Oxford Economics ve Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine dayanan yeni bir küresel analiz, Avrupa genelinde askeri harcamaların Soğuk Savaş'tan bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını ortaya koydu. Ancak manşetleri süsleyen bu devasa bütçe artışları, kıtadaki askeri kapasiyetin aynı hızda büyüdüğü anlamına gelmiyor.
Euronews'in haberine göre Avrupalı NATO üyeleri, 2025 yılında savunma harcamalarını %14 oranında artırarak yaklaşık 739 milyar avroya yükseltti. Bu hamle, 1950’lerden bu yana görülen en dik yükseliş olarak kayıtlara geçti. Kolektif olarak ittifakın AB üyeleri, gayrisafi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) %2,5’ini savunmaya ayırdı.
Bu büyüme, kıtayı "cephe hattındakiler" ve "asgari kuralı geçiştirenler" olarak iki net kanada ayırdı.
Rusya sınırında yangın var
Oxford Economics ekonomisti Tomas Dvorak’a göre, sürekli yaşanan küresel şokların ortasında savunma harcamalarındaki bu artış, Avrupa ekonomisinin az sayıdaki büyüme motorlarından biri haline geldi. Ancak bu motoru asıl ateşleyenler, Rusya tehdidini ensesinde hisseden doğu kanadı ülkeleri oldu.
Harcama listesinin zirvesinde, 2025 yılında GSYİH’sinin %4,48’ini askeri harcamalara ayıran Polonya yer alıyor. Polonya bu oranla, %3,22 harcayan en büyük müttefik ABD’yi bile geride bıraktı. Polonya’nın hemen arkasında ise adeta bir savunma duvarı ören cephe devletleri sıralanıyor: Litvanya (%4), Letonya (%3,73) ve Estonya (%3,38).
İskandinav ülkeleri de benzer bir hızla silahlanıyor. Danimarka %3,22’ye ulaşırken, nesiller boyu sürdürdükleri askeri tarafsızlığı bozarak son üç yılda NATO’ya katılan Finlandiya %2,77, İsveç ise %2,51 oranında harcama yaptı.
Yunanistan ise Moskova’dan ziyade Türkiye ile yaşadığı geleneksel gerilimler nedeniyle %2,85’lik yüksek harcama oranını korudu.
Uzmanlar Polonya, Baltık ve İskandinav ülkelerinin 2035 yılına kadar %5’lik harcama hedefine ulaşma yolunda en istikrarlı kümelenme olduğunu belirtiyor.
"Sınırı geçeyim yeter"
Madalyonun diğer yüzünde ise alt sınır olan %2 barajını ucu ucuna geçip orada duran büyük bir grup var. İtalya %2,01, Fransa %2,05 harcama yaparken; İspanya, Belçika, Portekiz, Çekya ve Lüksemburg tam olarak %2,00 çizgisinde kaldı.
Slovenya, Hırvatistan, Slovakya, Bulgaristan ve Macaristan da %2,02 ile %2,06 arasında sıkışmış durumda. Hatta Macaristan ve Çekya’da savunma harcamalarının GSYİH içindeki payı geçen yıla oranla geriledi.
Sivil projeleri askeri harcama olarak gösterdiler
Oxford Economics analistleri Nicola Nobile ve Tomas Dvorak, bu %2’lik başarı hikayesinin arkasındaki muhasebe kurnazlıklarına dikkat çekiyor. NATO rakamları nakit bazlı beyanlara dayandığı için, çok yıllı bir silah siparişinin ön ödemesi, henüz ortada hiçbir silah yokken o yılın bütçesini şişirebiliyor.
Daha da çarpıcı olanı, yeni kriterlerin içine hiçbir net tanımı olmayan "%1,5’lik savunmayla ilişkili altyapı" maddesinin eklenmiş olması.
Bazı hükümetlerin, askeri bütçeyi yüksek göstermek adına hastane veya yol gibi tamamen sivil projeleri "askeri harcama" gibi yansıttığına dair ciddi kanıtlar bulunuyor.
Avrupa parayı nereye harcıyor?
Avrupa savunma sanayii için asıl can yakıcı soru paranın miktarı değil, bu paranın hangi fabrikalara gittiği. Oxford Economics raporuna göre, Avrupa’nın askeri teçhizat harcamalarının yaklaşık %40'ı AB dışındaki tedarikçilere (özellikle ABD'ye) gidiyor. Yani savunma için harcanan her 5 euronun 2'si kıtayı terk ediyor.
Bu dışa bağımlılık, Avrupa'nın henüz büyük ölçekte üretemediği şu kritik sistemlerde yoğunlaşıyor:
- Uzun menzilli saldırı füzeleri ve hava savunma sistemleri,
- Erken uyarı, tespit ve taktik taşıma uçakları,
- Beşinci nesil hayalet (stealth) savaş uçakları ve büyük askeri dronlar.