Ana içeriğe geç

Polis kışkırtmasıyla elde edilen delil mahkumiyete esas alınabilir mi?

AYM, savcı talimatı ve hakim kararı olmadan 'müşteri gibi' hareket eden polislerin kışkırtmasıyla elde edilen delillere dayalı mahkumiyeti hak ihlali saydı. İşte emsal kararın detayları...

Polis kışkırtmasıyla elde edilen delil mahkumiyete esas alınabilir mi?
Memurlar.net
16

Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, kolluk görevlilerinin savcı talimatı ve hakim kararı olmaksızın kendiliğinden yürüttükleri gizli soruşturma faaliyetiyle elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet kararı verilmesini, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali saydı. 16 Aralık 2025 tarihli ve oyçokluğuyla alınan karar, 6 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.

Polis "müşteri gibi" arayarak operasyon yaptı

Başvuruya konu olayda, Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliğinde görevli polis memurları, fuhşa aracılık yapıldığı duyumu üzerine bir şahsın telefon numarasını müşteri sıfatıyla aradı. Yapılan görüşmeler sonucunda buluşma noktasına gelen kadınlar ve onları gönderdiği ileri sürülen başvurucu hakkında soruşturma başlatıldı. Cumhuriyet savcısı, olaydan ancak bu aşamada haberdar edilerek talimatları alındı.

Başvurucu, fuhşa aracılık etme suçundan 2 yıl hapis ve mağdur sayısınca uygulanan adli para cezasına çarptırıldı; hükmün açıklanması geri bırakıldı. Denetim süresi içinde kasıtlı suç işlenmesi nedeniyle hükümler 2019 yılında açıklandı. Mahkeme; kolluk görevlilerinin olay sırasındaki tespitlerini, tutanak düzenleyen polislerin tanık beyanlarını delil olarak hükme esas aldı. İstinaf başvurusu da esastan reddedilince başvurucu, kamu görevlilerinin hukuka aykırı şekilde gizli soruşturmacı gibi hareket ettiğini belirterek AYM'ye bireysel başvuruda bulundu.

AYM iki aşamalı test uyguladı

AYM, "kışkırtma" veya "tuzağa düşürme" iddialarını, AİHM içtihatlarıyla uyumlu şekilde iki aşamalı bir incelemeye tabi tuttu. Maddi test kapsamında, gizli soruşturma tekniklerini kullanan görevlilerin pasif şekilde suç faaliyetini soruşturmakla mı yetindiği, yoksa işlenmeyecek bir suçun işlenmesini teşvik edecek şekilde etki mi uyguladığı araştırılıyor. Usul güvenceleri testinde ise kışkırtma iddiası karşısında derece mahkemelerinin gerekli adımları atıp atmadığı, bu yolla elde edilen delilleri dışlayıp dışlamadığı denetleniyor.

Kararda, gizli soruşturmacının esas görevinin suç faaliyetlerini pasif şekilde takip etmek olduğu; kolluğun görevinin suçu önlemek ve soruşturmak olup kışkırtmak olmadığı vurgulandı.

Kolluk suçun işlenmesinde aktif rol oynadı

AYM, somut olayda kolluk görevlilerinin suçun işlenmesi sürecinde yalnızca edilgen biçimde kalmadığını; başvurucuyla buluştuktan sonra kadın bulunmasına yönelik konuşmalar yapmak ve para vermek suretiyle suçun işlenmesini teşvik edecek şekilde davrandığını tespit etti. Kararda, kolluk görevlilerinin aktif tutum sergileyerek başvurucudan dört kadın daha istemelerinin, mağdur sayısına bağlı olarak verilen ceza miktarının artmasına da yol açtığına dikkat çekildi.

Gizli soruşturmacı ancak hakim kararıyla görevlendirilebilir

Kararın bir diğer kritik tespiti, görevlendirme usulüne ilişkin oldu. AYM; kolluk görevlilerinin soruşturma işlemini talimat olmaksızın kendiliğinden yürüttüğünü, bu görevlilerin gizli soruşturmacı olarak kabulü halinde ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 139'uncu maddesi uyarınca görevlendirmenin ancak hakim kararıyla yapılabileceğini, somut olayda ise bir hakim kararı bulunmadığını belirtti.

İstinaf dairesinin de müdahalenin adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun olup olmadığını tartışmadan başvuruyu esastan reddettiğini kaydeden AYM, delillerin hukuka aykırılığı yönünden CMK'nın 206 ve 217'nci maddeleri kapsamında bir değerlendirme yapılmadığını vurguladı. Bu gerekçelerle Yüksek Mahkeme, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Yeniden yargılama yapılacak

AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdi; başvurucuya toplam 40 bin 487,60 TL yargılama giderinin ödenmesine hükmedilirken tazminat talebi reddedildi. Kararda, ihlal tespitinin beraat veya mahkumiyet anlamına gelmediği, delilleri değerlendirip sonuç çıkarma yetkisinin ilgili mahkemelere ait olduğu da hatırlatıldı.

Üyeler Muhterem İnce ve Ömer Çınar ise karşıoy yazılarında; polisin 2559 sayılı Kanun çerçevesinde yetkilerini kullandığını, başvurucunun suç işleme iradesinin polis tarafından oluşturulduğunu ispatlayamadığını ve çoğunluk görüşü kabul edilirse polisin suçun ortaya çıkarılması için iletişim dahi kuramayacağını belirterek ihlal görüşüne katılmadı.

Kararı görmek için tıklayınız.

Kaynağa Git

İlgili Haberler