Küresel piyasalar ve büyük güçler yapay zeka üzerinden zenginlik masalları anlatırken, Prof. Dr. Daron Acemoğlu’ndan ezber bozan bir uyarı geldi.
AA'ya konuşan Prof. Dr. Acemoğlu, içinde bulunulan dönemi "belirsizlik çağı" olarak nitelendirdi. Nüfus yapısının, dünyadaki dengelerin ve iklim değişikliğinin kentleşme üzerindeki etkilerinin büyük bilinmezlikler doğurduğunu kaydetti.
Yapay zekanın önemli bir potansiyel barındırdığını dile getiren Acemoğlu, bu teknolojinin iki temel nedenden ötürü derin belirsizlikler ürettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Yapay zekayı nasıl kullanacağız ve bundan kimler faydalanacak?'. Orada büyük bir soru işareti var. Örneğin, şu anda otomasyon üzerine olan odaklaşma, birçok insanın işlerini kaybetmelerine yol açabilir. Bu da tamamen büyük bir eşitsizlik patlamasına yol açar. Aynı zamanda ekonominin dengelerini bozar. Ve hatta bunun da kurumlar üzerine derin etkileri olabilir. Öbür taraftan, yapay zekayı daha işçi sınıfına yarar verici bir şekilde dengeleyebilirsek ki ben çalışmalarımda bunun nasıl yapılacağı konusunda ipuçları vermeye çalışıyorum. O zaman bunun etkisi çok daha değişik olur. Örneğin çok daha fazla ücret artışına ya da yeni işler üretilmesine yardımcı olabilir. Bu en büyük belirsizlik nedeni. Aynı zamanda bir belirsizlik odağı da şu anki stratejilerin karlılığa yol açıp açmayacağına bağlı. Şu anda bakarsanız trilyonlarca dolar yatırım var. Ve çok basit bir hesap yaparsanız, yapay zeka endüstrisinin 1 trilyon dolar gelir üretmesi lazım, bunları karlı hale getirebilmek için. Bu olacak mı, olmayacak mı? Büyük bir belirsizlik. Bu olmazsa yatırımcılar 'Tamam olmadı biz yine de yatırıma devam edeceğiz mi?' diyecekler, yoksa paralarını çekecekler ve bunun üzerine büyük bir yapay zeka çöküşü mü olacak? Bunlar da ayrı belirsizlikler ve tabii ki bu belirsizlikler daha kısa dönemli olduğu için daha hızlı bir şekilde de gelişebilir."
BÜYÜK ÜRETKENLİK VAATLERİ GERÇEKÇİ DEĞİL
Yapay zekanın iş gücü verimliliği üzerinde kısıtlı bir tesir yaratacağına dair daha önceki görüşlerinin hatırlatılması üzerine Acemoğlu, "Endüstriden gelen bazı konuşmalar, söylemler sanki gelecek 5 sene içinde büyük bir üretkenlik, verimlilik patlaması olacak ve bunun üzerine herkesin zenginliği çok artacak gibi... Ve ben bunun hiç gerçekçi olmadığını düşünüyorum. O yüzden verimliliğin kısıtlı olacağı konusunda vurgularda bulundum." şeklinde konuştu.
Teknolojik gelişmelerin sürdüğünü, sistemlerin birçok operasyonu gerçekleştirebildiğini fakat tamamen bir meslek grubunu ortadan kaldırıp yerine algoritma veya makineleri konumlandırmanın mevcut şartlarda imkansız olduğunu aktaran Acemoğlu, bazı görevleri yapay zekanın devralacağını ve bunun yaratacağı üretkenliğin zaman içerisinde yükseleceğini ifade etti.
Teknolojinin şirket yapılarına entegre edilme hızının düşük olduğuna değinen Acemoğlu, "Örneğin Amerika'ya bakarsanız, birçok orta ölçekli ve küçük şirket var. Bunlar yapay zekayı kullanmaya çok yavaş başlayacaklar. Türkiye'de de aynı şekilde, Avrupa'da da aynı şekilde. Bu yüzden önümüzdeki süreç daha uzun olacak. Bunu anlamamız lazım." dedi.
Verimlilik eksenindeki açıklamalarına devam eden Acemoğlu, "Sonuçta yapay zeka büyük bir verimlilik patlamasına yol açar mı? Olabilir. Bence olma olasılığı var ama doğru yatırımlarda bulunmamız lazım. Yine de işçilere yardımcı olabilecek yapay zeka türü yatırımlar bence buna çok daha elverişli. Eğer bir tek otomasyona gidersek, uzun dönemde bile üretkenlik artışı biraz daha yavaş olabilir." tespitini paylaştı.
KÜRESEL TEHLİKE: ABD VE ÇİN ARASINDAKİ ÇİP SAVAŞLARI
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında mikroçip teknolojileri odağında keskinleşen mücadeleye değinen Prof. Dr. Daron Acemoğlu, bu sürecin hem imkanlar hem de tehlikeler barındırdığını dile getirdi.
Bu rekabet ikliminin küresel bir belirsizlik kaynağı olduğunu söyleyen Acemoğlu, "Çin ve Amerika'nın bir şekilde koordine olmaları lazım. Önümüzdeki zorluklar global. Bir tek ülkenin kendi başına sırtlayabileceği riskler, problemler değil. Ama bu çip savaşları ya da yapay zeka yarışı, bu koordinasyonu çok zorlaştırıyor. İttifak yerine iki ülkeyi tamamen bir rekabet içine itiyor ve bu da bence riskleri artırıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Tüm ülkelerin kendi içsel dinamiklerine, iş gücü yetkinliklerine ve sahip oldukları bilgi birikimine uygun olarak yapay zekayı entegre etmesi gerektiğini ifade eden Acemoğlu; ülkelerin ChatGPT benzeri temel (foundation) modeller üzerine inşa edilen yazılımları kendilerinin üretmesi, bu teknolojilerin kullanım alanlarına yatırım yapması ve kendi şirketleri ile iş gücü altyapılarını desteklemesi gerektiğini, bunun da yeni fırsatlar doğurabileceğini vurguladı.
"UMUDUM FED'İN TRUMP'IN İSTEDİĞİNİ YAPMAMASI"
Konuşmasının devamında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri hamleleriyle tırmanan savaş atmosferinin küresel gıda ve enerji maliyetleri üzerindeki yansımalarına değinen Acemoğlu, "En büyük etkisi enerji fiyatları ve ondan sonra da gıda fiyatlarına oldu, olmaya da devam edecek. Ve bu tabii ki başka belirsizliklere yol açabilir." ifadesini kullandı.
ABD Merkez Bankası (Fed) başkanlık koltuğuna yeni oturan Kevin Warsh ile ABD siyasi yönetimi arasındaki bağın geleceğine yönelik soruyu yanıtlayan Acemoğlu, bu konuda kesin bir öngörüde bulunmanın zor olduğunu belirtti.
"FED'DE KARARI TEK KİŞİ BELİRLEYEMİYOR"
Acemoğlu, para politikası eksenindeki değerlendirmelerini şu sözlerle tamamladı:
"Çünkü Kevin Warsh'ın eski çizgisine bakarsanız gerçekten daha yüksek faizi destekleyebilecek bir çizgiydi. Hatta örneğin Quantitative Easing (parasal genişleme) konusunda bayağı negatifti ama son bir buçuk senedir de Fed başkanlığını alabilmek için Donald Trump'ın her söylediğini destekledi. Şimdi tabii ki omuzunda daha fazla bir sorumluluk var ama bir de şunu da unutmamak lazım: Fed aslında tek kişinin elinde değil. Fed'in board'unda (yönetim kurulu) hala çok etkili insanlar var, Jerome Powell da (dahil) olmak üzere. Kevin Warsh kendi başına faiz politikasını belirlemeyecek. Tabii büyük bir etkisi olacak ama kendi başına faiz politikasını belirlemeyecek. Orada bayağı kompleks dinamikler olacak. Yine de benim umudum şu ki Trump'ın istediğini yapmayacaklar. Çünkü eğer Trump'ın istediğini yaparlarsa bu, Merkez Bankasının inandırıcılığında büyük bir düşüşe yol açar ve gelecekteki para politikalarını çok zorlaştırır."