Ana içeriğe geç

Mücahid Ören Enerji Forumu'nda konuştu! Türkiye Orta Asya'da tarihi köklere sahip

Washington'da dünyanın en etkili enerji buluşmalarından biri olan Atlantik Konseyi Global Enerji Forumu, İran Savaşı ve Enerji Arzı'na yönelik artan güvenlik riskleri başlıklarında buluştu. İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mücahid Ören de forumda yaptığı konuşmada gelecek dünyaya dair kritik öngörülerde bulundu. İşte o açıklamalardan satırbaşları ve tüm detaylar...

TGRT Haber
16

İran savaşı ve enerji arzına yönelik artan güvenlik riskleri, bu başlıklar Washington'da dünyanın en etkili enerji buluşmalarından biri olan Atlantik Konseyi Global Enerji Forumu'nda masaya yatırıldı. Kritik toplantıya Türkiye'den önemli bir katılım gerçekleşti. Dünyanın önde gelen kuruluşlarından İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mücahid Ören forumda yaptığı konuşmada gelecek dünyaya dair kritik öngörülerde bulundu.

Global enerjinin geleceğinin yeniden yazıldığı forumda Mücahid Ören özellikle Türkiye'nin Orta Asya'daki rolüne dikkat çekti. Bölgede Kırgızistan gibi çok sayıda ülkede enerji fırsatlarının olduğunun altını çizdi.

İki, üç yıl öncesine kadar bunların hiçbirinin gündemde olmadığını söyleyen Ahmet Mücahid Ören bugün durumun tamamen farklı olduğuna dikkat çekti. Özellikle İran Savaşı'nın bölgedeki dengeleri değiştirdiğine vurgu yaptı.

İşte Ören'in konuşmasından ve analizlerinden öne çıkan başlıklar:

'İKİ PARADİGMADA KIRILMA YAŞANIYOR'

"Burada olmak harika. Ayrıca Atlantic Council’ın bir yönetim kurulu üyesi olarak, bu yıl enerji forumumuzun tarihindeki en yüksek katılımı görmek gurur verici. Dünden beri iki ana temanın konuşulduğunu duyuyoruz: İlki talep, ikincisi ise enerji güvenliği haritası. Bu iki paradigma şu anda ciddi bir kırılma yaşıyor.

Mevcut petrol ve gaz krizinin talep boyutuna baktığımızda—Rusya-Ukrayna ile başlayan, şimdi de İran ve Hürmüz Boğazı ile devam eden süreçte tüm öngörüler arzın nasıl eski seviyelerine getirileceği ya da Katar gibi yerlerdeki tesislerde oluşan hasarlar nedeniyle arzın ne kadar gecikeceği üzerine kurulmuş durumda. Yani her şey mevcut coğrafi sınırlar ve limitler dahilindeki mevcut talebe cevap vermekle ilgili.

'YANIT UCUZ ELEKTRİĞİN ÜRETİLEBİLDİĞİ YERLERDE SAKLI'

Ancak şebeke üzerindeki yeni yük; ısınma, ulaşım ya da havayollarından gelmeyecek. Yeni yük bizzat 'bilişim' dünyasından gelecek. Çünkü güç talebi her 18 ayda bir ikiye katlanıyor. Her yıl küresel şebeke üzerine, Japonya'nın yıllık toplam tüketimi kadar yeni bir yük biniyor. Bu devasa talebin yanıtı mevcut geleneksel enerji coğrafyalarında değil; ucuz elektriğin üretilebildiği yerlerde saklı.

'ORTA ASYA MUAZZAM BİR POTANSİYELE SAHİP'

Yenilenebilir enerji ve hidroelektrik tam olarak bu ihtiyacın cevabıdır. Biz Orta Asya'dayız çünkü orası çok büyük, henüz el değmemiş ve muazzam potansiyele sahip bir pazar. Bölge ülkeleri de bu potansiyelin farkında. Orta Asya'da planlama aşamasında olan yaklaşık 43 gigavatlık hidroelektrik ve yenilenebilir enerji projesi var. Bizim faaliyet gösterdiğimiz ve devasa bir su kapasitesine sahip olan Kırgızistan'da, ülkenin mevcut kaynaklarının şu ana kadar yalnızca %16'sı hayata geçirilmiş durumda. Şu an orada planlanan, aşağı yukarı 10 gigavatlık hidroelektrik projesi bulunuyor.

İşte sektörün karşı karşıya olduğu bu devasa talebin çözümü burada yatıyor. Tabii ki petrol ve gaz bir yere gitmiyor, doğal gaz kaynaklı elektrik üretimi de belirli sınırlar dahilinde büyümeye devam edecek. Ancak yapay zekanın, veri merkezlerinin ve teknolojinin bu baş döndürücü ihtiyacını karşılamak için şebekenin kesintisiz, 7/24 baz yük (baseload) elektrik üretimine ihtiyacı var. Bunun yolu da inşaat yapmaya elverişli, güvenli bir iklim ve coğrafyada en ucuz enerji formunu üretmekten geçiyor. Biz tam olarak buradayız ve gelecekteki büyük büyümenin burada olacağını öngörüyoruz.

İki gündür panelde konuştuğumuz diğer tüm arz sorunları geleneksel sınırların içine sıkışmış durumda. Ancak bu bahsettiğim yeni bir ufuktur. Benim ifademle: Bugünün petrole olan talep neyse, yarın elektriğe olan talep o olacaktır. Bu yöne doğru çok büyük bir eksen kayması var.

Bence bir adım geriye gidip resmi bütün olarak görmek gerekiyor. Bahsettiğim bu faktörler nedeniyle bölgeye olan küresel ilgi ciddi şekilde arttı. Süreç, geçtiğimiz yıl Başkan Trump'ın Orta Asya ülkelerinin tüm devlet başkanlarını ağırlamasıyla başladı; yakın zamanda da biri Kazakistan'da, diğeri Kırgızistan'da olmak üzere iki C5+1 zirvesi gerçekleştirildi. Bunun neticesinde, DFC ve US Ex-Im Bank gibi ABD kurumlarının görev tanımları güncellendi ve stratejik odakları Orta Asya'ya kaydırıldı. Buna paralel olarak, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de geçen yılki toplantılardan birinde Orta Asya için büyük bir hibe ve teşvik programı açıkladı. Tüm bunların arkasında bölgenin sahip olduğu muazzam potansiyele olan inanç yatıyor.

Bizim merkez üssümüz olan Kırgızistan'ın Beyaz Saray ile yürüttüğü diyalog petrol ve gaz üzerine değil; ülkenin su kapasitesi, doğal kaynakları ile uranyum, altın ve diğer nadir toprak elementlerinin madenciliği üzerine şekilleniyor. Bu ülkelerin tamamı güneş ve rüzgarda müthiş bir potansiyele sahip. Özbekistan'ın rüzgar ve güneş enerjisinde gigavatlarca büyüklükte proje hattı var; benzer bir durum Kırgızistan ve diğerleri için de geçerli. Kazakistan ise petrol ve doğal gaz kapasitesi nedeniyle biraz daha farklı bir kulvarda.

Ancak büyüyen bu talep başka bir boyutu daha beraberinde getiriyor. Petrol ve gaz altyapısını bir yerden başka bir yere kolayca taşıyamazsınız. Fakat bu yeni enerji üretim kaynaklarının devreye alınma hızı göz önüne alındığında, veri merkezleri ve yapay zeka şirketleri fabrikalarını adeta elektriğin üretildiği yerin hemen yanına kuracaklar. Artık tek ihtiyaçları olan şey bir fiber optik hat, ya da gelecekte kendilerini coğrafi sınırlardan tamamen bağımsız kılacak uydu bağlantıları olacak.

Ayrıca Orta Asya'da, Kırgızistan'dan başlayıp tüm Orta Koridor boyunca uzanan CASA-1000 adında çok büyük bir bölgesel elektrik şebesi projesi var. Afganistan üzerindeki iletim hattı projesinin şu ana kadar neredeyse %80'i tamamlanmış durumda. Bu hat, bölgedeki elektrik üretim projelerini destekleyecek şekilde tüm coğrafya boyunca enerji iletimi sağlayacak. Batı perspektifinden bakıldığında, Orta Asya'ya olan ilgi giderek artıyor ve bu durum doğal olarak bölgeye yönelik yatırımları tetikliyor.

'FİNANSMAN KURULUŞLARININ MESAİSİ ORTA ASYA'DA GEÇİYOR'

Kalkınma finansmanı kuruluşlarının, ihracat-ithalat bankalarının ve özel sermayeyle birlikte çalışan diğer aktörlerle bizzat iletişim halindeyim; daha iki üç yıl öncesine kadar hiçbirinin resmi görev tanımında ya da gündeminde bu bölge yoktu. Ancak bugün durum çok farklı. Bahsettiğim tüm bu uluslararası kurumların yetkilileri artık mesailerinin çok büyük bir kısmını Orta Asya'da geçiriyor."

Kaynağa Git

İlgili Haberler