Ana içeriğe geç

'Milli şuur ve vatandaşlık bilinci': 15 Temmuz okullarda nasıl anlatılıyor?

15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi anaokulu seviyesi dahil okul müfredatlarında yer alıyor. Peki o gece yaşananlar kitaplarda nasıl anlatılıyor? Öğrenciler, öğretmenler ve sendikalar memnun mu? Milli Eğitim Bakanlığı eleştirilere nasıl yanıt veriyor?

'Milli şuur ve vatandaşlık bilinci': 15 Temmuz okullarda nasıl anlatılıyor?
BBC Türkçe
16

"Nasıl ele alınacağı formüle edilemiyor. Yani tam olarak ne yapılmak isteniyor? Nasıl altı doldurulacak? Mesela bu bir anma mı yoksa kutlama mı? O bile karışık."

Antalya'da bir ortaokul öğretmeni, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin okullarda nasıl anlatıldığı ile ilgili izlenimlerini böyle aktarıyor.

Ordu içindeki bir grup askerin yönetime el koyma girişiminin bastırılması her yıl Demokrasi ve Mili Birlik Günü'nde anılıyor.

O gün yaşananlar, 2017 yılından beri farklı seviye ders kitaplarında yer alıyor.

2024-25 öğrenim yılında kademeli olarak yürürlüğe giren, bazı sendikaların laik, bilimsel ve çağdaş eğitim ilkelerine aykırı olmakla eleştirdiği Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de 15 Temmuz'un kapsamlı şekilde anlatılmasını öngörüyor.

Ancak BBC Türkçe'nin görüştüğü, Türkiye'nin farklı kentlerinden öğretmen ve öğrenciler, 15 Temmuz'un ne kadar ve nasıl ele alındığının okuldan okula değişebildiğini vurguluyor.

Antalya'da 19 yaşında üniversiteye hazırlanan bir öğrenci, 15 Temmuz'un kendisi ortaokuldayken müfredata girdiğini ancak yoğun olarak karşılarına gelmediğini söylüyor.

Diğer okullardaki arkadaşlarının deneyimine de gönderme yaparak "Öğretmenin bakış açısına göre değişiyor. Üstünde durmak istiyorsa anlatıyor, istemiyorsa önemsemiyor" diyor.

İstanbul'dan bir özel okul öğretmeni, "Sonuçta özel okullar da bakanlık müfredatını uygulamakla yükümlü ancak bazılarının konuyu daha kısa geçmeyi, bazılarının ise resmi etkinliklerle sınırlı tutmayı tercih ettiğini gözlemliyorum" diyor.

İsmini vermek istemeyen öğretmen bunda "farklı görüşlere sahip veli profillerini gözetme isteği olduğu" yorumunu yapıyor.

Ankara'daki bir özel okul öğretmeni ise okulunda 15 Temmuz ile ilgili bakanlık müfredatının birebir takip edildiğini ama uzun anlatılmadığını belirtiyor:

"Öğrenciler istemiyor işin açıkçası, ben de bir öğretmen olarak siyasi propaganda yapmamaya veya ortak olmamaya özen gösteriyorum."

İstanbul'da görev yapan bir okul öncesi öğretmeni de konuyu ele alıp almamaya genelde öğretmenlerin karar verdiğini söylüyor.

Hükümete muhalif görüşleriyle tanınan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak Türkiye genelindeki tabloyu BBC Türkçe'ye değerlendirirken, "bunu siyasi propaganda olarak gören bazı öğretmenlerin soruşturma geçirme pahasına inisiyatif kullandıklarını" ve 15 Temmuz köşesi düzenlemediklerini söylüyor.

Siyasi olarak Eğitim-Sen'le farklı kamplarda yer alan Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz ise "Pratikte böyle bir durum var. Sadece 15 Temmuz ile ilgili değil, tartışılan birçok konuda benzer durumlar olabiliyor" diyor ve ekliyor:

"Profesyonelce iş yapan bir öğretmenin, bir idarecinin kendi görüşünü, duygularını, ideolojisini olabildiğince işine karıştırmaması lazım."

BBC Türkçe'nin sorularını yazılı yanıtlayan Milli Eğitim Bakanlığı ise 15 Temmuz'un ele alınmasının okuldan okula değiştiği yönündeki yorumların "herhangi bir veriye değil kanıya dayandığını" söylüyor.

Bakanlık öğretmenlerin "pedagojik zenginlik ve yöntem tercihlerinde" bulunabileceğini ancak öğretim programında tanımlanan konuların aktarılmasının "zorunluluk" olduğunu hatırlatıyor.

Ders kitaplarında nasıl işleniyor?

15 Temmuz konusu anaokulundan itibaren okullarda yer ediniyor.

Okul öncesinde bu tarih, ele alınması önerilen belirli gün ve haftalar içinde yer alıyor.

İlkokullarda 15 Temmuz, "Hayat Bilgisi" kitaplarındaki "Belirli Gün ve Haftalar" bölümlerinde yer buluyor.

Bakanlığın sitesinde yer alan 2024 basımlı bir birinci sınıf kitabında "15 Temmuz gününü Demokrasi ve Milli Birlik günü olarak kutlarız. Etkinlikler yaparak şehitlerimizi anarız" deniyor.

2025 basımı başka bir okul kitabında ise şu ifadeler yer alıyor:

"15 Temmuz gününde, dayanışma ve beraberlik içinde,

"Gösterdik tüm dünyaya korkusuz bir mücadele.

"Milli birlik ve beraberlik destanıydı bu,

"Demokrasi için savaştı ve kazandı millet ordusu.

"Ders yılının başladığı ikinci hafta, Şehitlerimizi analım saygıyla."

15 Temmuz ortaokulda farklı derslerde ama asıl olarak ise "Sosyal Bilgiler" kitaplarında işleniyor.

Örneğin, 2025'te basılan bir altıncı sınıf kitabında 15 Temmuz ile ilgili uzun bir paragrafın bazı bölümleri şöyle:

"15 Temmuz 2016'da hain bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalan ülkemiz, milleti ve devletiyle omuz omuza vererek birlik ve beraberlik içinde tüm dünyaya örnek olacak bir direniş sergilemiştir.

"Türk devleti ve milletini hedef alan hain girişim, destansı direnişle geri püskürtülmüştür.

"Millet olma bilinciyle hareket eden halkımız, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkmış, canını ortaya koyarak ülkesine ve milletine karşı sorumluluğunu yerine getirmiştir."

Darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla milyonlarca kişi sokaklara inmiş, 253 kişi hayatını kaybetmişti.

Lisede ise konu ağırlıklı olarak "İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük" dersinde işleniyor.

Bir 12. sınıf kitabında şu ifadeler yer alıyor:

"Türk demokrasisini hedef alan bu girişim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla meydanlara inen Türk milletinin gösterdiği cesaretle engellendi."

Başka bir yerde ise "15 Temmuz Darbe Kalkışması'nda siyasi partiler ve yüzlerce sivil toplum kuruluşunun darbeye karşı bildiri yayımlaması Türkiye'de demokrasi açısından önemli bir kazanım oldu" cümlesi bulunuyor.

Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri BBC Türkçe'ye yaptıkları yazılı açıklamada, konunun müfredatta yer almasının, "toplumsal hafızanın diri tutulması ve genç nesillerde milli şuur ile vatandaşlık bilincinin inşa edilmesi açısından pedagojik ve kurumsal bir zorunluluk" olduğunu vurguluyor.

Yetkililer, 15 Temmuz için düzenlenen etkinlikler arasında kompozisyon, şiir, söyleşi, münazara, podcast, sergi, okul web sayfası özel bölümü, şehitlik ziyareti, anma programı, dua, belgesel gösterimi ve kısa film çalışması gibi aktiviteler sıralıyor.

Siyasi propaganda mı?

Darbe girişimi sonrasındaki yargılamalarda mahkemeler, girişimin arkasında Fethullah Gülen yapılanması olduğuna hükmetti.

Bu yapılanmanın önde gelen isimleri ise bunu reddediyor.

Türkiye'de sadece iktidar değil muhalif çevreler de darbe teşebbüsü ile ilgili bu yapılanmayı suçluyor ve girişimi savunan hiçbir siyasi kesim bulunmuyor.

Kimse bu girişimi savunmasa da bazı muhalif kesimler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu olayı kendi siyasi hedefleri için kullandığını savunuyor.

Bu kesimler, hükümetin geçmiş yıllarda Gülen yapılanması ile yakın ilişkileri olduğunu hatırlatıyor, darbe girişiminin ardından hükümet sisteminin değişmesi de dahil yaşanan köklü değişikliklerin demokrasiye zarar verdiğini düşünüyor.

Bu bağlamda 15 Temmuz'un okullarda anlatılma biçiminin siyasi propaganda olduğunu savunanlar var.

