İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden ücret almasına izin verecek herhangi bir anlaşma, küresel ticaret açısından “tehlikeli bir emsal” oluşturabilir. Bu değerlendirme, dünyanın en büyük deniz taşımacılığı şirketlerinden Maersk’in CEO’su Vincent Clerc tarafından bu hafta yapılan bir röportajda dile getirildi.
İran, Basra Körfezi’nin çıkış kapısı olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü ekonomik kazanca dönüştürme tehdidinde bulunuyor. ABD ile İran’ın Körfez’de deniz trafiğini yeniden başlatacak bir anlaşmaya doğru ilerlediği bir dönemde, İran’ın geçişlerden ücret alıp alamayacağı ise çözülemeyen başlıklardan biri olmaya devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump, uluslararası hukuk gereği gemilerden herhangi bir geçiş ücreti alınamayacağını söyledi. İran ise savaş öncesinde uygulamadığı bu yöntemi hayata geçirerek ücret talep edeceğini açıkladı.
Tarafların cuma günü İsviçre’de imzalaması beklenen ön anlaşma, müzakerecilerin İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokları, İsrail ile yürüttüğü vekalet savaşı ve diğer konuları ele alacağı 60 günlük bir ateşkes sürecini başlatacak. Ancak iki ülke de anlaşma metnini kamuoyuyla paylaşmış değil.
54 yaşındaki Clerc, İran’ın geçişlerden ücret almasına izin veren herhangi bir düzenlemenin “son derece tehlikeli bir emsal” yaratacağını söyledi.
Clerc, “Eğer herhangi bir coğrafi nokta bir anda silaha dönüştürülüp gelir elde etmek için kullanılabiliyor ve ardından bir hükümetin ya da otoritelerin isteğine göre yeniden kapatılabiliyorsa, bu bizim açımızdan son derece endişe verici bir gelişme olur” dedi.
“Bundan sonra sırada ne var diye düşünmek zorunda kalırsınız” ifadelerini kullanan Clerc, İran’ın tehditlerinin şirketlerin ve ülkelerin dünyanın kritik deniz geçitlerine bakışını değiştirdiğini belirtti.
Deniz taşımacılığının malları taşımak için en ucuz yöntem olduğunu vurgulayan Clerc, “Ancak insanlar belirli rotaları silah haline getirmeye başlarsa bu avantaj hızla ortadan kalkacaktır” diye konuştu.
Denizcilik krizleriyle şekillenen kariyer
İsviçre’nin Rossens köyünde doğup büyüyen Clerc, kariyerinin tamamını Maersk’te geçirdi.
2023 yılında CEO koltuğuna oturduktan kısa süre sonra İran destekli Husiler, dünyanın en önemli ticaret rotalarından biri olan Kızıldeniz’de saldırılarını artırdı. Bu saldırılar küresel ticareti altüst ederek gemileri Süveyş Kanalı’ndan uzaklaştırdı ve Afrika çevresinden yaklaşık 6.400 kilometrelik ek rota kullanmaya zorladı.
Bugün bile konteyner gemilerinin büyük bölümü Kızıldeniz’den kaçınmak için yolculuklarına 10 gün veya daha fazla süre eklemek zorunda kalıyor.
Clerc’in ofisi, Kopenhag Limanı’na bakıyor. Dünyanın ikinci büyük konteyner taşımacılığı şirketi olan Maersk, küresel ticaretin tüm önemli deniz darboğazlarından geçen gemiler işletiyor.
1904 yılında kurulan şirket, sahip olduğu veya kiraladığı 700’den fazla gemiyi yönetiyor ve geçen yıl 54 milyar dolar gelir elde etti. Şirketin gemileri Asya ile Kuzey Avrupa ve Akdeniz arasında, Avrupa ile Kuzey Amerika arasında ve Çin ile Basra Körfezi arasında yük taşıyor.
Hürmüz Boğazı'nın trafiğinde toparlanma sinyali
Denizcilik analiz şirketi Windward’ın verilerine göre salı günü Hürmüz Boğazı’ndan 24 gemi geçti. Bu sayı, ay başından bu yana kaydedilen en yüksek günlük trafik olarak öne çıktı.
Şirket, ABD ile İran’ın ateşkes anlaşması duyurmasının ardından gemi işletmecilerinin daha fazla güven duymaya başladığını belirtti.
Boğazdan çıkan gemiler arasında en az iki İran süpertankeri de yer aldı. Denizcilik veri şirketi TankerTrackers’a göre bu gemiler toplam 3,8 milyon varil İran petrolü taşıyordu. Bu sevkiyatlar, İran’ın iki ay aradan sonraki ilk ham petrol ihracatı oldu.
Buna rağmen savaş öncesinde boğazdan günlük yaklaşık 130 gemi geçiyordu. Büyük taşımacılık şirketleri ise gemilerini yeniden bölgeye göndermeden önce anlaşmanın ayrıntılarının netleşmesini bekliyor.
Maersk gemileri hala bekliyor
Maersk’e ait Alliance Fairfax adlı gemi, mayıs ayında ABD koruması altında Basra Körfezi’nden ayrılmayı başardı. Ancak şirket, diğer gemilerinin ayrılması için bölgeyi hala fazla riskli görüyor.
Clerc, boğazdaki mayınlardan kaçınmak için hangi rotaların kullanılacağının netleşmediği sürece Maersk’e ait beş geminin Hürmüz’den geçmesine izin vermeyeceğini söyledi.
Ayrıca İran’dan saldırı olmayacağına dair güvence verilmesi gerektiğini belirtti ve şöyle devam etti:
“Boğazın açık ilan edildiği ancak gerçekte açık olmadığı birkaç durum yaşandı. Bu nedenle insanların hayatını riske atarak açık olmadığını öğrenmek istemiyoruz”
Savaşın başlamasından bu yana Maersk’in Bahreyn ve Umman’daki terminalleri insansız hava araçlarının hedefi oldu. Şirketin iki gemisi de saldırılarda hasar gördü.
Kara taşımacılığına yöneldiler
Basra Körfezi’ne erişimin kesilmesi üzerine Maersk alternatif çözümler geliştirdi. Şirket, mobilya, elektronik ürünler ve gıda gibi malları içeren 44 bin konteyneri demiryolu ve kamyonlarla Körfez ülkelerine ulaştırdı.
Yükler önce Kızıldeniz’deki Cidde Limanı’nda boşaltılıyor, ardından Suudi Arabistan üzerinden kara yoluyla Kuveyt, Katar ve Bahreyn’e taşınıyor. Yüksek talep nedeniyle Ürdün, Irak ve Türkiye’den çok sayıda kamyon şoförü bu taşımalarda görev alıyor.
Diğer bazı yükler ise Umman’daki Salalah Limanı’nda boşaltılarak Birleşik Arap Emirlikleri’ne kara yoluyla ulaştırılıyor.
Ancak Clerc’e göre bu yöntem konteyner başına yaklaşık 1.000 dolar ek maliyet yaratıyor.
Bu durumun zaman içinde perakendecilerin karlılığını azaltacağını ve tüketicilerin daha yüksek fiyatlarla karşılaşmasına yol açacağını söyledi.
Clerc’e göre Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik nihai anlaşmanın şartları ne olursa olsun, İran son üç ayda saldırılar, abluka tehditleri ve geçiş ücreti tartışmalarıyla küresel ticaret üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini göstermiş oldu.
Clerc, “Bazı tehditler ve bazı gelişmeler vardır ki onları bir kez masaya koyduğunuzda artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor” diyerek sözlerini tamamladı.
© 2026 The New York Times Company