ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'ın müttefiklerinin ihtiyaç halinde askeri üslerini kullandırmaktan kaçınmasının NATO'nun varlık nedenini tartışmaya açtığını belirtti.
Bahreyn'de Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) yetkilileriyle gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Rubio, "Eğer bu ülkeler kendi üslerini kullandırma imkanı sunmaya hazır değilse, bu durum tüm ittifakı sorgulanır hale getirir" dedi.
Rubio ayrıca, İran'ın Avrupa için ABD'den daha büyük bir tehdit oluşturduğunu ve Avrupa ülkelerinin askeri üslerin kullanımına izin vermemesinin kıta ile ABD arasındaki ittifaka zarar verdiğini ifade etti.
Marco Rubio, Tahran ile varılan ön anlaşmaya yönelik ciddi çekinceleri olan bölgesel ortakların desteğini kazanmayı amaçlayan üç günlük Körfez turunu Bahreyn'de tamamladı.
ABD Donanması'nın 5. Filosu'na ev sahipliği yapan Bahreyn'in başkenti Manama'da KİK dışişleri bakanları toplantısında konuşan Rubio, Washington'ın eski düşmanı İran ile petrol zengini bölgedeki müttefiklerinin güvenliği pahasına olmayacak, kalıcı bir barış arayışında olduğunu kaydetti.
Bölgedeki müttefiklerin birçoğu, çatışmalar sırasında İran saldırılarına maruz kaldıkları için bu anlaşmayı çok yumuşak buluyor.
Çatışma döneminde ABD ve İsrail ordularıyla savaşan İran, Hürmüz Boğazı 'nın kontrolünü fiilen ele geçirerek küresel enerji piyasalarını ve ekonomiyi sarsan petrol sevkiyatı kesintilerine yol açmıştı.
Gazetecilere yaptığı açıklamada Körfez müttefiklerinin Hürmüz Boğazı'na ilişkin hükümleri de içeren barış anlaşmasının her aşamasından haberdar olmak istediklerini belirten Rubio, İran'ın boğazdaki gemileri tehdit etmesi ya da engellemesi durumunda sorun yaşanacağını vurguladı.
"Yeryüzündeki hiçbir ülkenin uluslararası su yollarını kullanmak için ücret talep etme hakkı yoktur" diyen Rubio, nakliye ücretlerinin hiçbir anlaşmanın parçası olamayacağını dile getirdi.
Rubio, uluslararası su yollarının hiçbir ulus devlete ait olmadığını ve bu geçiş ücretlerinin kabul edilmesi halinde salgın gibi dünyaya yayılacağını, bunun da tam bir kaosa yol açacağını sözlerine ekledi.
Körfez ülkeleri, anlaşma kapsamında İran için öngörülen 300 milyar dolarlık yeniden inşa fonunun Tahran tarafından askeri kapasitesini canlandırmak için kullanılmasından endişe ediyor.
Rubio, barış önerisinde yer alan bu fonu toplantıda tartışmadığını açıkladı. Toplantıya başkanlık eden Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdüllatif bin Raşid el-Zayani, Umman'ın Hürmüz Boğazı'nda gemilerin güvenli geçişi için bir koridor oluşturulacağını duyurmasını memnuniyetle karşıladı.
Umman yetkilileri de gelecekte boğaz için yapılacak düzenlemelerin geçiş ücreti içermeyeceğini bildirdi.
Rubio'nun ziyareti, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmayı sona erdirmek amacıyla geçen hafta varılan ABD-İran çerçeve anlaşmasından bu yana düzenlenen ilk üst düzey diplomatik misyon oldu.
Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt duraklarında da temaslarda bulunan Rubio, önerilen anlaşmanın İran'a aşırı avantaj sağlamayacağı konusunda güvence vermeye çalıştı.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, salı günü yaptığı açıklamada İran'ın "sonsuza kadar" nükleer denetimleri kabul ettiğini belirtirken, Tahran yönetimi müzakerelerde böyle bir taviz verilmediğini savundu. İsviçre'deki ilk tur müzakereleri pazartesi günü tamamlayan iki ülke; finansal teşvikler, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ve İsrail'in Lübnan'daki savaşı gibi konularda da çelişkili açıklamalar yapıyor.
Suudi Arabistan, Katar, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'ten oluşan altı KİK üyesi, savaş sırasında Washington'a lojistik destek sağlamış ve bu nedenle İran hava saldırılarının hedefi olmuştu.
ABD'nin bölgedeki güvenlik mimarisinin temelini oluşturan bu ülkelerin ABD ile güvenlik ilişkilerini yeniden değerlendirmesi, Washington'ın bölgedeki askeri stratejisini önemli ölçüde etkileyebilir.
Tahran yönetimi ile görüşmelerde alınan tüm kararlarda bölgedeki ortakların çıkarlarının gözetilmesi gerektiğini ifade eden Rubio, "Körfez bölgesindeki ortaklarımızın güvenliğini, istikrarını veya refahını baltalayacak hiçbir adım atılmayacaktır" dedi.
Bölgede barış istediklerini belirten Rubio, İran'ın kendi halkının refahına odaklanması durumunda onlarla çalışmaya hazır olduklarını, gerçek ve doğrulanabilir bir anlaşma istediklerini yineledi.
Rubio ayrıca, yeni Irak Başbakanı'nın yakın zamanda Trump ile görüşmek üzere Washington'ı ziyaret edeceğini duyurdu.
Çelişkili diplomatik açıklamalara karşın, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verileri deniz trafiğinin kademeli bir normale dönüşe işaret ettiğini gösteriyor.
Birleşmiş Milletler (BM) koordinasyonundaki tahliye planı kapsamında salı günü 13, çarşamba günü 32 ve perşembe sabahına kadar 12 gemi boğazdan geçiş yaptı.
Lloyd's List Intelligence verilerine göre geçen hafta boğazdan geçen gemi sayısı 33'ten 125'e yükselirken, Kpler şirketi çarşamba günü 70 geçiş kaydedildiğini, bunun savaşın başlamasından bir gün sonraya denk gelen 1 Mart'tan bu yana en yüksek seviye olduğunu bildirdi.
Bu rakamlar savaş öncesindeki günlük ortalama 130 geçişin hâlâ gerisinde.
Lloyd's List Genel Yayın Yönetmeni Richard Meade, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Sayısı azımsanmayacak kadar fazla olan fırsatçı armatörler, azalan ya da en azından azaldığı düşünülen geçiş riskinin cesaretlendirmesiyle, çatışmalar sırasında biriken ve sıkışıp kalan yüklerin peşine düşmeye başladı" ifadelerini kullandı.
Petrol piyasalarındaki gevşeme de sürerken, Brent petrol fiyatları savaşın başlamasından bir gün öncesine denk gelen 27 Şubat'tan bu yana görülen en düşük seviyeye geriledi.