Ana içeriğe geç

Basklar, Katalanlar, İspanyollar kupa için birleşti: Futbol, İspanya'nın tarihi kutuplaşmasını gideriyor

Bir dönem bağımsızlık talepleri, ETA'nın silahlı eylemleri ve anayasal krizlerle anılan Katalonya ile Bask Bölgesi, bugün İspanya Milli Takımı'nın en güçlü temsil edildiği bölgeler haline geldi

Basklar, Katalanlar, İspanyollar kupa için birleşti: Futbol, İspanya'nın tarihi kutuplaşmasını gideriyor
Gazete Oksijen
16

İspanya, Arjantin karşısında kazandığı Dünya Kupası'nın ardından yalnızca sportif başarısıyla değil, ülkenin son 15 yılda geçirdiği siyasi dönüşümün sahaya yansımasıyla da dikkat çekiyor.

Bir zamanlar Madrid yönetimiyle sert bağımsızlık mücadeleleri yürüten Katalonya ve Bask Bölgesi, bugün İspanya Milli Takımı'nın omurgasını oluşturuyor. Dünya Kupası kadrosunda bu iki bölgeden gelen futbolcuların sayısı ülkenin diğer bölgelerini geride bırakırken, bu tablo İspanya'nın değişen siyasi ve toplumsal dengelerinin de sembolü olarak görülüyor.

2010 Dünya Kupası hatırlandı

Aslında futbol ile siyaset arasındaki bu ilişki yeni değil. İspanya'nın 2010 Dünya Kupası'nı kazandığı kadroda Barcelona'nın altyapısından yetişen ve tamamı Katalan olan Xavi Hernández, Carles Puyol, Gerard Piqué ve Sergio Busquets gibi isimler takımın en önemli parçalarıydı.

Ancak o tarihi zaferin hemen öncesinde Katalonya'da yüz binlerce kişi, bölgenin özerk yetkilerini sınırlayan yargı kararını protesto etmek için sokaklara çıkmıştı. Bu gösteriler ilerleyen yıllarda büyüyerek 2017'de düzenlenen bağımsızlık referandumuna ve İspanya'nın demokrasi tarihindeki en büyük anayasal krizlerden birine dönüştü.

Bugün ise tablo önemli ölçüde değişmiş durumda. Politico'ya konuşan uzmanlara göre Katalonya'da bağımsızlık isteği tamamen ortadan kalkmasa da seçmenlerin öncelikleri artık konut krizi, artan yaşam maliyetleri ve göç gibi gündelik sorunlar.

Madrid hükümetinin çıkardığı af düzenlemeleriyle birçok ayrılıkçı siyasetçi hakkındaki davalar sona ererken, Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın eski Katalonya Başkanı Carles Puigdemont lehine verdiği karar da siyasi tansiyonun düşmesine katkı sağlayan gelişmeler arasında gösteriliyor. Uzmanlar, yakın gelecekte yeni bir bağımsızlık girişiminin beklenmediği görüşünde.

Katalonya'tı uluslararası alanda futbol belirliyor

Siyasi gündemin değişmesiyle birlikte Katalonya'nın uluslararası alandaki görünürlüğünü artık futbol belirliyor. Bunun temelinde ise Johan Cruyff'un 1980'lerin sonunda Barcelona'da başlattığı futbol devrimi bulunuyor. Cruyff'un pas oyunu ve topa sahip olmayı esas alan anlayışı daha sonra Pep Guardiola tarafından geliştirilerek dünya futbolunun en etkili modellerinden biri haline geldi. Barcelona'nın La Masia akademisinde yetişen oyuncular yalnızca kulübün değil, İspanya Milli Takımı'nın da oyun kimliğini şekillendirdi. Bugün Avrupa'nın birçok kulübü bu sistemi örnek alıyor.

Son yılların yükselen futbol merkezi ise Bask Bölgesi oldu. 2024 Avrupa Şampiyonası finalinde İngiltere'ye karşı İspanya'nın gollerini Basklı futbolcular Mikel Oyarzabal ile Nico Williams kaydetti. Bunun yanı sıra Mikel Arteta ve Andoni Iraola gibi Bask kökenli teknik direktörler Avrupa futbolunun en önemli liglerinde görev yapıyor. Bask basını bu yükselişi "Premier League artık Baskça konuşuyor" sözleriyle yorumluyor.

Bask Bölgesi'nin siyasi geçmişi ise Katalonya'dan çok daha kanlı bir süreci barındırıyor. 1959 yılında kurulan ETA, yaklaşık kırk yıl süren silahlı kampanyasında 853 kişinin ölümüne neden oldu. Örgüt 2011'de kalıcı ateşkes ilan etti, 2018'de ise kendini feshetti. Bugün bölgede bağımsızlığa destek kamuoyu yoklamalarında yaklaşık yüzde 23 seviyesinde seyrediyor. Siyasi partiler ise ayrılık tartışmalarından çok ekonomi, sosyal politikalar ve bölgesel yönetim konularına odaklanıyor.

Bununla birlikte ayrılıkçı hareket tamamen sona ermiş değil. Hem Bask hem de Katalan milliyetçileri kendi milli futbol takımlarının FIFA ve UEFA organizasyonlarında yer almasını talep etmeyi sürdürüyor. Basklı siyasetçi Aitor Esteban, İspanya ile Fransa arasındaki yarı final öncesinde yaptığı açıklamada kendi takımının Bask Milli Takımı olduğunu söylerken, Katalan siyasetçiler de İspanya Milli Takımı'nın birlik mesajı veren sembolik bir araç olarak kullanıldığını savunuyor. Buna karşın birçok Katalan taraftar, siyasi görüşleri ne olursa olsun Lamine Yamal, Pau Cubarsí, Dani Olmo ve Marc Cucurella gibi Katalan futbolcuların başarılarını desteklediklerini dile getiriyor.

Dünya Kupası finaline çıkan mevcut İspanya kadrosunun dikkat çeken bir diğer özelliği ise Real Madrid'den hiçbir oyuncunun yer almaması. Ülkenin geleneksel futbol merkezi olarak görülen başkent Madrid yerine Katalonya ve Bask Bölgesi'nin yetiştirdiği futbolcuların öne çıkması, ülkenin futbol haritasındaki değişimi de gözler önüne seriyor. Bir zamanlar siyasi ayrışmanın sembolü olan bu iki bölge, bugün İspanya'nın uluslararası başarılarının başlıca taşıyıcısı olarak öne çıkıyor.

Politico'nun değerlendirmesine göre İspanya'da ayrılıkçılık tartışmaları tamamen sona ermiş değil. Ancak ülkeyi yıllarca meşgul eden kimlik mücadelesi artık eskisi kadar belirleyici değil. Katalan ve Bask kimliği bugün en görünür biçimde siyasette değil, dünyanın en büyük futbol organizasyonunda mücadele eden İspanya Milli Takımı'nın başarısında temsil ediliyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler