Ana içeriğe geç

LFI Milletvekili Danièle Obono: Fransız egemen sınıfı, düzeni korumak için aşırı sağa yaklaşıyor

Fransız egemen sınıfının bir kısmı, konumlarını korumak için aşırı sağın en iyi yol olduğunu düşünmeye başladı. Bu gerçeklik, aşırı sağ zaferini engelleyerek etkinliğini kanıtlamış olan halk bloğunu yeniden inşa etmeyi daha da önemli hale getiriyor.

LFI Milletvekili Danièle Obono: Fransız egemen sınıfı, düzeni korumak için aşırı sağa yaklaşıyor
Evrensel
16

Fransa, nisan 2027’de yeni bir cumhurbaşkanı seçmek üzere sandık başına gidecek. Anayasa gereği Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un üst üste üçüncü bir dönem için aday olması mümkün değil. Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) Lideri Marine Le Pen de zimmete para geçirme suçundan mahkum edildiği için aday olmaktan men edildi. RN’nin otuz yaşındaki parti temsilcisi Jordan Bardella ise hem birinci hem de ikinci tur anketlerinde önde gidiyor.

Fransız solu ise bölünmüş durumda. 2024 yılında solun büyük bir kısmını bir araya getiren ve Ulusal Mecliste en büyük blok olarak ortaya çıkan Yeni Halk Cephesi (NFP) ittifakının seçimdeki görece başarısı, ittifakı oluşturan partiler arasında, özellikle de Jean Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisi ile Sosyalist Parti (PS) arasında artan gerginliklere yol açtı.

Thomas Glasman, 2017’den beri Ulusal Mecliste Paris’i temsil eden LFI milletvekili ve partinin en önde gelen ırkçılık karşıtı ve enternasyonalist seslerinden biri olan Danièle Obono ile bir söyleşi gerçekleştirdi. İngiltere merkezli Tribune dergisinde “Irkçılıkla mücadele bir sınıf sorunudur” başlığıyla yayımlanan söyleşiyi okuyucularımız için çevirdik.

PS’nin sağcı tutumu bölünmeye neden oldu

İngiltere’de sosyalist solun pek çok üyesi, NFP’nin 2024’teki başarısını, parçalanmış bir solun aşırı sağa karşı nasıl birleşebileceğinin bir modeli olarak gördü. Ancak ittifak o zamandan beri giderek artan bir gerginlik altında ve LFI son seçimlere ilk kez bağımsız olarak katıldı. Bu bölünmeye ne yol açtı ve bugün Fransız solunun durumunu nasıl değerlendirirsiniz?

NFP’nin kurulmasından bu yana art arda gelen, Macron’a yakın hükümetlerle çatışma halindeyiz. NFP, 2024 seçimlerinde en büyük parlamento bloğu olarak ortaya çıkmasına rağmen, Macron başbakan olarak Michel Barnier’i atadı. Barnier hükümetinin düşmesinin ardından PS, bütçenin geçmesini sağlamak amacıyla merkezci François Bayrou’nun hükümetini desteklemeyi tercih etti. Bu, NFP içindeki bölünmenin doğrudan kaynağıydı, ancak ayrılığın daha derin nedeni siyasi niteliktedir. PS’nin eski başkanı François Hollande, partiyi merkez sol ile merkez sağ arasında bir ittifaka yönlendirmek istiyor. Partiyi Tony Blair’in İşçi Partisi’ne veya ABD Demokratları’na daha yakın bir yapıya dönüştürmemiş olmaktan pişman olduğunu açıkça dile getirdi. PS’nin sağ kanadı bu fırsatı değerlendirerek, seçimleri kazanmak için ihtiyaç duydukları ancak hiçbir zaman tam olarak benimsemedikleri NFP koalisyonundan ayrıldı.

Başkanlık seçimlerinde Yeşiller ve KP ile ittifak kurulabilir

Bu strateji, PS’yi izole bir konuma itti. Macron yanlısı hükümetlere karşı yaptığımız güvensizlik oylamaları, yalnızca LFI tarafından değil, aynı zamanda Yeşiller ve Fransız Komünist Partisi (PCF) tarafından da desteklendi. Daha da önemlisi, NFP’ye yönelik halk desteği -pek çok PS seçmeni de dahil olmak üzere- hâlâ güçlü. Bu durum, Komünistler, Yeşiller ve bazı durumlarda Sosyalistlerle başarılı yerel ittifaklar kurduğumuz belediye seçimlerinde de kendini gösterdi. Komünistlerle birlikte Saint-Denis’i kazandık, François Piquemal’ın liderliğinde Toulouse’da zafere çok yaklaştık ve Nantes’ta Yeşillerle birlikte güçlü sonuçlar elde ettik. Ulusal düzeyde Yeşiller, tıpkı bir zamanlar Komünistlerin yaptığı gibi, Sosyalistlere daha da yaklaştı. Ancak yerel düzeyde bu ayrışmalar o kadar belirgin değil.

Belediye seçimleri, LFI’nin ivme kazandığını gösterdi. Hâlâ nispeten az sayıda seçilmiş temsilciye sahip genç bir hareketiz, ancak hem Yeşiller hem de Sosyalistler zemin kaybederken biz önemli kazanımlar elde ettik. Tutumumuz, 2024’te kabul edilen program etrafında birliği savunmak olmaya devam ediyor. Yeşiller ve Komünistlerle iş birliğinin yenilenmesini resmen önerdik ve bu koalisyonun cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yeniden kurulabileceğine inanıyorum. Engellere rağmen, 2017’den beri bize yol gösteren ve değerini defalarca kanıtlamış olan rotamızı sürdürmeyi planlıyoruz.

Geleneksel parti yapıları eski gibi işlev görmüyor

LFI, 2017’den bu yana cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Fransız solunun öncü gücü oldu; ancak PS, Paris ve Marsilya gibi şehirlerdeki kalesiyle yerel düzeyde hâlâ önemli bir güce sahipt. LFI’nin daha ademi merkeziyetçi örgütlenme modeli, PS’nin sürdürdüğü türden kalıcı bir yerel güç oluşturmayı zorlaştırdı mı?

Bence durum biraz farklı. PS, yerel yönetimler aracılığıyla kendini inşa etti ve bir asırdan fazla bir süre boyunca, hâlâ önemli bir etki sergileyen seçilmiş yetkililer ve yerel nüfuz sahiplerinden oluşan bir ağ oluşturdu. Buna karşılık LFI, on yıl önce adeta yoktan ortaya çıktı. Bu kökleri salmak için aynı süreye sahip değildik.

Ayrıca, yerel gücü ulusal güçle karıştırmamak da önemli. Geleneksel sağ, belediye seçimlerinde güçlü bir performans sergiledi, ancak Ulusal Mecliste çok az temsil ediliyor ve cumhurbaşkanlığı adayı oyların yüzde 5’inden azını aldı. Yerel ve ulusal siyaset arasındaki ilişki, eskisi kadar basit değil.

Stratejimiz, seçimlerde iyi sonuçlar aldığımız bölgeleri belirlemek ve buradan yola çıkarak yerel yapılar kurmak oldu. Bu bakımdan önemli ilerlemeler kaydettik. 2017’de LFI’nin 17 milletvekili vardı; 2022’ye gelindiğinde bu sayı 71’e çıktı. Parlamento’da temsil elde etmek için yerel kaleleri kullanmak yerine, genellikle tam tersini yaptık: önce sandalye kazandık, ardından bu sandalyelerin etrafında yerel örgütler kurduk.

Bu, mantığa aykırı gelebilir, ancak çağdaş siyasetin kendine özgü durumunu yansıtıyor. Bu durum, Fransa’da ve belki de başka yerlerde de geleneksel parti yapılarının artık eskisi gibi işlev görmediği, siyasi temsilde yaşanan daha geniş çaplı bir krize işaret ediyor.

Bardella medya ve iş dünyasının desteğinden yararlanıyor

LFI, belediye seçimlerinde güçlü bir performans sergiledi ve özellikle Nîmes ve Saint-Denis olmak üzere ilk kez belediyeleri kazandı. Bununla birlikte, RN de önemli kazanımlar elde etti ve ulusal anketlerde liderliğini sürdürüyor. LFI’nin, özellikle RN’nin en güçlü ilerlemelerini kaydettiği işçi sınıfı ve kırsal bölgelerde RN’ye karşı mücadele politikası nedir?

Aşırı sağın belediye seçimlerinde de önemli kazanımlar elde ettiği doğru. Ancak bu, Jean-Marie Le Pen’in 2002’deki atılımından bu yana yirmi yılı aşkın süredir devam eden siyasi ilerlemenin bir sonucu. Bardella ayrıca güçlü medya ve iş dünyası çevrelerinin desteğinden de yararlanıyor. Fransız egemen sınıfının bir kısmı, sosyal düzendeki konumlarını korumak için aşırı sağın en iyi yol olduğunu düşünmeye başladı. Bu gerçeklik, 2024’te NFP’nin pek çok kişinin kaçınılmaz olarak gördüğü aşırı sağ zaferini engelleyerek etkinliğini kanıtlamış olan halk bloğunu yeniden inşa etmeyi daha da önemli hale getiriyor.

Analizimize göre Fransız siyaseti üç ana blok etrafında şekilleniyor: Aşırı sağ blok, Macronizm merkezli liberal-otoriter bir blok ve bizim “halk bloku”muz. Ancak dördüncü bir grup daha var: Oy kullanmayan milyonlarca insan. Solun zafere giden yolunun burada yattığına inanıyoruz.

İşte bu nedenle stratejimiz, fiyat kontrolleri ve daha yüksek ücretler gibi önlemleri de içeren, yaşam maliyeti krizine doğrudan çözüm getiren bir program aracılığıyla oy kullanmayanları ikna etmeye odaklanıyor. Kendilerini “sisteme karşı” olarak sunarken büyük iş dünyasının çıkarlarıyla sıkı sıkıya bağlı kalan aşırı sağ ile aramızda net bir ayrım oluşturmak istiyoruz.

Aşırı sağ, toplumsal sorunları ırksallaştırmaya çalışıyor

Aynı zamanda, toplumsal ve ırksal meselelerin birbirinden ayrılabileceği fikrini reddediyoruz. Aşırı sağ, toplumsal sorunları ırksallaştırmaya ve ekonomik şikayetleri göçmenlere ve azınlıklara yönelik düşmanlığa dönüştürmeye çalışıyor. Bizim yanıtımız ise, ırk ve sınıfın genellikle derin bir şekilde iç içe geçtiğini kabul ederek, sınıf siyasetini ırkçılık karşıtlığıyla birleştirmektir.

Irkçılığa karşı tavizsiz bir tutum sergilerken, işçileri, gençleri ve ırksal ayrımcılığa maruz kalan toplulukları ortak bir toplumsal dönüşüm programı etrafında harekete geçirmek istiyoruz. Herkesi ikna edemeyeceğimizi biliyoruz. Ancak şu anda oy kullanmayanların önemli bir kısmını — özellikle de toplumun yoksul ve ırksal ayrımcılığa maruz kalan kesimlerini — siyasi katılımın içine çekebilirsek, solun ikinci tura çıkabileceğine ve nihayetinde iktidarı ele geçirebileceğine inanıyoruz.

Bardella ile RN siyasi ve ekonomik ana akıma daha fazla entegre oluyor

Meslektaşınız Nadège Abomangoli, Avrupa’nın sosyal bir sözleşmeden ırksal bir sözleşmeye doğru geçiş yaşadığını ve bu yeni sözleşmede insanların sahip olduğu hakların giderek ırksal kimliğe ve kökenine bağlı hale geldiğini savundu. Bu, İngiltere’de kesinlikle giderek yaygınlaşan bir durum. Sizce bu dinamik Fransa’da ne ölçüde geçerlidir? Bardella’nın aşırı sağ siyaset anlayışı, RN’yi siyasi ana akıma taşıyan Marine Le Pen’in “dédiabolisation” (şeytanlaştırmayı ortadan kaldırma) stratejisinden farkı nedir?

Bardella ve Le Pen, Fransız aşırı sağındaki farklı eğilimleri temsil ediyor ve şu anda Bardella’nınki üstünlük kazanıyor gibi görünüyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de Le Pen’in mahkumiyetinin ardından görevden men edilme ihtimalinin yüksek olması. Le Pen’in “dédiabolisation” stratejisi — partiyi babası Jean-Marie Le Pen’in mirasından uzaklaştırarak daha saygın bir imaj kazandırma çabası — RN’nin küçük burjuvazinin bazı kesimlerinden işçi sınıfı seçmenlerine kadar uzanan geniş bir seçim koalisyonu kurmasını sağladı.

Buna karşılık Bardella, neoliberal sağla ittifak kurmak konusunda daha rahat olan bir aşırı sağı temsil ediyor. Sistem karşıtlığı söylemine rağmen, RN, asgari ücret artışlarına karşı çıkmak da dahil olmak üzere önemli ekonomik konularda tutarlı bir şekilde iş dünyasının çıkarlarının yanında yer aldı. Bu anlamda, parti siyasi ve ekonomik ana akıma giderek daha fazla entegre oldu.

Irk meselesinde, açıkça ırkçılık temelli siyaset en uç noktaya Éric Zemmour gibi isimler tarafından taşındı; bu isimlerin varlığı, RN’yi nispeten ılımlı göstererek partinin normalleşmesine katkıda bulundu. Aynı zamanda, merkez sağın aşırı sağla rekabet etme girişimleri, İslamofobik ve göçmen karşıtı söylemlerin artık sadece RN ile sınırlı kalmamasına yol açtı. Bu söylemlerin büyük bir kısmı artık Macron hükümetleri ve ana akım sağın diğer kesimleri tarafından dile getiriliyor ve ardından medya aracılığıyla yaygınlaştırılıyor. Irk konusundaki kendi anlayışımız da buna yanıt olarak gelişmek zorunda kaldı.

Günümüzde ırk ve kimlik meseleleri, özellikle İslamofobi ve İslam’ın İslamcılıkla bir tutulması etrafında, toplumu bölmek ve merkez sağdan aşırı sağa uzanan siyasi ittifaklar kurmak için kullanılıyor. Bu, farklı sosyal grupları ortak bir dışlama politikası etrafında birleştirmeye hizmet ediyor. İşte bu nedenle, ırkçılık karşıtlığını sosyal ve ekonomik taleplerden ayrı konular olarak ele almak yerine, bunları birleştiren bir siyasi strateji geliştirdik.

‘Antisemitizm’ yasasının geri çekilmesi bir zaferdir

Kısa süre önce Ulusal Meclisten geri çekilen Yadan tasarısını açıklayabilir misiniz? Antisemitizmle mücadele önlemi olarak sunulan bu tasarıya yönelik eleştiriler, tasarının ifade özgürlüğüne tehdit oluşturduğu ve antisemitizmi İsrail Devleti’ne yönelik eleştiriyle bir tuttuğu yönündeydi. Siz de bu tasarıya karşı bir karar taslağının hazırlanmasında yer aldınız. LFI’nin bu yasa tasarısına yönelik itirazları nelerdi ve parti, antisemitizmle mücadeleye daha geniş bir perspektiften nasıl yaklaşıyor?

Tasarının geri çekilmesi bizim için şüphesiz bir zafer. Tasarı geçen yıldan beri hazırlık aşamasındaydı ve kısmen Sosyalist Partinin çekimser oyları sayesinde komisyon aşamasını geçmişti. Yine de tasarıya karşı muazzam bir muhalefet vardı: Ulusal Meclisin internet sitesinde yedi yüz binden fazla kişi tasarıya karşı dilekçeleri imzalarken, sivil özgürlük örgütleri, insan hakları grupları ve beş BM özel raportörü de ciddi endişelerini dile getirdi.

Tasarıya karşı kazanılan bu zafer, özellikle Gazze’deki soykırım devam ederken büyük önem taşıyor. Tasarı kabul edilseydi, İsrail’i eleştirilerden korumaya çalışanlara güçlü bir hukuki ve siyasi silah sağlayacağına inanıyoruz. Ancak sorunun ortadan kalktığına dair hiçbir yanılsamamız yok. İsrail hükümeti Filistin’de suçlarını sürdürdüğü sürece, siyasi düzenin bazı kesimlerinden İsrail’e yönelik eleştirileri kısıtlama yönünde baskı gelecektir. Bu nedenle uyanık kalıyoruz ve bu cephede yeni mücadelelere hazırlanıyoruz.

Bu nedenle antisemitizmle mücadeleye ilişkin bir karar taslağı hazırladım. Günümüzde, “yeni antisemitizm” teorisi aracılığıyla ırkçılık karşıtı hareketi antisemitik olarak gösterme çabası söz konusu; bu teoriye göre antisemitizm artık öncelikle aşırı sağın değil, İsrail’i eleştirdikleri için Müslümanların, etnik azınlıkların ve radikal solun bir sorunu. Bu analizi reddediyoruz. Aşırı sağ, yapısal olarak ırkçı ve antisemitik bir güç olmaya devam ediyor; ancak bize giderek daha fazla, asıl tehdidin banliyö sakinlerinden ya da Filistinlilerin haklarını destekleyen solcu aktivistlerden geldiği söyleniyor. Bu yaklaşım, sadece Yahudi halkını İsrail Devleti ve onun eylemleriyle özdeşleştirmekle kalmıyor; aynı zamanda siyasi muhalifleri gayrimeşru kılmak için de kullanılıyor. Bu, iyi niyetli bir tartışma değil. 2010’lu yıllarda İngiltere’de de benzer dinamikler gördük; aynı strateji şu anda New York’ta Zohran Mamdani’ye karşı uygulanıyor ve bunu başka yerlerde de gözlemliyoruz.

Bizce, tutumumuzu yumuşatarak buna yanıt vermek bir hata olur. Bunun yerine, antisemitizme karşı çıkmaya devam ederken, aynı zamanda antisemitizmi siyasi amaçlar için araçsallaştırma girişimlerine de karşı çıkmalıyız.

Kararımız, hem siyasi direniş hem de siyasi eğitim aracı olarak tasarlandı. Antisemitizm kendine özgü bir tarihe ve özelliklere sahip, ancak yine de bir ırkçılık biçimi olmaya devam ediyor. Antisemitizmi diğer ırkçılık biçimlerinden tamamen ayırmak, ayrımcılığı besleyen daha geniş yapıları gözden kaçma riskini doğurur. Hareketimizi antisemitizmin tarihi, işleyiş mekanizmaları ve günümüzdeki tezahürleri konusunda bilgilendirerek, evrensel bir ırkçılık karşıtı mücadelenin parçası olarak bu olguyla daha etkili bir şekilde mücadele edebiliriz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler