Ana içeriğe geç

ABD-İsrail gerilimi zirve yaptı! 'Bize ihanet ettiniz'

ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin ve Başkan Donald Trump'ın en büyük finansörlerinden olan İsrail destekçisi Miriam Adelson'un sahibi olduğu Israel Hayom gazetesi, Trump'a yönelik sert ifadelerin yer aldığı bir yazı yayımlarken, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz Washington yönetimine yönelik olarak "Bize kimse ne yapacağımızı söyleyemez." ifadelerini kullandı.

ABD-İsrail gerilimi zirve yaptı! 'Bize ihanet ettiniz'
Milliyet
16

İsrail’in en yüksek tirajlı muhafazakar yayın organlarından biri olan ve Adelson ailesine ait Israel Hayom gazetesinde yayımlanan yazıda, Trump’ın İran ile mutabakat yapmasına tepki gösterilerek, şu ifadeler kullanıldı:

'İSRAİLLİLERE İHANET ETTİNİZ'

"(Trump) Aydınlık dünyanın insani çıkarlarına çok ağır bir zarar verdiniz ve Amerika’nın aşağılanmasına yol açan Başkan olarak sonsuza dek hatırlanabilirsiniz. Bize, yani İsraillilere ihanet ettiniz." Yazıda, Trump’ın tarihsel mirasına ve Nobel ödülü hırsına da doğrudan göndermeler yapılarak sert bir kıyaslamaya gidildi.

'BAŞARISIZ OLDUNUZ'

Trump'ın sadece arzuladığı Nobel ödülünü değil, dünyada kendisiyle alay eden herkesin ebedi saygısını kazanma şansını kendi eliyle ittiği savunulan yazıda şunlar vurgulandı: "Gelmiş geçmiş en büyük başkan olabilirdiniz ama başaramadınız... (İran ile) Bir teslimiyet anlaşması imzalayarak başarısız oldunuz. (Gelmiş geçmiş en büyük ABD Başkanı olma) İddia ettiğiniz gibi, o Başkan olabilirdiniz ama başaramadınız. Fırsatı kaçırdınız. Bunun yerine, Amerika'nın aşağılanmasına yol açan, onun stratejik gücüne ve dünyadaki öncü statüsüne ciddi şekilde zarar veren Başkan olarak sonsuza dek hatırlanacaksınız."

'İSRAİL OLMASAYDI AMERİKA VAR OLMAZDI'

Yazıda, Trump’ın Orta Doğu politikası ve "megalomanca" olarak nitelendirilen çıkışlarına da sert eleştiriler yöneltildi. Trump'ın daha önce gazetecilere verdiği demeçlerde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için kullandığı "Onu hapisten ben kurtardım." şeklindeki ifadelerinin yalancılık olarak nitelendirildiği yazıda, ABD Başkanı'nın "Ben olmasam İsrail var olmazdı" sözlerine de sert tepki gösterildi.

Yazıda, İsrail'in Trump'tan önce de var olduğu ve ondan sonra da var olacağı savunularak, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin "İsrail olmasaydı, Amerika var olmazdı" sözlerine atıf yapıldı. İkinci dönemindeki Trump’ın İran ile "teslimiyet mutabakatıyla" Cumhuriyetçilere faydadan çok zarar vereceği belirtilen yazıda, petrol fiyatlarındaki düşüşün aldatıcı bir iyimserlik oluşturduğu vurgulandı.

Yazıda, gelecekte İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden kısıtlaması durumunda çok daha büyük bir krizin patlak vereceği savunularak, Trump’ın kendi eliyle ABD'yi zayıflattığı iddia edildi.

'PUSULANIZI KAYBETTİNİZ'

Trump'ın sert sözlerle hedef alındığı yazı şu şekilde tamamlandı: "(İsrailliler) Kendimizi ihanete uğramış hissediyoruz, daha azı değil. Çünkü tüm kusurlarınızla birlikte kalbinizin doğru yerde, bizimle olduğu görünüyordu. Buna karşı hareket ettiniz. Sabrınızı, ahlaki ve liderlik pusulanızı kaybettiniz. Sadece bundan geri adım atar ve İran ile nihai bir anlaşmaya varmaktan kaçınırsanız bir düzeltme olabilir."

SADAKAT KRİZİ

Yazının tonundaki sertlik, Trump ile Adelson ailesi arasında geçmişten beri süregelen ve zaman zaman kamuoyuna yansıyan "sadakat" krizlerini yeniden akıllara getirdi. Trump, geçmişte en büyük destekçilerinden olan milyarder Sheldon Adelson'ın eşi Miriam Adelson'a Beyaz Saray'da ülkenin en yüksek sivil nişanı olan "Başkanlık Özgürlük Madalyası"nı takmıştı.

Ancak Trump daha sonra yaptığı bir konuşmada, madalya taktığı bu isme bizzat "Önceliğin İsrail mi yoksa ABD mi?" diye sorduğunu, fakat karşılığında hiçbir cevap alamadığını itiraf etmişti. Gazetede çıkan söz konusu sert yazı, Trump'ın İsrail ve Yahudi lobisiyle olan ilişkilerinde iplerin gerildiğinin göstergesi olarak yorumlandı.

KATZ'DAN ABD'YE SERT ÇIKIŞ

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD-İran arasında imzalanan mutabakat ve sonrasında yaşanan tartışmaların ardından Washington yönetimine "Bize kimse ne yapacağımızı söyleyemez." ifadeleriyle yanıt verdi. Katz, "Eğer İran bize saldırırsa, biz derhal hareket edeceğiz ve güçle karşılık vereceğiz. Kimse bize ne yapacağımızı söyleyemez. Biz bunu kanıtladık." ifadelerini kullandı.

ABD'den Lübnan, Suriye ve Gazze Şeridi'ne yönelik İsrail saldırılarına doğrudan katılmasını asla istemediklerini savunan Katz, "Bunu tek başımıza yapıyoruz. ABD'den düşmanlarımıza karşı diplomatik bir şemsiye sağlamasını bekledik ve hala bekliyoruz." dedi.

VANCE'DEN İSRAİL'E ÇOK KONUŞULACAK SÖZLER

Öte yandan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD-İran mutabakatını eleştiren İsrail kabinesindeki bazı isimlere sert tepki göstererek şu ifadeleri kullanmıştı: "Netanyahu kabinesinden bazı kişilerin çıkıp anlaşmaya saldırdıklarını ve Başkan Trump'a çok kişisel bir şekilde saldırdıklarını görüyoruz. Birincisi, Donald Trump şu anda tüm dünyada İsrail ulusuna sempati duyan tek devlet başkanıdır. Eğer ben İsrail kabinesinde olsaydım, tüm dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım.

İsrail’de ABD’yi eleştiren bazı kabine üyelerine şunu söylemek isterim: Son üç ayda, vatanınızı koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikan elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi. İsrail’in sorunu Donald Trump değildir. İsrail’de en büyük sorunlarının Başkan Trump olduğunu düşünen herkes uyanmalı ve ülkesinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini görmelidir."

ABD-İRAN MUTABAKATI

İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu. İslamabad Mutabakatı adı verilen mutabakat zaptı, 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girmişti. Mutabakat, Lübnan dahil olmak üzere savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeriyor.

Mutabakat zaptının imzalanmasının ardından tarafların, nihai anlaşmaya varılması için İran'ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması gibi konularda kısa süre içinde 60 günlük müzakere sürecine başlaması bekleniyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler