Ana içeriğe geç

Nazar'ı, Alman annesinden saklayan babaanne tanınmasın diye ‘Ahmet’ adıyla hitap etmiş

Bursa'da oğlu tarafından kaçırılan torununu 7 yıl boyunca harabe bir evde tuttuğu iddiasıyla hakkında ‘İnsan ticareti’ ve ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından 12 yıla kadar hapis cezası istenen Hanife Taşdemir Stief’in (60) yargılanmasına başlandı. Tutuklu yargılanan babaanne torununa tanınmaması için ‘Ahmet’ diye hitap ettiğini söyledi.

Nazar'ı, Alman annesinden saklayan babaanne tanınmasın diye ‘Ahmet’ adıyla hitap etmiş
Dha
16

Türk anne ve Alman babadan dünyaya gelen Umut K. (33), doğup büyüdüğü Almanya’da tanıştığı Rebecca S., (30) ile birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında 'Nazar' ismini verdikleri oğlu dünyaya geldi. Umut K., 1 yıl sonra Alman sevgilisi ile birlikte babasından ayrılarak yeniden evlenen annesi Hanife Taşdemir Stief’i ziyaret etmek için Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine geldi. Almanya’da ‘Uyuşturucu ticareti’ suçundan hakkında yakalama kararı çıkarıldığı için geri dönmeyen Umut K., sevgilisinin de oğlunu alıp, dönmesine izin vermedi. Umut K., Türkiye’de kalmak istemeyen Rebecca S.’ye, 1 yaşındaki oğlu Nazar S.’nin kaybolduğunu söyleyerek kaçırdı. Rebecca S., polise gidip şikayette bulunduktan sonra ülkesine geri dönerken, olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.

6 KİŞİLİK ÖZEL EKİP TARAFINDAN 7 YIL SONRA BULUNDU

Umut K., 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybederken, Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kayıp çocuğun bulunmasına yönelik soruşturma başlattı. Başsavcı Yusuf Canik’in yürüttüğü soruşturma kapsamında, Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökce'nin talimatıyla, Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Gasp Büro, Cinayet Büro ve Kayıp Şahıslar Büro amirliklerinden oluşturulan 6 kişilik özel ekip, 7 yıl boyunca izine rastlanılmayan Nazar’ı, 30 gün süren teknik ve fiziki takiple 300 saatlik kamera görüntüsünü inceleyip, babaannesi tarafından alıkonulduğu harabe evde buldu. 10 Mart’ta düzenlenen operasyonla çocuk kurtarılırken; babaanne Hanife Taşdemir Stief ile evin sahibi olan Umut K.'nin halasının oğlu Recai M. gözaltına alınıp, tutuklandı. Recai M., yapılan itiraz sonrası tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

ANNESİ VE KIZ KARDEŞİYLE YAŞIYOR

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alınan Nazar S., DNA testi sonrası annesi olduğu kesinleşen Rebecca S.’ye teslim edildi. Nazar, yaşamını annesi ve kız kardeşi Emilia Zafira ile Almanya'da sürdürüyor.

Tutuklu sanık babaanne Hanife Taşdemir Stief ile kardeşi ve akrabaları olan tutuksuz sanıklar Mustafa T., Ayşe T., Hanife T., Recai M. ve Gülşen A.’nın, '18 yaşını doldurmamış kişilere karşı insan ticareti' suçundan 12’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına başlandı. Hanife Taşdemir Stief, Mustafakemalpaşa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanırken, Recai M.’nin katılmadığı duruşmada, Mustafa T., Ayşe T., Hanife T. ve Gülşen A. ve taraf avukatları hazır bulundu.

