Ana içeriğe geç

NATO Türkiye’yi silahsızlandırmak istiyor

Türkiye’nin ABD’den F-35 alması ve S-400’lerin üçüncü ülkelere satılması konularını değerlendiren Doğu Perinçek, ‘NATO Türkiye’yi silahsızlandırmak istiyor.’ dedi. Perinçek, ‘Türkiye için tehdit ABD, İsrail ve Yunanistan’dan geliyor ama F-35’leri onlara karşı kullanamayacağız.' dedi

NATO Türkiye’yi silahsızlandırmak istiyor
Aydınlık
16

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, NATO’nun F-35 ve S-400 meseleleri üzerinden Türkiye’yi silahsızlandırmak istediğini açıkladı.

Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Nadir Temeloğlu’nun sorularını yanıtlayan Perinçek, Türkiye’nin S-400’leri üçüncü ülkelere satacağı yönündeki tartışmalarla ilgili “S-400’ler satılamayacak. Onlara ihtiyacımız var. Daha önemlisi Türkiye’nin ABD, İsrail ve Yunanistan’a karşı nükleer caydırıcılığı olan müttefiklere ihtiyacı var. O da Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı’dır.” dedi. Perinçek, AK Parti iktidarının NATO’yla uyumlu politikalarının FETÖ, İmamoğlu ve Özgür Özel çizgisiyle aynı olduğunu vurguladı. Türk Milleti’nin buna izin vermeyeceğini kaydeden Perinçek, yakın zamanda Vatan Partisi’nin de yer alacağı Üreticilerin Milli Hükümeti’nin kurulacağını ifade etti.
Doğu Perinçek, şu değerlendirmeleri yaptı:

TEHDİT ABD, İSRAİL VE YUNANİSTAN’DAN

S-400'lerin üçüncü bir ülkeye gönderilmesi tartışılıyor. Amerika ve NATO neden S-400'leri istemiyor?

Türkiye bir NATO planıyla karşı karşıya. NATO, Türkiye'yi silahsızlandırmak peşinde. Bunu da şöyle yapıyor: Birincisi, bir kere Türkiye'nin önüne yanlış bir tehdit koyuyor. Dostları Rusya'yı, İran'ı tehdit olarak gösteriyor. Hatta uzaktan adını anması bile Çin'i onları tehdit olarak gösteriyor. Bu bir silahsızlanma. Çünkü Türkiye gerçek ve potansiyel düşmanlarına karşı vaziyet alamıyor. Önce stratejik planda, beyinde silahsızlandırıyor.

İkincisi de birdenbire Körfez ülkeleriyle ilgili söylentiler ortaya çıktı. Türkiye’nin, S-400'leri Katar'a, Birleşik Arap Emirlikleri’ne vereceği söyleniyor. Bu da bir silahsızlandırmadır. Türkiye S-400'lerden vazgeçtiği zaman Amerika'dan, Yunanistan'dan ve İsrail'den gelen tehdide karşı en önemli silahtan vazgeçmiş oluyor. Bu çok önemli. Çürümeye terk ettirme gibi baskılar da var. ‘Madem satmıyorsunuz, o zaman bunu bir yere koyun, kilitleyin, kullanmayın.’ diyorlar.

Üçüncüsü, Türkiye'ye silah vererek silahsızlandırmak. Türkiye'ye F-35, Eurofighter vererek Türkiye'yi silahsızlandırmak... F-35'i ve Eurofighter’i verecekler ama Türkiye'yi tehdit eden ABD, Yunanistan ve İsrail'e karşı kullanamayacağız. Bunun tecrübeleri de yaşandı. Biliyorsunuz Katar'a İsrail saldırısı olmuştu ve Katar'ın elinde Patriotlar, F-35’ler ve Amerika'nın verdiği silahlar vardı. Katar bunların hiçbirini kullanamadı. Çünkü bu silahlar NATO ülkelerine karşı kullanılamıyor. İsrail, NATO ülkesi değil ama NATO'nun ABD’den sonraki en önemli ülkesi.

F-35 Türkiye için bir teneke parçasıdır. Türkiye’yi İran'ın, Rusya'nın üzerine sürmede kullanılabilecek bir silah ama o da mümkün değil. Çünkü hiçbir güç Türkiye'yi İran'ın ve Rusya'nın üzerine süremez. Dolayısıyla Türkiye'ye verilecek F-35'ler, Eurofighter'lar ve diğer silahlar sonuç itibariyle kullanılmamak üzere verilen silahlardır.

NATO’nun planı Türkiye'yi silahsızlandırmak. Ama bunu başaramayacaklar. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin buna teslim olması mümkün değil.

AK Parti iktidarının müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi’nden çok olumsuz, çok yanlış bir açıklama yapıldı. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, “Türkiye bu NATO Zirvesi’nden sonra merkez ülke oldu. Karar veren ülke oldu.” dedi. Hayır, bu NATO Zirvesi’nde Türkiye'ye dayatılan rol, Türkiye'yi piyon yapıyor. Mehmetçiği fedai yapıyorlar.

Düne kadar Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı’nı savunan MHP’nin, Türkiye'ye merkez rolü verildiğini fikrini savunması bir aldatmacadır. Türkiye merkez yapılmıyor, ateşe sürülüyor. Rusya ve İran düşman olunca Türkiye ateşe sürülmüş oluyor. Türkiye'nin bunu kabul etmesi mümkün değil. İmparatorluk birikimi de Türk milleti de Türk Silahlı Kuvvetleri de Vatan Partisi de buna müsaade etmez. Türk Silahlı Kuvvetleri vatan savunmasında o zaman ABD’nin, Atlantik emperyalistlerinin emrinde olacak. Milliyetçi Hareket Partisi'nin bu tutumu da tabanında kesinlikle kabul görmeyecektir.

Demokrasiden bahsediliyor. Demokrasi halkın yönetimidir. Halk oyuna başvuralım, soralım. NATO Zirvesi’ne evet mi, hayır mı? Oradan yüzde 90 hayır çıkacaktır. Yine soralım: Mehmetçiğin feda yapılmasına evet mi hayır mı? Yüzde 98 hayır çıkacaktır. S-400'lerin çürümesine veyahut başka ülkeye satılmasına evet mi hayır mı? Oradan da yüzde 95 hayır çıkacaktır.

NATO’LAŞMAK FETÖ’LEŞMEKTİR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400'ler konusunda daha önce “Kararlıyız, geri adım atmayacağız.” demişti. Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayi Başkanı, ROKETSAN Başkanı, F-35'lerin Türkiye için geçerli olmadığı ve kullanılmayacağını söylüyordu. Ne oldu da rüzgar tersine döndü?

AK Parti iktidarında böyle bir yalpalamalar var. Böyle devam edemeyecekler. Çünkü hem millet buna olmaz diyor hem TSK “Kesinlikle olmaz.” diyecektir. AK Parti bir çıkmazda, çırpınış içinde.

Bunun para için yapıldığını söyleyenler var. Bunun mali bakımdan getireceği külfetler, kârlardan çok daha ağırdır. Oyları düşen, seçimi kaybetme telaşı olan AK Parti, üretim devrimine yönelerek, Türkiye'nin bağımsızlığını sağlama, Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakına yönelerek oylarını yükseltme şansına sahipken tamamen dibe vuracak bir çizgiye yöneliyor. Birtakım da köpek balıkları gibi AK Parti'nin etrafında, onun başarısızlığını kullanmak istiyor.

AK Parti bu politikalarla FETÖ'leşiyor. NATO'laşmak, FETÖ'leşmektir. FETÖ'leşmek de NATO'laşmaktır. Bu NATO Zirvesi’nde AK Parti'nin savunduğu politikalar, FETÖ'nün savunduğu politikalardır. Siyasi planda da İmamoğlulaşmış olursunuz, Özgür Özelleşmiş olursunuz.

Bu NATO Zirvesi’nde AK Parti'nin içine girdiği çizgi, Türkiye'deki Atlantikçi kuvvetlerin ve partilerin girdiği çizgidir. FETÖ çizgisidir, İmamoğlu çizgisidir, Özgür Özel çizgisidir. Bu şekilde oy toplayabilir mi? Burada AK Parti açısından bir iflas, bir çıkmaz yol, Türk milletinden kopma söz konusudur.

Vatan Partisi olarak bu çizgiden dönülmesi için çabalıyoruz. Ama onlar dönmezlerse Türkiye, NATO'cu, Türkiye'yi ateşleri sürecek, Mehmetçiği Coni yapacak bir partiyi Türkiye kesinlikle sırtında taşımaz.

Ayrıca S-400'ler kesinlikle başka bir ülkeye satılamaz. Çünkü Türkiye'nin S-400'lere ihtiyacı var. Ondan da önemlisi Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de, Ege'de ve Meriç Nehri'nin karşı tarafında kendisine yönelen ABD, İsrail ve Yunanistan tehdidini caydıracak müttefiklere ihtiyacı var. ABD ve İsrail, nükleer silahlara sahip. Dolayısıyla Türkiye'nin de nükleer müttefiklerinin olması lazım.

Mayıs 2025’te NATO, Meriç nehrini geçme tatbikatı yaptı. Şimdi ABD, İsrail ve Yunanistan, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Kıbrıs'tan çıkartma planlarını açık açık ilan ediyor. Türkiye kendisini F-35 veya Eurofighter'la savunamaz.

ÇÖZÜM ÜRETİM DEVRİMİ

Son dönemde hükümet çevrelerinde Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı yüksek sesle dile getiriliyordu ama NATO zirvesinde tam tersi oldu. Şimdi bu süreçte, bu girilen yolda Cumhur İttifakı'nın geleceği açısından da ne bekliyor bizi? AK Parti, Kılıçdaroğlu CHP'si, MHP ve Vatan Partisi'nden oluşan bir hükümet formülü ortaya koymuştunuz. Bu hükümet formülünüzde bir değişiklik var mı?

Türkiye'yi tek başına Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Parti'nin yönettiği dönem bitti. Şimdi bir milli seçeneği üretmemiz lazım. O milli seçenek de öncelikle Üretim Devrimi… Bu zorunluluktur.
İkincisi, Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı da mecburiyettir. MHP de AK Parti’nin yalpalamalarının arkasına takılırsa, NATO Zirvesi’nin kuyruğuna takıldığınız İYİ Parti olur, Zafer Partisi olur, Anahtar Parti olur. Onlardan ne farkı kalır?

NATO planına girdiğiniz zaman İsrail'in yandaşı, Filistin'in düşmanı haline geliyorsunuz. Bunu Vatan Partisi'ne söylemesine ihtiyaç yok. Bir tek Filistinli bile AK Parti’nin bu NATO Zirvesi’ndeki tutumunu onaylamayacaktır.

BÜTÜNLEŞME SÜRECİNDE NATO BOCALAMASI

11 Temmuz PKK’nın silahları yakmasının yıl dönümü. AK Parti'nin “Terörsüz Türkiye” dediği, sizin ise “Bütünleşme süreci” dediğiniz süreçte ilerleme olmuyor. NATO ile ilişkiler, Bütünleşme Süreci’ne nasıl etki eder?

ABD ve İsrail, PKK'nın silah bırakmasını ve dağılmasını istemiyor. AK Parti iktidarı, NATO'ya teslim bayrağı çeken siyasetlerle Bütünleşen Türkiye dediğimiz, onların Terörsüz Türkiye dediği siyaseti de sürdüremezler. Çünkü orada karşıdaki kuvvet tamamen ABD, İsrail ve ikinci İsrail planında ateşe sürülen PKK. NATO Zirvesi’ndeki siyasetlerinizle PKK'nın yanına düşersiniz.

Bu sürecin başındaki kararlılık kaybedildi. Vatan Partisi’nin 14 maddelik çok önemli bir önerisi oldu. PKK'nın bütün yönetici ve mensuplarına, Türkiye devletiyle ve Türk milletiyle bütünleşme amacıyla af talep etmeleri durumunda onların cezalarını infazını ortadan kaldıracak bir kanun hazırladık. Ama oradaki kritik şey şu: PKK mensupları o kanundan yararlanmak için “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti ile bütünleşmeyi benimsiyorum. O kanundan yararlanmak istiyorum.” diyecek.

Bunu söyleyen unsurlar, dünkü PKK mensubu konumunda olmuyor. Bir bilinç değişikliği söz konusu oluyor. Vatan Partisi'nin o programına da cesaret edemedi iktidar sahipleri. Şimdi PKK'yı bir nevi yargılayacaklar. Zaten yargılayacaksan bir kanun falan yapmana lüzum yok. Yargılamalar var. 15-20 bin insanla ilgili problemi bu yöntemle çözemezsiniz. Orada da bir bocalama söz konusu. O bocalama da bir NATO bocalamasıdır.

VATAN PARTİSİ GERÇEĞİ DÜNYAYA KAVRATIYOR

Türk Devleti’nin savaşa hazırlandığını vurguluyorsunuz. Aslında bu zirveyle birlikte S-400'lerin gönderilmesi, F-35'lerin alınması tartışmaları Türkiye'nin savaştan vazgeçtiğini mi gösteriyor? Süreç sizce nereye gidecek?

Milli Savunma Bakanlığı açıkça “Savaşa hazırlanıyoruz.” dedi. Savunma sanayisindeki büyük gelişmeler, FETÖ'nün devletin içinden temizlenmesi, FETÖ generallerinin hapse atılması NATO’ya teslim olmak için mi yapılıyor?

ABD, İsrail ve Yunanistan, Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı Noble Dina ve Nemesis tatbikatları yapıyor, NATO Dedeağaç’da Meriç nehrini geçme tatbikatı yapıyor. Türkiye de buna karşı hazırlık içinde. Ama o NATO Zirvesi ile bu hazırlık birbiriyle tutarlı değil.

AK Parti büyük bir çelişme içinde, Türkiye o çelişmeyi çözecek. NATO'yla kaderini birliği, bir çürümeyle kader birliğidir, çöküşle kader birliğidir, dağılmayla kader birliğidir. NATO dağılıyor. ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada üretiminin yarısını yapıyordu. Şimdi yüzde 20’lerin altına düştü, 2030'da yüzde 11 olacak. Çin ise ABD’nin dört katı olacak. Amerikan ekonomisi batağa saplandı. Alman ve Fransa ekonomisi de batıyor.

NATO dağılacak. İşte bu gerçeği bütün dünyaya kavratan Vatan Partisi’dir. Vatan Partisi'nin dünyaya seslendiği organlar, dünya çapında yayın yapıyor. Ulusal Kanal, dünya ikincisi konumunda. Artık Türkiye'ye yönelik tehditlerin üstünü cilalarla, boyalarla kaplayan görüşlerin hiçbir değeri yok.

Kaynağa Git

İlgili Haberler