YENER KARADENİZ / İSTANBUL
Karaca, Malatya’dan borçlu bir şekilde İstanbul'a göç ederek çok düşük sermaye ile kurulan şirketin Süleymaniye’de 30 metrekare alanda ticaret hayatına başladığını ve geride kalan dönemde tüm dünyada 500 mağazalık bir zincir haline geldiğini anlattı. Bu süreçte dünyanın birçok ülkesinden mal getirdiklerini ve çeşitli engellerle karşılaştıklarını dile getiren Karaca, “Birkaç defa da batmanın eşiğine geldik. Türkiye’de krizlerin sonu gelmiyor. Maşallah peşi peşine krizler yaşıyoruz. 8-10 senede bir geliyor. Neticede biz çekle senetle malı satıyoruz. Ürünü dolarla, euro ile alıp getiriyor, çekle senetle satıyorsunuz. Çeki senedi kasaya koyuyorsunuz sonra bir gün kalkıyorsunuz yüzde bilmem kaç devalüasyon olmuş. Ondan sonra sermayemiz yarıya inmiş. Türkiye’de biz global markalar çıkaramıyoruz. Çünkü sermaye birikmiyor. Neticede devlet eli ile cebinizdeki, kasanızdaki paralar yarı yarıya alınıyor. Sermaye birikmeyince marka da çıkmıyor” ifadelerini kullandı.
Bitmeyen savaş eltiler savaşı
Bu dönemde grup ve aile olarak olmazsa olmazlarını da paylaşan Arif Karaca, iş ve aile yaşamındaki prensiplerine ilişkin şu açıklamaları yaptı:
“Biz 5 kardeşiz. Büyükçekmece’de güzel de bir evimiz var bahçeli. Ben orada oturuyorum. İkinci nesli evlendirirken hepsine şart koşuyoruz. Hafta 7 gün. 6 günü sizin ama bir gününü mutlaka bize ayıracaksınız, kesinlikle hastaydım, arkadaşımın düğünü var gibi bahaneler üretmeyeceksiniz. Herkes pazar günü orada olacak. Bizim pazar sofralarımızda en az 50 kişi bir araya geliyoruz. Biz orada hem aile kaynaşıyor hem şirketimizde konuşamayacağımız birçok şeyi konuşuyoruz. Türkiye’de aile şirketlerinin en büyük problemi bu. Anadolu’dan çok küçük sermaye ile gelen şirketler burada İstanbul’da çok zor günleri birlikte yaşıyorlar. Birlikte aç kalıyor, birlikte susuz kalıyorlar ama şirketlerini ciddi bir şekilde büyütüyorlar. Herkes işin bir tarafından tutuyor ve büyüyorlar. Birinci kuşak, ikinci kuşak büyütüyor ama burada ciddi kararlar almak lazım. Biz kendimiz bu konuda birçok yok olmak üzere olan markayı satın aldık. Emsan, Jumbo, Homend, Kaşmir Halı bunlardan bazıları. Bunları satın alıp yok olmaktan kurtardık. Anadolu’dan gelip altında acıklı hikayelerin olduğu aile şirketlerinin kolay kolay yok olup gitmemesi için tedbirler almak lazım. Biz 5 kardeşiz. 4 erkek, bir kız. Dünyada bir bitmeyen savaş eltiler savaşı. Aile şirketlerinin de önündeki en büyük tehlikelerden biri eltiler savaşı. Bu eltiler savaşı olduğu sürece aile şirketleri çok zor günler yaşamak zorundalar. Bu eltiler savaşını barışa döndürebilirseniz işi kurtarırsınız.”
Perakendeci kâr kaybediyor, turist harcaması düşüyor
■ Etkinlikte konuşan BMD Başkanı Sinan Öncel de perakende sektörünün içinden geçtiği sürece ilişkin tespitlerini veriler ile paylaştı. Maliyet enflasyonunun herkesi yakından ilgilendiren ve patronların da yakından ilgilenmesi gereken bir konu olduğunu vurgulayan Öncel, “Bu şirketleri konkordatoya kadar götürecek bir sürecin başlangıcıdır” dedi.
Öncel, gerçekleştirdikleri anketin sonuçlarına göre mayıs ayında üyelerin yüzde 52’sinin geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 30’un altında ciro artışı bildirdiğini belirtti. Öncel, “Yüzde 50’sinde işler iyi, kalanında düşük akla geliyor. İndirimli satışların toplam satışa oranı yüzde 40 ve üzeri olanların oranı yüzde 56 olmuş. Yani sadece ciroya bakarak perakendede işler iyidir, zayıftır, yavaştır demek o da mümkün değil. Cironun nasıl sağlandığı da çok önemli. Ciro indirimli satışlarda kârsız bir şekilde sağlanıyorsa çok sağlıksız bir yapı. Bu oranın giderek artıyor olması da işletme sermayesi ve borç sermayesi kullanımı ihtiyacını daha da çok artırıyor” diye konuştu.
Bir diğer önemli konunun da kira ciro oranı olduğunu dile getiren Öncel, şöyle devam etti: “Yüzde 10-15 arası ideal olan oranın 2025’te yüzde 16 ve üzeri diyenlerin oranı yüzde 56’ya çıkmış. Bu bize perakende sektörünün çok ciddi anlamda kâr kaybettiğini gösteriyor. Yine 2022 Haziran'ında 6 bin 68 olan 100 bin TL kiranın dolar karşılığı bu haziranda 11 bin 164 dolara gelmiş. Bu artışa rağmen en fazla şikayet fahiş kira artışı talebinden geliyor. Bu konuda 3 bakanlıkla da görüşme halindeyiz. Diğer taraftan turist alışverişi de ciddi anlamda düşüyor. Yabancı kartlar ile Türkiye’de yapılan harcama tutarı 2025 yılında 284 milyar TL imiş. 2026’da bu ilk 4 ayda 229 milyar TL’ye düşmüş. Yerli kartlar ile yurtdışında yapılan harcama ise 225 milyar TL’den 342 milyar TL’ye çıkmış. Harcama yurtdışına kayıyor çünkü fiyatlar, gümrük vergileri çok yüksek. Yabancılar da Türkiye’den almak yerine komşu ülkelerden alıyorlar. Üretimde değil ithalatımızda da ciddi artışlar var, bu da ciddi problem oluşturuyor.”