‘OĞLUM ÖLDÜĞÜ GÜNE KADAR TORUNUMU GÖRMEDİM’

Savunmasına Nazar S.’nin torunu olduğunu belirterek başlayan tutuklu sanık, oğlunun öldüğü güne kadar 5 yıl boyunca torununu görmediğini iddia edip, şunları söyledi:

“Vefat eden oğlum bir gün gelinim Rebecca ve Nazar ile birlikte Almanya’dan Mustafakemalpaşa’ya geldiler. Rebecca, Almanya’da ‘Uyuşturucu ticareti’ yüzünden yakalanma kararları çıktığını, Nazar’ı Almanya Sosyal Hizmetler Kurumu’nun alabileceğini bu nedenle gelmek istediklerini söyledi. Rebecca’nın hamileliği sırasında kanında uyuşturucu bulunmuş. Burada bir ay kaldılar. Son birkaç güne kadar araları iyiydi. Son iki gün kala Rebecca’ya telefon geldi. Bunun üzerine çocuğu alıp gideceğini söyledi. Ben de Umut’a para verdim ve birlikte yemek yemelerini, konuşup anlaşmalarını söyledim. Rebecca ile Umut yemeğe gittiklerinde Nazar yanımda uyuyordu. Umut beni arayarak Rebecca’nın tanıdıklarının gelerek Nazar’ı alabileceklerini söyleyip, çocuğu saklamamı söyledi. Ben de bu sırada Karacabey’de akrabamın yazlığındaydım. Nazar ile birlikte komşuya gittim. Bir süre kimse gelmedi. Ben de kardeşim Mustafa T.’yi aradım. Kardeşim ve oğlum bir süre sonra ayrı ayrı geldi. Umut sinirliydi. Kardeşim, Umut ve Nazar ile birlikte kardeşimin otomobiline binerek Mustafakemalpaşa’ya Rebecca ile konuşmaya gittik. Giderken kardeşim Umut’a, ‘Madem anlaşamayacaktın, Türkiye’ye niye geldin?’ diye sitem etti. Ben de oğlumu azarlayınca sinirlendi ve aracı durdurup, Nazar ve eşyalarıyla birlikte araçtan indi. O günden sonra ne oğlumu ne de Nazar’ı göremedim. Ta ki oğlum öldüğü güne kadar.”

‘ARACILARLA BANA HABER GÖNDERİYORDU’

Bu süreçte birebir görüşme yapmadıklarını belirten Hanife Taşdemir Stief, “Arada bir halası ve arkadaşlarıyla bana haber gönderiyor para istiyordu. Ben de bu aracılar vasıtasıyla para yolluyordum. En son 6 Şubat depremlerinden 1 ay kadar sonra arkadaşı aracılığıyla bana ulaştı. Arkadaşı, oğlumun Adana taraflarında olduğunu, Bursa’ya geri gelmek istediklerini ve paraya ihtiyacı olduğunu iletti. Ben de 50 bin lira kadar para gönderdim. Sonrasında arkadaşları vasıtasıyla Gemlik’te ev ayarlattım. Burada 5-6 ay kalmasını sağladım. Bundan önce herhangi bir yardım göndermedim. Bursa’ya geldiği süreçte benle hiç irtibata geçmedi. İhtiyaçlarını karşılamaları için ara sıra para yolladım” dedi.

‘OĞLUMUN BAYILDIĞINI SANDIM’

Uzun bir süre sonra Umut S.’nin kendisiyle görüşmek istediği yönünde haber aldığını belirten Stief, “Bir gün ben Kurşunlu’da yazlıktayken Mustafakemalpaşa’daki komşum aracılığıyla bana ulaştı. Adresimi istedi. 1-2 gün sonra da torunumla geldi. Oturduk, hasret giderdik, muhabbet ettik. Kendisinin grip olduğunu duş alıp uzanmak istediğini söyledi. Duş aldıktan sonra yattığını bir daha kalkmadığını gördüm. Umut’un bayıldığını sandım. Bağırdım, komşularım geldi. Daha sonra sağlık ekipleri geldi. Kontrol ettiklerinde Umut’un öldüğünü söylediler. Nazar o sırada dubleks evin alt katında çizgi film izliyordu” ifadelerini kullandı.

