Enstitü Sosyal Genel Merkezi'nde düzenlenen forumda, 15 Temmuz'un demokrasi ve milli irade açısından önemi, Türkiye'nin darbe ve vesayet tarihi içindeki yeri, toplumsal hafızada bıraktığı izler, din ve toplum ilişkileri bağlamında ortaya çıkardığı tartışmalar ile gelecek nesillere aktarılması gereken dersler ele alındı.
Forumda konuşan TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, FETÖ'nün o gece TBMM'yi bombalamasına rağmen Genel Kurul'u kapatmayarak, milletin iradesine sahip çıktıklarını söyledi
Meclis'in bombalanmasını "86 milyonun toptan bombalanması" olarak nitelendiren Bozdağ, "Korktular' demesinler, darbeciler 'başardık' iftirasını yaymasınlar diye konuşmamı kesmedim. Meclis Başkanı İsmail Kahraman'a, 'Biz eğer Meclisi kapatırsak meydanda olan meydanda kalmaz. Bize düşen burada ölmektir.' diyerek direnme kararı aldık. O gün meclisimiz, tarihinde ikinci kez gazi ünvanını kazanmıştır" ifadelerini kullandı
Bozdağ, darbe girişiminin seyrini değiştiren en önemli unsurun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halkı meydanlara çağırması ve ölümüne bir mücadele sergilemesi olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, darbecilerin kontrolündeki hava sahasına rağmen ailesiyle birlikte İstanbul'a geçerek halkın arasına karıştığını hatırlatan Bozdağ, "Eğer bir ülkenin lideri bütün ailesinin ölümünü göze alarak demokrasi ve milli irade için mücadele verirse, onu seçen millet de onun peşinden gider." dedi.
Bozdağ, 1919'da Gazi Mustafa Kemal'in Anadolu'ya çıktığını ve milletin onun arkasında yekvücut olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Dikkat edin aradan geçen 100 yıl sonra, Türk milleti ikinci kez Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısına uymuş ve Cumhurbaşkanımızın arkasında 86 milyon yekvücut olmuş. Bu çok büyük bir olay. Bir lider için bir ölçü olacaksa bence Atatürk'ün arkasında bir araya gelenler gibi, Sayın Cumhurbaşkanımızın arkasında bir araya gelenler de bu ölçüyü en üst noktaya taşımışlardır. O yüzden o gün düşman işgalinden ülke kurtuldu. Bugün de FETÖ'nün ve onun vasıtasıyla uşaklığını yaptığı ABD, İsrail ve bazı Batılı ülkelerin Türkiye'yi işgalinden korudu, kurtardı. Demokrasisine, anayasasına ve milli iradesine sahip çıktı. İstiklaline, istikbaline sahip çıktı."
Yargı ayağındaki mücadeleye de dikkati çeken Bozdağ, FETÖ'nün devletin kılcal damarlarına kadar sızdığı bir dönemde, hükümetin kararlı duruşuyla bu terör örgütüne karşı hukuk çerçevesinde büyük bir savaş verildiğini kaydetti.
Bozdağ, darbe girişimi gecesi savcılara, adliyelerin açık kalması ve darbeciler hakkında derhal işlem yapılması talimatını verdiğini vurgulayarak, "O gece darbenin belini kıran işlerden biri, Bursa Cumhuriyet Başsavcımızın elde ettiği darbeci listeleriyle ilgili dokümanlar ve yargının derhal harekete geçmesidir. İlk defa Cumhuriyet tarihinde bir iktidar ve yargı, darbecilere teslim olmamış, aksine onları bozguna uğratmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
"MİLYONLARCA İNSAN ÇIPLAK ELLERİYLE SAHAYA İNDİ"
Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, o geceye ait kendileriyle mezara gidecek çok şeyin olduğunu, bir kısmını hatırladıklarını bir kısmını ise unuttuklarını, günü geldiğinde aşikar bir şekilde ortaya çıkacak olan şeylerin de bulunduğunu söyledi.
15 Temmuz'la ilgili birçok kahramanlık hikayeleri duyduklarını kaydeden Albayrak, "Ben şehadet ederim ki, bugün burada bunun çk net altını çizeyim, Mustafa müdürümüz o gecenin gerçek kahramanlarından bir tanesidir. Rabbim iki cihanda aziz eylesin." dedi
Örgütün planlı bir darbesine karşı tamamen organize olmayan, bilinçsiz, habersiz, hazırlıksız olanın sadece devletin kurumları olmadığının altını çizen Albayrak, "Ben herkese, arkadaşlarıma şunu söylüyorum. Diyorum ki, 'Bakın arkadaşlar, bu gece dokuzda köprüde buluşuyoruz. Darbe varmış. Anlaştık mı? Burada ama tanklar var, çıplak ellerimizle çıkacağız.' desem kaç kişi gelir bilmiyorum. Ama o gece gökten inen bir sekineyle ve duyguyla milyonlarca insan çıplak elleriyle sahaya indiler." diye konuştu.
Albayrak, o gece, sonradan öğrendiklerine göre uçaktaki 2 pilottan birinin FETÖ'cü olduğunu, aldıkları bilgilere göre Sabiha Gökçen Havaalanı'nın iniş için sıkıntılı olduğundan Atatürk Havalimanı'na inmeye karar verdiklerini dile getirdi.
