Uluslararası Af Örgütünün (Amnesty International) “Filistin’e ait olan her şeyi silmek: İsrail’in Batı Şeria’daki Bedevi ve çoban topluluklarına yönelik etnik temizliği” raporunda yer alan bulgular, Genel Sekreter Agnes Callamard’ın katılımıyla Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı.
Callamard, burada yaptığı konuşmada, İsrail makamlarının son 3.5 yılda Batı Şeria’da “devlet destekli bir etnik temizlik kampanyasını” hızlandırdığını, Filistinli toplulukları yerlerinden ettiğini, mülksüzleştirdiğini ve zorla naklettiğini ifade etti.
"Kasıtlı, devlet güdümlü bir ilhak"
Yaşananların yalnızca aşırılık yanlısı yerleşimcilerin, belirli örgütlerin ya da bir-iki bakanın eylemleri olarak görülemeyeceğini vurgulayan Callamard, “Tanık olduğumuz şey, uluslararası hukukun açık ihlalini oluşturan ve dünyanın gözleri önünde yürütülen kasıtlı, devlet güdümlü bir ilhaktır” dedi.
Callamard, uluslararası toplumun ya İsrail’in uluslararası hukuku ağır biçimde ihlal etmesine ortak olduğunu ya da buna karşı fazlasıyla pasif kaldığını savunarak, “Uluslararası toplum, İsrail’in etnik temizlik ve ilhak politikalarına yönelik zımni hoşgörü döneminin sona erdiğini açıkça göstermelidir.” diye konuştu.
Raporda ise İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim faaliyetlerini hızlandırdığı, yerleşimcilere yönelik mali ve lojistik desteği genişlettiği ve Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesine yol açan yerleşimci şiddetini teşvik ettiği ifade edildi.
Filistinlilere ait 3 bin 407 ev yıkıldı
Ocak 2023 ile Nisan 2026 arasında çoğunluğu Bedevi ve çoban topluluklarından oluşan en az 117 yerleşimin tamamen veya kısmen yerinden edildiği belirtilen raporda, Batı Şeria’da birçokları 2023’ten sonra kurulan 363 kaçak yerleşim noktası oluşturulduğuna dikkati çekildi.
Raporda, 2023-2026 döneminde Filistinlilere ait 3 bin 407 ev ve yapının yıkıldığı anımsatılarak, yerleşim noktaları ile yıkımlardaki keskin artışa işaret edildi.
İsrail’in politikalarının giderek daha fazla yerleşimlerin genişletilmesine, Filistin topraklarına el konulmasına ve yerleşimci şiddetinin artmasına zemin hazırladığı aktarılan raporda, bunun da Filistinlileri evlerini terk etmeye zorlayan koşullar yarattığı ve bu kapsamda nisan ayında en az 5 bin 910 Filistinlinin zorla yerinden edildiği kaydedildi.
‘C Bölgesi’nin resmi ilhakı hedefleniyor’
Raporda, C Bölgesi’nin “resmi ilhakını” hedefleyen koordineli bir devlet politikasına ilişkin kanıtlar bulunduğu vurgulanırken, bu sürece yerleşimlere sağlanan mali ve siyasi desteğin artırılması ile bazı yetkilerin askeri yönetimden sivil yönetime devredilmesinin eşlik ettiği belirtildi.
İsrail hükümetinin 2023-2025 döneminde 50 bin 785 konutluk yeni yerleşim planını ilerlettiği hatırlatılan raporda, yalnızca 2025 yılında 27 bin 941 konutluk projeye onay verildiği ve bunun şimdiye kadarki en yüksek yıllık rakam olduğu aktarıldı.
Uluslararası Af Örgütü, İsrail üzerinde etkisi bulunan ülkeler başta olmak üzere tüm devletlere, işgal, apartheid rejimi ve Filistinlilere yönelik etnik temizliğe katkı sağlayan ticaret, yatırım ve işbirliği ilişkilerini durdurma çağrısında bulundu.
C bölgesi nedir?
İsrail işgali altındaki Batı Şeria, 1993 ve 1995 yıllarında imzalanan Oslo Anlaşmaları gereği geçici bir statüyle A, B ve C olmak üzere üç idari bölgeye ayrılmış durumda.
A Bölgesi, Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 18’ini oluşturuyor ve tamamen Mahmut Abbas liderliğindeki ‘Filistin Yönetimi’nin kontrolünde bulunuyor. Başlıca büyük Filistin şehirlerini kapsıyor. B Bölgesi, Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 22’sini oluşturuyor. Sivil idaresi Filistin’de, güvenliği ise İsrail ve Filistin’in ortak kontrolünde. C Bölgesi ise Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor ve tamamen İsrail’in işgali altında. Tüm yasa dışı İsrail yerleşim birimleri de bu bölgede yer alıyor. Filistin nüfusunun çok azı C Bölgesi’nde yaşıyor, alanın kontrolü Filistin’in devlet olmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak kabul ediliyor.