Çocukluğu Güngören’de geçen komedyen Hasan Can Kaya,
ressam sevgilisi Duygu Karabaş’la Amerika’nın New York şehrindeki Türkevi’nde düzenlenen törenle evlendi.
Bu giriş cümlesi bile başlı başına bir roman konusu!
Kansere yakalanan babasını küçük yaşta kaybediyor; evin tüm sorumluluğu üzerine kalıyor!
Aynı hastalığa yakalanan ablasını da kaybetmemek için okuldan kalan tüm vaktini önce komilik, sonra garsonluk yaparak geçiriyor.
Oradan kazandığı paralarla ablasını tedavi ettirmeye çalışıyor.
CEM YILMAZ’IN İZİNDEN!
Daha sonra, Mimar Sinan Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü’nü kazanıyor ve bir yapım şirketinde senaryo asistanı olarak çalışmaya başlıyor..
Sonra, yaptığı şakalarla ve yazdığı komik metinlerle dikkat çekiyor.
Kaderi onu Cem Yılmaz’ın da şöhreti yakaladığı Leman Kültür’e götürüyor. Orada stand-up yaparak başka bir yola giriyor.
Çektiği kısa videoların her biri ortalama 16 milyon kişiye ulaşınca, Acun Ilıcalı tarafından transfer ediliyor. İkili, iddiaya göre bölüm başına 270 bin dolara anlaşıyor. Exxen’de üç yıla yakın bir süre içinde yüzlerce program çekiyor. Ama bu, Hasan Can’ı kesmiyor… “Uluslararası arenada olmak için” Disney +’a bölüm başına 325 bin dolara transfer olduğu söyleniyor.
KÜFREDEREK KAZANIYOR!
Peki; ne yapıyor şovlarında?
Binlerce lira ödeyerek aylar öncesinden aldıkları biletlerle programına gelen insanlarla sohbet ediyor…
Bu sohbetlerin yüzde 90’ı belaltı konuşmaları oluyor.
Kadını erkeği, yaşlısı genci, bekarı evlisi ona, yüzlerce kişinin olduğu bir ortamda, hem de çekim yapıldığını bile bile en özel sırlarını anlatıyor.
En önemli özelliği de şaşırdığı, güldüğü, kızdığı, dalga geçtiği her zaman küfretmesi…
Öyle ki birine hayran olduğunu bile küfürle ifade ediyor.
ERGEN MUHABBETİ
Ergen çocukların sokak muhabbetinde yaptıkları gibi her cümlesine “A…a koyayım” ile başlıyor.
Ne ilginçtir ki bu bile, stüdyodakiler tarafından çılgınca alkışlanıyor.
Ettiği küfürlerin tamamı da cinsel içerikli…
Bir programda ortalama dört dakika bir “Si…r git” diyor.
“Ulan” sözcüğünü saymaya ise fırsat bile tanımıyor.
İnsanların saçıyla, başıyla, yaşıyla, boyuyla, diksiyonuyla, eğitimiyle dalga geçiyor.
Katılımcılara “sıçış hikayesi” adı altında başarısızlıklarını anlattırıyor. Bunların tamamına yakını da yine cinselliğe dair yaşanmışlıklar oluyor…
VAROŞ MİLYARDERİ!
Sahnede “varoş çocuğu” olma özelliğini durmaksızın kullanıyor.
Karşısındaki kişinin eski asker, polis, doktor, avukat olması onun için hiçbir anlam taşımıyor…
O, kıvrak zekası sayesinde “bütün toplara geldiği gibi” vuruyor.
Diğer bir deyişle küfrederek, hakaret ederek milyarlar kazanıyor!
Normalde “Hayvan” dediğinizde size tazminat davası açıp binlerce lira talep edecek kişiler, Hasan Can’ın yüzlerine karşı alenen ettiği küfürlere, hakaretlere bile kahkahalarla gülüyor.
BU DÖNEMİN FLAŞ ÜNLÜSÜ!
Her dönemin bütün karakteritik özelliklerini bünyesinde toplayan, karakteristik bir “flaş ünlüsü” vardır.
Bu, kimi zaman İbrahim Tatlıses, kimi zaman Fatih Terim, kimi zaman da Seda Sayan olur.
Bazıları sansasyonel hayatlarıyla, bazıları kişilikleriyle, bazıları da kocalarıyla şöhreti yakalamıştır.
Bu dönemin “flaş ünlüsü” de bana göre Hasan Can Kaya…
Onun hazinesi ettiği küfürler, hakaretler ve belaltı öyküler…
Bu hazine onu Güngören’deki açlık günlerinden New York’ta düğün yapmaya taşıdı!
Üstelik biz bu filmi ilk kez izlemiyoruz:
Bugünkü nesil, Kemal Sunal’ın “eşşoğlueşek”leriyle büyümedi mi?
Hasan Can’ın tüm yaptığı, bu çıtayı birkaç santim yukarı taşımak…
Hani; Fransız filozof Joseph de Maistre 215 yıl önce “Her toplum hak ettiği şekilde yönetilir” demiş ya…
Biz de bu sözü günümüze ve konumuza uygulayalım:
Her toplum, hak ettiği komedyenleri yaratır!