Pilotlardan birinin Atatürk Havalimanı'na inmemek için "Pist karanlık, piste kamyon çekmiş olabilirler" gibi nedenler öne sürerek Sabiha Gökçen Havaalanı'na inmeyi önerdiğini anlatan Albayrak, "Ama uçak kalkmadan Sabiha'da sıkıntı olduğunu bildiğimiz için ben tabii yine celallendim. Hemen telefonla, müdürümüz bu konuşmayı unutmuş olabilir, tekrar aradım. Allah razı olsun, 'Hiç merak etmeyin. İşlem tamamdır.' dedi. Tekrar Cumhurbaşkanımızla konuştum öyle indik." şeklinde konuştu.
Albayrak, o gecenin çok anısı olduğunu dile getirerek "Biz o gece şehadeti tadan ve gazi olan vatandaşlarımızın yanında, ben şahsım adına konuşuyorum, çok daha azıyla imtihan olduk. Hepimiz evlatlarımızla imtihan olduk. Kendileri evlatlarıyla vedalaşamadı. Bizim evlatlarımız belki kucağımızdaydı." ifadelerini kullandı.
Gençlere bu süreçlerin anlatılmasının önemli olduğunu kaydeden Albayrak, "Bunun bizim üzerimizde vebali var. Sizlerin konuşması, anlatması ve şehitlerimiz, gazilerimiz üzerinde bu sürecin yaşatılması çok kıymetli." dedi.
"O GECE SOKAĞA ÇIKANLAR VİCDAN VE SEZGİYLE HAREKET ETTİLER"
Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan da 15 Temmuz 2016 gecesinin sıradan bir tarih olmadığını söyledi
Armağan, tankların, uçakların, mermilerin hepsinin demirden olduğunu ancak insan iradesinin demirden çok daha ağır olduğunu kaydederek, "FETÖ ve işbirlikçi karanlık odakların halkın üzerine tanklarla, füzelerle ve savaş uçaklarıyla yürüdüğü o saatlerde ülkemizi sömürülecek bir koloni gibi gören zihniyete en sert cevabı meydanlarda verdik. O gece milletimiz Necip Fazıl'ın dizelerine bir nazire yaparcasına füzelere sapan taşlarıyla mukabelede bulunmuş, üzerlerine sürülen tanklara karşı zerre kadar korku duymadan özgürlüğünü savunmuştur." ifadelerini kullandı.
Bu insanları sokağa döken, tankların önüne çıkaran gücü bir sosyolog olarak açıklamakta zorlandığını ifade eden Armağan, "Reşat Nuri Güntekin'in çok güzel bir sözü vardır. Diyor ki 'Anadolu insanı belki alim değildir ama ariftir.' Bu marifetle ve sezgiyle o sokaklara çıktılar. O gece meydanlara çıkanlar Türk siyasal hayatı üzerine tezler okudukları için değil, bir toplumsal vicdan ve sezgiyle hareket ettiler." diye konuştu.
Armağan, "Milletimiz liderine ve devletine yapılan saldırının kendi hanesine yapıldığını biliyordu. O gecenin ne kadar ağır bir tehdit olduğunu, hürriyetimizin kalbi olan Büyük Millet Meclisimizin bombalanması açıkça göstermektedir. O anlarda Meclisi terk etmeyen, milli iradeyi yok saymaya çalışan hainlere karşı sabahın ilk ışıklarına kadar direnen Sayın Bekir Bozdağ ve milletvekillerimizin duruşu tarihimizin altın sayfalarından biridir." değerlendirmesinde bulundu.
Sosyolog Necdet Subaşı da "10. Yılında 15 Temmuz Sosyolojisini Anlamak" başlıklı konuşmasında, 15 Temmuz'un sadece bir darbe girişimi değil, aynı zamanda toplumun din ve vatan gibi kutsal değerlerinin istismar edildiği bir süreç olduğunu anlattı.
Manipülasyonun tehlikelerine işaret eden Subaşı, dindar-muhafazakar kesimlerin kandırılmışlık üzerinden yaşadığı travmaları aşmanın yolunun, sorgulayan bir zihin yapısı ve sahici bir toplumsal ünsiyet geliştirmekten geçtiğini belirtti.
"15 TEMMUZ'UN FARKI CUMHURBAŞKANI'NIN İSTANBUL'A GELMESİ VE HALKINI SOKAĞA DAVET EDEBİLMESİYDİ"
Hafıza 15 Temmuz Müzesi'nin kuruluş sürecinde koordinasyon ekibinde yer alan yazar ve küratör Hasan Mert Kaya da "Hafızayı Sürdürmek" başlıklı konuşmasında, 15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye tarihinde bir "kırılma" noktası olduğunu belirterek, geçmişteki askeri müdahaleler ile 15 Temmuz arasındaki temel farkın, darbe girişimi anındaki kararlı liderlik ve halkın iradesi olduğunu söyledi.
Geçmiş darbelerde toplumu harekete geçirecek bir liderlik profili bulunmadığına dikkati çeken Kaya, "15 Temmuz'u en önemli farkı böyle bir girişim karşısında, bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nın, Dalaman'dan İstanbul'a hareket edebilecek cesareti göstermesi ve halkını sokağa davet edebilmesiydi." diye konuştu.
Kaya, darbe girişimlerine yönelik "tiyatro" veya "mizansen" şeklindeki tahfif edici söylemlere karşı somut verilerin önemine işaret ederek, "Gerçeğin kendisi ve o gerçeği belirleyen somut veriler, kayıtlar bu işin mizansenini ya da manipüle edilmesini engelleyecek en önemli kanıtlar. Ve bizim elimizde de gerçekler var." ifadelerini kullandı.
15 Temmuz darbe girişimi sırasında İstanbul Emniyet Müdürü olan Doç. Dr. Mustafa Çalışkan da "İstanbul'un En Uzun Gecesi" başlıklı sunumunda, o gece darbecilere karşı verdikleri mücadeleyi anlattı.