin haklı olması, çoğu zaman sonuç değiştirmez. Sahadaki gerçekler, ideolojik ezberlerden daha güçlüdür. İşte bu yüzden tek bir cümle, sayfalarca analizden daha fazla anlam taşıyor: "Türkiyeile düşman olmakistemezsiniz." Bu cümle bir övgü değildir.

Bir tehdidin ifadesi de değildir. İsrailli uzmanın açıklaması değişen güç dengelerinin istemeden yapılmış en net itirafıdır. Bu cümleyi hafife almayın. Çünkü bu söz, Türkiye'nin kendi propagandası değil; ABD'yi bile oyuncağa çeviren terörist devletten gelen bir kabulün ifadesidir.

Uluslararası siyasette bundan daha değerli bir itiraf yoktur. Kimse bunu yüksek sesle söylemek istemiyor ama gerçek şu: Güç dengesi değişiyor. Ve güç dengesi değiştiğinde, söylemler de değişir.
Dün küçümseyenler bugün uyarıyor. Dün alay edenler bugün sayfalarca analiz yazıyor.
Dün "Türkiye neyapabilir ki?" diyenler bugün "Türkiyeile karşı karşıyagelmeyin" demeye başladı. Uluslararası ilişkilerde bunun adı caydırıcılıktır. Çünkü devletler güzel sözlerden değil, güçten anlar. Diplomasi ancak arkasında kapasite varsa etkilidir.

Gerçek güç, dostlarınızın sizi övmesiyle değil; "Türkiye'de 200 yılecdadına sövecekbir düzen kurduk" diyen yeryüzüne yayılmış Siyonist ahtapot sistemin sizi hesaba katmasıyla anlaşılır. Bir zamanlar Türkiye'ye ders vermeye çalışanlar, içimizde cirit atıp kullanışlı elemanlarla yönetenler, bir mermi üretmesine bile engel olanlar, savaş uçaklarını semalarımızda pikniğe çıkaranlar, bugün prangalarını söküp atmış Ankara'nın adımlarını her saniye takip etmek zorunda kalıyor. Çünkü artık oyun değişti. Bağımsız Türkiye dünyanın birçok bölgesinde tüm hesapları bozuyor. Artık kimse Türkiye'yi yok sayarak plan yapamıyor.

Kimse Ankara'yı denklemin dışına iterek bölgesel düzen kuramıyor. Dünyadan bihaber, Silivri'den öteye geçemeyen muhalefetimize rağmen hem de. Yıllarca uluslararası arenada eziklik yaşatılmış bir neslin yaşlı üyesi olarak gözüm arkada değil artık. Bugünleri de gördük şükürler olsun.

Kaynağa Git

İlgili Haberler