Christopher Nolan’ın yönettiği ve 17 Temmuz 2026 Cuma günü tüm dünyayla aynı anda Türkiye’de vizyona girecek olan ‘The Odyssey’ filmi, görsel başarılarından ziyade neden olduğu tarihsel tartışmalarla gündeme geldi. Şubat ve Ağustos 2025 tarihleri arasında Fas, Yunanistan, İtalya, İskoçya ve ABD’deki Universal Stüdyoları’nda çekimleri yapılan filmin net bütçesi 250 milyon dolar olarak açıklandı. Tamamen IMAX 70mm kameralarla çekilen ilk yapım olma özelliği taşıyan film, içerdiği tarihsel sapmalar nedeniyle eleştiriliyor.
HELEN AFRİKALI OLDU
Homeros’un metinlerinde beyaz kollu olarak betimlenen Truvalı Helen karakterini siyahi oyuncu Lupita Nyong’o canlandırırken, Athena rolünde Zendaya yer alıyor. Filmde Antik Yunan dönemine ait Akdeniz kadırgaları yerine Viking savaş gemilerinin (longship) kullanılması ve Kral Agamemnon’u canlandıran Benny Safdie’nin zırhının eleştirmenlerce “Batman kostümü” benzetmesiyle anılması dönemin estetik dokusundan uzaklaşıldığını ortaya koyuyor.
HOMEROS RAP YAPMIŞ
Müzikal alanda da klasik orkestral yapı reddedilerek rap şarkıcısı Travis Scott kadroya dahil edildi ve Antik Çağ ozanı Demodocus karakteri modern bir rapçi estetiğiyle kurgulandı. Nolan, “Homeros’un destanları meydanlarda okuma ritminin, günümüz rap müziğiyle analog olduğunu” öne sürerek kararının arkasında durdu.
Odysseus’u canlandıran Matt Damon’ın belirgin bir Amerikan aksanıyla konuşması ve “Let’s go!” gibi modern sokak jargonu ifadeler kullanması dikkat çeken diğer ayrıntılar arasında yer alıyor.
TARİHİ DESTANI MARVEL EVRENİNE UYARLADI
Nolan’a yönelik bir diğer eleştiri ise tarihi destanı Marvel evrenine uyarladığı yönünde. Bu iddiaları doğrulayan ünlü yönetmen 5 Mayıs 2026 tarihinde, ABD’nin en popüler gece şovlarından biri olan “The Late Show with Stephen Colbert” programında “Homeros aslında kendi döneminin Marvel’ıydı. İster Marvel ister DC olsun, modern çizgi roman kültürü doğrudan Homeros’tan ve tanrıların aramızda yürüdüğü hissinden beslenir.” ifadelerini kullandı.
Bu sözlerin ardından ise Hollywood’da tartışmalar büyüdü. The Guardian yazarı Charles Bramesco yönetmeni başyapıt çekmek yerine popüler bir iş yapmakla suçladı. Matt Walsh ise “ırkçılık suçlamalarından kaçınmak” ve “Marvel tarzı küresel bir politik doğruculuk kitle formülüne uymak” için trans bir oyuncuyu kadrosuna dahil ettiğini vurguladı.
‘ODYSSEY’ İLK DEĞİL
Filmdeki bu dönüşüm, Batı merkezli kültür endüstrisinin son yıllarda yürüttüğü politik doğruculuk uygulamalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Amazon’un 2022 yapımı Güç Yüzükleri dizisinde yazar Tolkien’in anti-kapitalist mitolojisi kurumsal çeşitlilik kotalarına göre revize edilmiş ve tarihin en pahalı dizisinde izleyici memnuniyeti yüzde 38’e gerilemişti. Netflix’in 2023 yapımı Kraliçe Cleopatra belgeselinde Makedon kökenli kraliçenin siyahi olarak tasvir edilmesi üzerine Mısır Tarihi Eserler Bakanlığı resmi bildiri yayınlayarak tarihi tahrif davası açtı; yapım izleyicilerden yüzde 2 puan aldı. Aynı yıl Birleşik Krallık’ta Puffin Books yayınevi, Roald Dahl ve Agatha Christie’nin orijinal metinlerine müdahale ederek “şişman”, “çirkin”, “yahudi” gibi kelimeleri kitaplardan sansürledi.
TÜRKİYE’DEKİ BATICI SANSÜR
Küresel yayıncılık ve sinemadaki bu neoliberal dayatmaların Türkiye’deki uzantısı 2020 yılında Odeabank ve Can Yayınları iş birliğiyle başlatılan Eşit Masallar projesinde görüldü. Proje kapsamında klasik masallar toplumsal cinsiyet eşitliği ve modern psikoloji argümanlarıyla yeniden yazıldı. Kırmızı Başlıklı Kız masalından avcı çıkarılarak kurt iletişimle ikna edildi. Pamuk Prenses masalındaki rıza dışı öpücük sansürlendi ve Sindirella evlenmek yerine eğitimi seçti. Can Yayınları’nın kitap arka kapaklarında Türk yerine Türkiyeli kavramını kullanmasıyla başlayan süreç, bu tür projelerle birleşerek yayıncılık dilinin neoliberal politikalara göre dönüştürülmesi eleştirilerini pekiştiriyor.

