Ana içeriğe geç

İlla ki İstanbul, ille ki yaz gezmesi diyenlere

Yazın buralar pek fena ama kenti gezmeyi kafaya koyanları durdurmak ne haddime. O zaman belki serin, ferah ve hafif rotalar ve birkaç hayatta kalma önerisi sunabilirim size.

İlla ki İstanbul, ille ki yaz gezmesi diyenlere
Fayn
16

İstanbul su üstüne kurulmuş bir kent; Marmara ve Karadeniz’in tuzuna yatırılmış, iki denizi birbirine taşıyan akıntılar ve tepelerinden denize koşan tatlı dereleriyle şekillenmiş…

Öte yandan İstanbul rüzgarlara mahkum bir kent; dört bir yönden gelip nemli bir pusla örtülü bedenini ısıtan, soğutan, kurutan, çürüten, yeşerten hava akımlarıyla bir tür aşk-nefret ilişkisi yaşayan…

İstanbul, açgözlü, çaresiz, tutkulu, meraklı, bencil insanların işgali altında bir kent; binlerce yıl onu arzulayan kalabalıklar tarafından bir yandan ruhu beslenmiş, öte yandan böğrü deşilip, betonla doldurulmuş…

Bu kenti mevsimler yönetmez. Mevsimler tıpkı İstanbul gibi suya, rüzgara, insana ve tabii topografyaya boyun eğer.

Akdeniz’le Karadeniz arasında bir yerde asılı kalan bu coğrafyada kenti saran tepeler, bağrında bir koridor açan Boğaz ve denizleri aşıp gelen rüzgarlar nedeniyle ilçe ölçeğinde mikroiklimler oluşur. Öyle ki Beykoz’dan körpe karalahana pazara geldiğinde Çengelköy’de son hıyarlar hasat edilir. Kadıköy’ün bahçelerinde turunçlar henüz yeşilken, ada ahalisi sokaklarında tatlanan portakalları yemeye başlar.

Sözün özü yolunuz buraya bir şekilde düşmüşse, kendinizi ister evsahibi ister konuk kabul edin, mevsimine bakmadan İstanbul’un suyuna, rüzgarına ve insanına göre hareket etmeniz hayrınızadır.

Başa çıkması kolay olduğu kadar sunduğu deneyim çeşitliliği açısından da baharları tek geçerim. Rüzgarı kesebilecek hafif bir yağmurluk ve soğan tipi bir kombinle bu kentin o kendini bilmez insan kalabalığına karışmak hoştur…

Ancak yaz ya da kış aylarında işler biraz sarpa sarar. İstanbul’un kışı başka bir yazının konusu olsun, bugün sözüm “illa ki yazın İstanbul’da gezeceğim” diyenlere…

Öncelikle şapka, güneş gözlüğü, güneş kremi, su, yelpaze, rahat ayakkabılar, İstanbulkart, Müzekart ve telefon şarjı her İstanbul gezgininin çantasında bulunmalı.

Ayrıca gecesiyle gündüzüyle kapsamlı bir aktivite rehberi bulmak da zor değil. Temmuz özelinde olmasına rağmen tüm yaz için ilham verici.

Benim derdim başka. Acı verici sıcak nemi ciğerine doldurmaktan, asla kurumayan terin tuzuyla cildinin yanmasından, kafası karışıp dili pelteleşene kadar susuz kaldığını fark etmekten çekinmeyenler için, bunca yıllık İstanbul ve rehberlik deneyimlerimden yola çıkarak birkaç öneri ekleyeceğim sadece. Toplanın…

Tek yol deniz

Toplanın ve sabah erkenden denize açılın. Bir tam gününüz varsa Anadolu Kavağı'na gidiyoruz. Bu yolculuk Akdeniz ikliminde başlayacak, Boğaz mikroklimasından geçip Karadeniz’e kadar uzanacak. Bu iklim yolculuğunda Şehir Hatları’nın fiyat performans avantajı, üç farklı vapur keyfiyle üç farklı keşif vaat ediyor.

İki kıta arasında salına salına giden Uzun Boğaz Turu, Eminönü’nden başlayıp Anadolu Kavağı’na uzanan, yedi duraklı yaklaşık iki saatlik bir yolculuk.

Kaynağa Git

İlgili Haberler