Eğitim-Sen Genel Başkan Kemal Irmak, "AKP iktidarı birçok şeyi siyasi propagandaya dönüştürüyor. Bu da onlardan birisi" diyor:

"İki dini kliğin kendi aralarındaki iktidar kavgasının sunucu olarak ortaya çıktı 15 Temmuz. Ortada bir dış düşman tehdidi yok, aslında iç düşman tehdidi de yok. İki grubun iktidar kavgasının sonucunda ortaya çıkan bir vahamet.

"O nedenle bizim açımızdan bunun müfredata sokulması kabul edilebilir değil. Hele de Kurtuluş Savaşı'yla eşdeğermiş gibi gösterilmesi ayrıca bir problem."

Darbe girişiminden sonra İstanbul'da, ağırlıklı olarak yoksul mahallerdeki okullarda çalışan bir öğretmen o dönemi, "Bazı öğretmenler bunu, 30 Ağustos'tan bile büyük bir zafermiş gibi, 'Milletimizin iradesiyle püskürtüldü' gibi büyük anlamlar yükleyerek anlatıyordu. Kutlamalarda bazı okullarda mehter marşı çalınıyordu" sözleriyle anlatıyor.

Aynı öğretmen, 15 Temmuz'un önemli günler ve haftalara konmasına ve tatile denk geldiği için öğretimin ilk haftalarında kutlanmak istemesine de karşı çıktığını anlatıyor:

"Biz bir grup öğretmen olarak buna itiraz ettik. 'Madem tatile denk geldiği için okulun başında kutlanıyor, 30 Ağustos Zaferi de tatile denk geliyor, peki o zaman onu neden kutlamıyoruz?' dedik."

Bakanlık yetkilileri ise "siyasi propaganda" eleştirilerini kesin bir dille reddediyor.

15 Temmuz'u, "Türkiye'nin demokratik hukuk düzenini, milli iradeyi ve anayasal kurumlarını hedef alan tarihi bir olay" olarak tanımlayan yetkililer, "yakın tarihe ilişkin toplumsal kırılma noktalarının eğitim süreçlerinde ele alınmasının evrensel olduğunu" söylüyor ve ekliyor:

"Fransa'da Cumhuriyet değerleri, Almanya'da demokrasiyi kesintiye uğratan tarihi dönüm noktaları, ABD'de 11 Eylül saldırısının müfredatta olması gibi."

Bakanlık yetkilileri "milli ve manevi değerleri" öğrencilere aktarmak amacıyla Atatürk Haftası, Kızılay Haftası, Yeşilay Haftası, İstiklâl Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü ile 18 Mart Çanakkale Zaferi gibi günlere de geniş yer verildiğini vurguluyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Eğtim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz da darbe girişiminin okullarda okutulmasının "bu konuda doğru bilgilenme" ve "tekrarının yaşanmaması" açısından önemli olduğu kanısında:

"Biz bu noktada gençlerimizin; bu topraklarda var olabilmemiz için, devletimizin bağımsızlığı ve devamı için, dünyada savaşların olabildiği bir dönemde 15 Temmuz sürecini doğru anlamasını, bilmesini, unutmamasını önemsiyoruz."

Pedagojiye uygun mu?

15 Temmuz'un okullarda ele ele alınmasına karşı çıkanlar, bunun pedagoji açısından da sorunlu olduğu kanısında.

Bu görüşü dillendirenler, olayın tarihsel olarak henüz sıcak olduğu, konunun ele alınışının eleştirel düşünmeyi geri plana attığı, yoğun şiddet içermesi nedeniyle çocuklar için uygun olmadığı gibi görüşleri öne sürüyor.

Bartın'daki bir öğretmen gözlemlerini şöyle aktarıyor:

"Örneğin, özellikle ilk üç yıl öğrencilere bununla ilgili videolar izlettirildi. Tekrar tekrar anlatıldı. Şehit ailelerine gidildi, onlar okullara davet edildi. Çocuklara izlettirilen bu videolar pedagojik açısından da istismardır."

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz konunun "pedagojik kurallara uygun" anlatılması gerektiğini kabul ediyor:

"Bu yapılmadığında eleştirilmesi normal. Ama bizim eğitim planlayıcılarımızın bu deneyimi var."

Yavuz, okullardaki 15 Temmuz uygulamalarını eleştiren öğretmenlerin ideolojik hareket ettiğini, pedagojiyi bunu desteklemek için argüman olarak kullandığını" öne sürüyor.

Bakanlık yetkilileri ise 15 Temmuz içeriklerinin öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal gelişim düzeylerine uygun olarak yapılandırıldığını, "korku, travma veya kutuplaşma oluşturacak bir anlatım yerine, demokrasi kültürü, barış, toplumsal dayanışma ve ortak değerler ekseninde ele alındığını" söylüyor.

Kaynağa Git