Ana içeriğe geç

Bilim ordusundan sosyal medyadaki bilgi kirliliğine karşı Van zıkışı: "Sadece benim için"

Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı (TAJEV), yaklaşık $20$ yıldır kadın sağlığı için sürdürdüğü "Sadece Benim İçin" projesini bu kez Van’da gerçekleştirdi. Türkiye’nin önde gelen jinekoloji uzmanlarının katıldığı etkinlikte binlerce kadına ücretsiz kanser taraması ve sağlık eğitimi verilirken; uzmanlar sosyal medyadaki aşı karşıtlığı, şeker yükleme testi karşıtlığı ve tıbbi bilgi kirliliğine karşı çok sert uyarılarda bulundu.

Bilim ordusundan sosyal medyadaki bilgi kirliliğine karşı Van zıkışı: "Sadece benim için"
Karar
16

Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı’nın (TAJEV) $2008$ yılında başlattığı ve kadın sağlığında bilinç düzeyini artırmayı hedefleyen sosyal sorumluluk projesi “Sadece Benim İçin”, Van’da yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Van Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü ve Van Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen halk buluşmasında kadınlar, jinekolojik kanserler, gebelik takibi ve menopoz gibi hayati konularda alanında en yetkin isimlerden doğrudan bilgi alma fırsatı buldu.

Proje kapsamında Van Uygulama Oteli Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ücretsiz halk seminerlerinin yanı sıra, KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) mobil araçlarıyla kadınlara meme kanseri ile rahim ağzı kanseri (HPV) taramaları ücretsiz olarak uygulandı.

yeni-proje-5.jpg

"MENOPOZU NORMALLEŞTİRMEYİN: YAŞAM SÜRESİ $80$ YAŞINA ULAŞTI"

Basın toplantısında konuşan TAJEV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cihat Ünlü, vakfın $18$ yıldır kadın sağlığına adanmış bu projesinde bugüne kadarki en yoğun katılımın Van'da gerçekleştiğini vurguladı. Doğru bilgiye erişimin zor olduğu bölgelerde bu tür buluşmaların hayati önemde olduğunu belirten Ünlü, menopoz dönemi ve Hormon Replasman Tedavisi (HRT) hakkında şu kritik bilgileri paylaştı:

"Bugün kadınlarda beklenen yaşam süresi $80$ yaşına ulaştı. Bu da kadınların hayatlarının yaklaşık $30$ yıllık bir bölümünü menopozda geçirdiği anlamına geliyor. Dolayısıyla menopoz sürecindeki sıkıntıları 'yaşlılığın doğal bir sonucu' diyerek normalleştirmemek gerekir. HRT (Hormon Tedavisi) bu dönemdeki yaşam kalitesi için çok değerlidir. Ancak kanser, felç, emboli, anevrizma veya yüksek tansiyon geçmişi olan kadınlara hormon önermiyoruz. Günümüzde bant ve jel formunda güvenli östrojen takviyeleri var; fakat bu jeller kesinlikle göğüs ve yüz bölgesine sürülmemelidir, aksi takdirde meme kanseri riskini tetikleyebilir."

Sempozyum Başkanlarından Prof. Dr. Yusuf Üstün de erken menopoz olgularına dikkat çekerek, "Erken menopoza giren kadınlarda bir engel yoksa mutlaka hormon replasman tedavisi uygulamalıyız. Kadınların bu döneme girmeden önce obezite, sigara, hareketsizlik ve kötü beslenmeye karşı önlem alması, kalsiyum ve $D$ vitamini desteklerini aksatmaması gerekir" dedi.

"AŞI KARŞITLIĞI SOSYAL MEDYA BALONUDUR: HPV AŞISI ULUSAL PROGRAMA ALINMALI"

Sosyal medyadaki kanıtsız ve bilim dışı iddiaların toplum sağlığına verdiği zarara değinen Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Faruk Köse, özellikle aşı karşıtlığına yönelik çarpıcı veriler paylaştı:

"Türkiye, çocukluk çağı aşılamasında $\%98$ gibi rekor bir oranla dünya lideriyken, sosyal medyadaki dezenformasyon bu başarıyı tehdit ediyor. Örneğin ABD’de boğmaca aşısına karşı yürütülen kara propaganda nedeniyle aşılanma oranları düştü ve bu durum ülkeye yalnızca bir yılda $38\text{ milyar dolar}$ ek sağlık maliyeti getirdi. Benzer tehlikeler ülkemizde de yaşanıyor. 'Aşılarda alüminyum var, zararlı' iddiası tamamen asılsızdır. Bir aşıda bulunan alüminyum miktarı yalnızca $0{,}5\text{ mg}$ düzeyindedir. İnsanlar günlük yaşamda gıdalarla ve çevreyle bunun katbekat fazlasını zaten alıyor."

HPV aşılarının dünyadaki durumuna da değinen Köse, "Dünya genelinde sağlık sistemleri entegre olan $192$ ülkeden $180$'i HPV aşısını ulusal aşı programına alarak halkına ücretsiz uyguluyor. Suudi Arabistan, Katar gibi ülkeler de dahil olmak üzere bu aşıyı ücretsiz yapmayan neredeyse hiçbir bölge ülkesi kalmadı. Çevremizde bu aşıyı henüz ulusal programa dahil etmeyen sadece Türkiye ve Cezayir kaldı" diyerek sistemsel bir adım atılması çağrısında bulundu.

"GEBELİKTE ŞEKER TESTİ BEBEĞİ KORUR, KARŞI ÇIKANLARA HUKUKİ YAPTIRIM GEREKLİDİR"

Gebelikte şeker yükleme testine yönelik sosyal medyadaki asılsız iddialara yanıt veren Prof. Dr. Özlem Pata ise Türk toplumunun beslenme alışkanlıkları ve diyabet riski arasındaki ilişkiyi açıkladı:

"Aşı karşıtlığı gibi gebelikte şeker testine karşı çıkmak da büyük bir sorumsuzluktur. Şeker testinde anne adayına verilen glikoz miktarı, sadece bir bardak limonatadaki şeker kadardır. 'Anneler zehirleniyor' iddiaları tamamen uydurmadır. Biz Ortadoğu mutfağı ağırlıklı, karbonhidratlı ve yağlı beslenen bir toplumuz. Ülkemizde diyabet oranları çok yüksek. Ailesinde diyabet geçmişi olan ya da insülin direnci bulunan gebelerde, hamileliğin ilk $8$ ile $10$. haftasından itibaren bu testi yapmak zorundayız. Bu test, bebeğin anne karnında şeker hastalığına maruz kalmasını önler. Sosyal medyada mesnetsiz açıklamalar yaparak anne adaylarını yanlış yönlendirenlerin hukuki olarak cezalandırılması gerekir."

"SAĞLIK HABERLERİNE RTÜK BENZERİ BAĞIMSIZ DENETİM ŞART"

Sosyal medyadaki sağlık tavsiyelerinin denetimsizliğine değinen Prof. Dr. Fırat Ortaç, devletin bu konuda acil bir mekanizma kurması gerektiğini savundu:

"Televizyon kanallarında uygunsuz bir içerik yayınlandığında cezai yaptırım uygulanabiliyor. Ancak insan sağlığını doğrudan tehdit eden aşı ve test karşıtı yayınlara, sosyal medya paylaşımlarına karşı bir denetim yok. Sağlık Bakanlığı bünyesinde acilen bağımsız bir kurul oluşturulmalı; televizyonlarda ve dijital mecralarda sağlık programı yapacak kişilerin uygunluğu bu kurul tarafından denetlenmelidir. Hükümetin, çocukları en azından $15$ yaşına kadar eksiksiz şekilde aşılaması anayasal ve hayati bir zorunluluktur. Sosyal medyadaki genel geçer tavsiyelerle tedavi olunamaz; tıpta her zaman 'bireyselleştirilmiş tedavi' esastır."

VAN’DA BİLİM ŞÖLENİ: GÜNCEL YAKLAŞIMLAR SEMPOZYUMU

Sosyal sorumluluk projesinin halk buluşmasının ardından, $5$-$6$ Haziran tarihlerinde DoubleTree by Hilton Van’da bölgedeki sağlık çalışanlarına yönelik "Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu" düzenlendi. Sempozyumda, bölgede görev yapan kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile ebeler ve hemşirelere jinekolojideki son bilimsel gelişmeler aktarılarak bölgedeki sağlık hizmet kalitesinin artırılması hedeflendi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler