Ana içeriğe geç

Atatürk maskeli, 10. Yıl Marşlı laikçi dayatmanın çürük meyvesi! Ahbap çetesi

Azgın azınlığın rol model olarak gösterdiği sanat sepet tayfası ve onların yaşadığı seküler hayatın getirdiği çürüme bir kez daha kirli yüzünü gösterdi. Deprem sırasında devleti ve kurumlarını yetersiz gösterip karalayarak topladıkları bağış paralarının şüpheli hesaplara aktarıldığı, kumarhane görüntülerinin delil dosyasına girdiği, milyonlarca liralık vurgun ve kara para aklama iddialarının ortaya çıktığı Ahbap Derneği soruşturması, seküler düzenin iflasını bir kez daha yüzümüze vurdu.

Atatürk maskeli, 10. Yıl Marşlı laikçi dayatmanın çürük meyvesi! Ahbap çetesi
Yeni Akit Gazetesi
16

Sebahattin Ayan İstanbul

Azgın azınlığın rol model olarak gösterdiği sanat sepet tayfası ve onların yaşadığı seküler hayatın getirdiği çürüme bir kez daha kirli yüzünü gösterdi. Deprem sırasında devleti ve kurumlarını yetersiz gösterip karalayarak topladıkları bağış paralarının şüpheli hesaplara aktarıldığı, kumarhane görüntülerinin delil dosyasına girdiği, milyonlarca liralık vurgun ve aklama iddialarının ortaya çıktığı Ahbap Derneği soruşturması, bu gerçeği bir kez daha yüzümüze vurdu. Haluk Levent’in gözaltına alınması ve soruşturmanın derinleşmesi, laikçi çevrelerin “özgürlük” ve “modernlik” diye millete dayattığı seküler yaşam modelinin aslında ne kadar yıkıcı olduğunu gözler önüne serdi. Yaşananları değerlendiren uzmanlar, yıllarca dayatmaya çalıştıkları seküler yaşamın insanımızı ahiret bilincinden uzaklaştırırken her türlü ahlaksızlığa sebep olduğunu belirtti.

YETİM HAKKININ HESABI SORULUR

Konuyla ilgili gazetemize konuşan AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Dr. Hasan Arslan, şunları söyledi: “Ahbap soruşturması, millete çağdaşlık ve özgürlük diye dayatılan yaşam tarzının arka planındaki çürümüşlüğü acı bir şekilde yüzümüze vurdu. Garip gurebanın, yetimin depremde gözyaşlarıyla gönderdiği yardımların; yatlarda Portekizli mankenlerle sefa sürmeye ve bahis masalarına meze edildiği iddiaları vicdanları kanatıyor. Emkiden ‘Minareyi çalan kılıfını hazırlar” denirdi şimdi ise paraya çalan kılıf olarak 10. Yıl Marşı’nı hazırlıyor! Karanlıklarını gizlemek için yüzlerine hemen bir Atatürk maskesi geçirip yandaşlarına yaslanıyorlar. Asrın felaketinde tam da bu maskelerin ardına sığınıp ‘Devlet yok’ algısı yapanlar, şaibelerin altında ezilmektedir. Bu ülkeye özür borçları var. Aziz milletimiz de olayları ve durumları değerlendirirken, şahısların yüzlerine taktıkları maskelere göre değil; meselenin aslına bakarak karar vermeli. Aklımızı, ferasetimizi ve vicdanımızı kullanarak, bu sahte ambalajların ardındaki gerçekleri sorgulamalıyız. Aklın süzgecinden geçmeyen her iyi niyet, bir gün mutlaka istismara uğramaya mahkumdur.”

SEKÜLER YAŞAM HAKKI UNUTTURDU

Mil Diyanet-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Tahiroğlu, şunları dile getirdi: “İnsan, sadece hukuk karşısında değil, aynı zamanda vicdanı ve inancı karşısında da hesap vereceğini unuttuğunda, dün imkânsız görülen birçok kötülük sıradanlaşabiliyor. Oysa Yetimin hakkına el uzatılmaz, mazlumun emaneti istismar edilmez, ihtiyaç sahibi için toplanan yardım başka amaçlarla kullanılmaz. Okullarımızda ve toplumsal hayatımızda başarı, kariyer ve maddi kazanım kadar; hesap verme bilinci, kul hakkı, emanet ahlakı ve vicdani sorumluluk da yeni nesillere kazandırılmalıdır. Millet can havliyle enkazlara koşarken, yüzyılların tecrübesini taşıyan devlet kurumları tarihlerinin en ağır itibarsızlaştırma kampanyalarından biriyle karşı karşıya bırakıldı. Devlet kurumlarını yetersiz göstermek pahasına oluşturulan bu algı, milyonlarca insanın yardım tercihlerini de etkiledi. Ancak gelinen noktada, aynı yapıların mali işlemleri, bağışların kullanım şekli ve denetim süreçlerine ilişkin ortaya atılan ağır iddialar kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Elbette bir kişi ya da kuruluş hakkında kesin hükmü bağımsız yargı ve yetkili denetim mercileri verecektir. Hukuki süreçler tamamlanmadan hiç kimse suçlu ilan edilemez. Ancak dün başkalarını şeffaflık üzerinden yargılayanların bugün sorgulanmasına neden olmaktadır.”

DERTLERİ MÜSLÜMAN HALKLA

Prof. Dr. Ahmet Akın ise şunları kaydetti: “Ülkemizde aslında iki kutup yok; tek bir kutup var. Çünkü kutuplaşmadan söz edebilmek için iki tarafın da aynı ölçüde bu ülkenin sahibi olduğu iddiasıyla karşı karşıya gelmesi gerekir. Oysa bu zihniyet kendini memleketin sahibi sanıyor. Onların meselesi sadece Erdoğan değildir, İslam’dır. İslam’ı temsil eden, İslami kimliğiyle öne çıkan herkese aynı tavrı sergilerler. Yıllarca laiklik ilkesini din ve İslam karşıtlığının aracı gibi kullandılar. Bugün ise ciddi bir çıkmazın içindeler. Destekledikleri belediye başkanı ya da milletvekili görevini yerine getirmese bile onu eleştiremiyor, savunmak zorunda hissediyorlar. Eleştirdiğimiz muhafazakâr ve dindar seçmen ise bu konuda daha hassas davranabiliyor. Desteklediği isimleri gerektiğinde sandıkta cezalandırabiliyor. Yerel seçimlerde bunun birçok örneği görüldü. Seküler kesim ise iddiaları bildikleri hâlde sırf ideolojik yakınlık nedeniyle onlara destek vermeye devam ediyorlar. Ahbap Derneği’ne yapılan bağışlar konusunda da böyle bir yaklaşım sergilendiğini düşünenler var. Bu görüşe göre bazı kişiler, Haluk Levent’in geçmişine ilişkin kamuoyunda dile getirilen tartışmaları bilmelerine rağmen ideolojik saiklerle destek vermeyi sürdürdüler.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler