Gazeteci Ruşen Çakır’ın terör örgütü PKK yöneticilerinden Duran Kalkan ile yaptığı geniş yankı uyandıran söyleşi üzerine meslektaşı Ragıp Duran'dan dikkat çekici bir eleştiri geldi. Türkiye’de bağımsız gazeteciliğin koşullarının tartışıldığı bir dönemde yapılan bu söyleşinin, ne devlet ne de PKK açısından gerçek bir sorgulama barındırmadığını belirten Duran, Çakır’ın mesleki refleksleri dışarıda bıraktığını öne sürdü.
"GAZETECİ MİKROFON TUTUCUSU OLAMAZ"
Çakır’ın "Bir PKK yetkilisiyle kendi medya organlarının dışında ilk söyleşiyi yapan gazeteci" unvanıyla övündüğünü belirten Duran, iyi bir mülakatçının muhatabının her söylediğini kayda geçirip yayınlamayacağını vurguladı. Duran eleştirisini şu sözlerle sürdürdü: "Söyleşi yapan bir gazeteci mikrofonu ve kamerayı olduğu gibi söyleşi yaptığı kişinin emrine sunmaz. Aldığı yanıtlarda bir bilgi hatası, mantık atraksiyonu, yorum çarpıtması sezerse keser, hemen bir karşı soru ile yönetimi ele alır. Gazeteci sıradan bir mikrofon ya da hoparlör tutucusu olamaz; sorgular, deşer, çelişkileri sergiler."
"İKİNCİ VİDEO SÜRECİN REKLAMI"
Ruşen Çakır’ın, söyleşi sonrası gelen eleştirilere yanıt vermek amacıyla çektiği ikinci videoyu da gereksiz bulduğunu ifade eden Ragıp Duran, "İkinci video sadece birinci videonun ve Çakır’ın reklamı değil, Kalkan’ın ne kadar demokrat olduğunun da reklamıdır" dedi.
Çakır’ın süreç yanlısı bir tutum sergilediğini ve sarf ettiği sözlerin gazetecilikten ziyade propaganda sınırlarına girdiğini savunan Duran, "Sonuç olarak Çakır, Bağdat’a ilk giren gazeteci Güneri Cıvaoğlu gibi bu dönem Kalkan’la Kandil’de ilk söyleşiyi yapan gazeteci olarak basın tarihine geçti. Sorulması gereken soruları sorabilseydi iyi bir söyleşi çıkabilirdi, ama görünüşe göre ne Kalkan’ın ne de Çakır’ın böyle bir niyeti vardı" dedi.
Odatv.com