‘OĞLUMUN ÖLÜMÜNDEN DOLAYI HATALI KARARLAR VERMİŞ OLABİLİRİM’

Hanife Taşdemir Stief, oğlunun ölümünün ardından torununa bakmayı görev edindiğini söyleyerek, “Oğlum öldükten sonra ismini vermek istemediğim 2 kişi sayesinde Nazar’ı Mustafakemalpaşa’ya getirdim. Oğlum ölünce torunuma bakmayı görev edindim. Bu nedenle Rebecca’yı arayıp haber vermedim. Ancak Rebecca, Almanya’daki eski eşim ve akrabalarımdan durumu öğrenmiş. Bir anne, bir babaanne olarak Rebecca’ya haber vermeden oğlumun emaneti olarak bakmaya çalıştım. Oğlumun kaybı nedeniyle hatalı kararlar vermiş olabilirim. Torunum istedi diye ve koşmayı seviyor diye 1 dönüm bahçesi olan bir yerde kalmaya başladım. Akülü araba, internetten edindiğim ders içerikleri, resim yapması için imkanlar sundum” şeklinde konuştu.

‘YABANCILARLA NASIL KONUŞMASI GEREKTİĞİNİ ÖĞRETTİM’

Nazar’ı yabancı kişilerle nasıl konuşacağı yönünde tembihlediğini de söyleyen Hanife Taşdemir Stief, “Oğlum Umut, Nazar’ın isminin kız ismiyle karıştırılması nedeniyle ‘Ahmet’ diye hitap ediyordu. Ben de ‘Ahmet Nazar’ diyordum. Ama torunum kendi isminin ‘Nazar’ olduğunu biliyor. Başkalarıyla konuşmak zorunda kaldığı zaman nasıl konuşacağını öğrettim. Sokakta ona ‘Ahmet’ diye hitap ediyordum. Bakkal, manav gibi küçük esnafa gidiyorduk. Nazar’ı buralara götürüyordum ama sık sık gitmiyorduk. Eve aldığım tıraş makinesiyle Nazar’ın saçlarını kesiyordum. Yazın bunaldığı için 3 numaraya kesiyordum. Ancak kışın uzun saç sevdiği için saçlarını uzatıyordu. Tamamen kendi isteğiyle bakımını sürdürdük. Nazar bana zaman zaman annesinin kim olduğunu soruyordu. Ben de telefondan annesinin resimlerini, videolarını gösteriyordum. Nazar’a eninde sonunda annesine teslim edeceğini, annesiyle babası arasında tartışma yaşandığını ama sonunda annesine kavuşacağını söylüyordum” dedi.

‘YAKINLARIM NAZAR’IN BENDE OLDUĞUNU BİLMİYORLARDI’

Davada yargılanan yakınlarının suçsuz olduğunu da iddia eden Stief, “Mustafakemalpaşa’daki dairem, 1 dönüm bahçesi olan ev ve yakalandığım ev haricinde başka bir yerde kalmadık. Diğer sanıklar, Nazar ve benim olduğum eve hiç gelmedi. Nazar’ın bende olduğunu bilmiyorlardı. Duyum almışlar ama ben söylemiyordum, inkar ediyordum. Telefon görüşmelerinde geçen ‘Çocuk nasıl’ sorusunu sorduğumu hatırlamıyorum. Hanife’nin yeğenleri var. Onlardan bahsetmiş olabilirim. Diğer sanıklar ailem olduğu için onları bulaştırmak istemedim, uzak tuttum” diye konuştu.

‘GELİNİM BENLE UYUMLU KONUŞSAYDI BÖYLE OLMAZDI’

Bir süre kuzeni olan sanık Recai M.’nin bağ evinde kaldığını da söyleyen Hanife Taşdemir Stief, “Yakalandığım yer burası. Recai benim orada kaldığımı bilmiyordu. Daha sonra ona orada kaldığımı söyledim. Bana Nazar’ı sordu. Ben de ‘Nazar olsa buraya getirir miyim?’ dedim. Nazar her istediğinde dışarı çıkamıyorduk. Bazen haftada bir çıkıyorduk. Savcılıktaki ifademde fark edilmesin diye Nazar’a kız çocuğu kıyafetleri giydirdiğim yönündeki ifadeleri kabul etmiyorum. Ben yaptıklarımı suç olarak yapmadım. Vicdanen ne yapmam gerekiyorsa onu yaptım. Hatalı kararlar vermiş olabilirim. Bir anne ve babaanne olarak böyle bir harekette bulundum. Böyle bir suçlama ile yargılanmaktan dolayı çok üzgünüm. Böyle olmasını asla istemezdim. Nazar’ı her şeyden korudum. Gelinim benle hakaret içerikli değil de uyumlu konuşsaydı böyle olmazdı. Ben torunuma karşı ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçumu kabul ediyorum. Ancak ‘İnsan ticareti’ suçlamasını da kabul etmiyorum. Yaşlıyım ve sağlık sorunlarım var. Tahliyemi istiyorum” ifadelerini kullandı.

‘BİZE TEK BAŞINA GELİRDİ’

Mahkeme başkanı, Hanife Taşdemir Stief’in ardından kardeşi Mustafa T.’ye söz verdi. Savunmasına Nazar’ı bebekken gördüğünü, bir daha görmediğini iddia ederek başlayan Mustafa T., “Ablamla konuştuğumda, Umut’un Nazar’ı sakladığını söylemişti. Ama nerede olduğunu söylemedi. Umut vefat ettikten sonra cenaze işleriyle ben ilgilendim. Ablam arada bizim evimize gelirdi, yatılı kaldığı da olurdu. Her seferinde tek gelirdi” dedi. Nazar’ı en son Umut K. ile birlikte aracından indiğinde gördüğünü dile getiren Mustafa K. “O günden sonra Nazar’ı bir daha görmedim. Ablam tarafından Nazar’ın saklandığı konusunda bilgi sahibi değilim” diye konuştu.

BAŞKANIN SORULARINA ‘BİLMİYORUM’ DİYE YANIT VERDİ

Mustafa T.’den sonra söz hakkı verilen Ayşe T. ve Gülşen A. da olayla ilgili bilgi sahibi olmadıklarını iddia etti. Hanife Taşdemir Stief’in yeğeni tutuksuz sanıklardan Hanife T., Nazar’ı bebekken Türkiye’ye geldiklerinde, hoş geldin ziyaretine gittiğinde gördüğünü bir daha görmediğini iddia ederek, “Nazar kaybolduktan sonra annem ve babamla bu konuları hiç konuşmadık. Nazar’ın halamın yanında olduğunu bilmiyordum. Aleyhime olan hususları kabul etmiyorum” dedi.

Hanife T., mahkeme başkanının, yapboz alıp fotoğrafını halasına attığı ve ‘Çocuk nasıl?’ diye yazdığı telefon mesajlarını sormasına ise ‘Hatırlamıyorum’ diye yanıt verdi.

‘UMUT ÖLDÜĞÜNDE NAZAR’I MUSTAFA GELİP ALDI’

Sanıklar ve avukatlarının dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti tanıkları dinledi. Hanife Taşdemir Stief’in, Kurşunlu’daki yazlıkta komşusu olduğunu, 27 Mayıs 2024 tarihinde Umut K.’nin öldüğü sırada orada olduğunu dile getiren Ş.Ö., “O tarihte ambulans geldikten sonra kim tarafından verildiğini bilmediğim erkek çocuk verdiler. Çocuk evimde 2 saat kadar durdu. Sürekli ağlıyordu. 2 saat sonra Mustafa T. gelip aldı. Hanife ile 1 yıl kadar komşuluk yaptık. Bahçede çocuk gezdirdiğini hiç görmedim. Camı, perdeleri hep kapalı dururdu. O bizim evimize gelirdi ama biz hiç onun evine gitmedik” dedi.

Mahkeme heyeti, Hanife Taşdemir Stief’in tutukluluğunun, diğer sanıkların da adli kontrol şartlarının devam etmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler