Ana içeriğe geç

İç talepteki yavaşlama mercek altında! Merkez Bankası PPK özetini yayımladı

Merkez Bankası, küresel jeopolitik risklerin emtia ve enerji fiyatlarında oynaklık yarattığı bir dönemde, yurt içinde kredi büyümesindeki yavaşlamaya ve iç talepteki dengelenmeye dikkat çekti. Enflasyonda kalıcı bozulma halinde para politikasının daha da sıkılaştırılacağı mesajını verdi.

İç talepteki yavaşlama mercek altında! Merkez Bankası PPK özetini yayımladı
Kanal 6
16
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) 11 Haziran tarihinde gerçekleştirdiği ve politika faizini yüzde 37’de sabit tuttuğu toplantıya ilişkin özetler kamuoyuyla paylaşıldı. Metinde, jeopolitik risklerin küresel ve yerel ekonomi üzerindeki etkileri, iç talepteki dengelenme süreci ve enflasyonun ana eğilimindeki son gelişmeler detaylı bir şekilde analiz edildi. İşte Merkez Bankası’nın kritik toplantısından öne çıkan başlıklar ve satır araları: KÜRESEL EKONOMİDE SAVAŞ GÖLGESİ VE FAİZ BEKLENTİLERİ Merkez Bankası, küresel ölçekte jeopolitik gerilimlerin ekonomik görünüme darbe vurmaya devam ettiğini vurguladı. Özellikle Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde 2026 yılı büyüme tahminlerinin aşağı yönlü güncellendiğini belirten banka, Türkiye'nin dış ticaret ortaklarının durumunu yansıtan küresel büyüme endeksinin 2026 için yüzde 1,7’ye çekildiğini, 2027’de ise baz etkileriyle yüzde 2,5’e toparlanacağını öngörüyor. Enerji ve emtia fiyatlarındaki oynaklığın küresel enflasyon risklerini canlı tuttuğuna dikkat çekilen metinde, gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz artırım yönündeki beklentilerinin güçlendiği ifade edildi. Bu durumun ve azalan risk iştahının, gelişmekte olan piyasalara yönelik portföy akımlarında oynaklık yarattığı belirtildi. PARASAL KOŞULLAR SIKILAŞIYOR, REZERVLERDE GERİLEME VAR Yurt içi finansal piyasalarda sıkılaşma adımlarının etkileri belirgin şekilde görülüyor. Kurul, nisan ve haziran ayları arasında bireysel krediler ile TL ve yabancı para ticari kredilerin büyüme hızında yavaşlama kaydedildiğini belirtti. Faiz cephesinde ise belirgin bir yükseliş grafiği var; Haziran başı itibarıyla TL mevduat faizleri yüzde 47,7’ye, ticari kredi faizleri yüzde 50,5’e, ihtiyaç kredisi faizleri yüzde 64,1’e ve konut kredisi faizleri yüzde 39,3’e ulaştı. Taşıt kredisi faizleri ise sert bir sıçramayla yüzde 45,9 oldu. TCMB, bu sıkı duruşu desteklemek adına Mayıs ayında zorunlu karşılık adımı atarak kredi büyüme sınırlarını aşağı çekmişti. Diğer taraftan, bankanın brüt uluslararası rezervleri nisan sonundan bu yana 11,6 milyar dolar azalarak 159,4 milyar dolara geriledi. Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS) 241 baz puan seviyesinde dengelenirken, hisse senedi ve DİBS piyasalarından toplamda 1,9 milyar dolarlık net portföy çıkışı yaşandı. İÇ TALEPTE KAN KAYBI SÜRÜYOR, BÜYÜME HİZMET SEKTÖRÜ ODAKLI Yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi yıllık yüzde 2,5, çeyreklik bazda ise yüzde 0,1 oranında sınırlı bir büyüme kaydetti. Büyümenin lokomotifi hizmet sektörü olurken, tarım sektöründe toparlanma, sanayi sektöründe ise gerileme görüldü. Kurul, ikinci çeyreğe ilişkin öncü verilerin iç talepteki zayıflamanın devam ettiğine işaret ettiğini bildirdi. Kartlı harcamalar ve otomobil satışlarındaki zayıf seyir ile firmaların geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerindeki düşüş bu durumu destekliyor. Sanayi üretiminin ana eğilimi de zayıf kalmaya devam ederken, istihdam piyasasında işsizlik oranı yüzde 8,2 ile yatay seyretti. CARİ AÇIKTA JEO-POLİTİK RİSKLER ETKİLİ Mart ayı itibarıyla yıllık birikimli cari açık 39,7 milyar dolar seviyesine yükseldi. Seyahat gelirlerinin 60,4 milyar dolarla güçlü seyrini korumasına rağmen, dış ticaret açığındaki gelişmeler etkili oldu. Mayıs ayında Kurban Bayramı tatili ve idari izinlere rağmen ihracatta güçlü bir artış gözlendi ancak lojistik maliyetlerin yükselmesi ve jeopolitik kırılganlıklar risk oluşturmaya devam ediyor. Merkez Bankası, nisan ve mayıs aylarında 12 aylık birikimli cari açığın bir miktar azalacağını öngörse de, jeopolitik şokların olumsuz etkilerinin yılın ikinci yarısında da hissedilebileceği uyarısında bulundu. ENFLASYONDA MAYIS YAVAŞLAMASI VE HAZİRAN ÖNGÖRÜLERİ Mayıs ayında tüketici fiyatları yüzde 1,71 artarken, yıllık enflasyon yüzde 32,61 oldu. Hizmet ve temel mal gruplarının enflasyona katkısı artarken, gıda ve enerji gruplarının katkısı azaldı. Özellikle ulaştırma hizmetlerinde akaryakıt fiyatları ve bayram etkisiyle son üç ayda yüzde 18,9’luk birikimli artış yaşandı. Yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 28, hizmet enflasyonu ise yüzde 41 seviyelerinde seyrediyor. Üretici fiyatları (ÜFE) ise küresel emtia fiyatlarının etkisiyle mayıs ayında yüzde 2,75 arttı ve yıllık ÜFE yüzde 28,93’e ulaştı. Merkez Bankası, haziran ayına dair öncü göstergelerin enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün süreceğine işaret ettiğini belirtti. Haziran ayında giyim sektöründeki indirimler, akaryakıt fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak ulaştırma fiyatlarındaki gevşeme ve gıdadaki yavaşlama ile daha ılımlı bir seyir bekleniyor. Ancak katılımcı anketlerinde yıl sonu enflasyon beklentilerinin bir miktar yükselmesi risk unsuru olarak kalmaya devam ediyor. FAİZDE "İHTİYATLI" VE SIKI DURUŞ MESAJI TCMB Para Politikası Kurulu, politika faizini yüzde 37’de, gecelik borç verme faizini yüzde 40’ta ve borçlanma faizini yüzde 35,5’te sabit tutma kararının arkasındaki felsefeyi yineledi. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Kurul, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma yaşanması durumunda para politikası duruşunun hiç tereddüt edilmeden sıkılaştırılacağının altını çizdi. Kredi ve mevduat piyasalarındaki gelişmeler yakından izlenirken, gerekmesi halinde makroihtiyati adımlarla likidite yönetiminin destekleneceği ve nihai hedefin orta vadede yüzde 5 enflasyon olduğu belirtildi.
Kaynağa Git

İlgili Haberler