Üniversitelerin mezuniyet törenleri genellikle coşku, sevinç ve keplerin havaya atıldığı anlarla hatırlanır ancak bu kez durum bambaşka oldu. İstanbul'daki tanınmış bir vakıf üniversitesinin töreninde açılan bir pankart, bir anda salonun atmosferini baştan aşağı değiştirdi. Bir grup öğrencinin gururla havaya kaldırdığı o yazının görünmesini engellemek isteyen diğer öğrenciler adeta bir etten duvar ördü.
Kameralara yansıyan o anlar, kısa sürede sosyal medyanın en çok tartışılan gündem maddelerinden biri haline geldi. Peki, ortalığı bir anda karıştıran o pankartta tam olarak ne yazıyordu ve işin içine Yükseköğretim Kurulu neden dahil olmak zorunda kaldı?
GÖRÜNMEZDEN GELİNMEK İSTENEN CÜMLE NEYDİ?
Türkiye'nin gözü kulağı bir anda Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin diploma heyecanının yaşandığı o salona çevrildi. Genç hukukçular meslek hayatlarına adım atmaya hazırlanırken, aralarından bir grubun açtığı pankart beklenmedik bir tepki dalgasının fitilini ateşledi.

Pankartta yer alan tarihi ve manevi mesaj, salondaki bazı öğrencileri rahatsız etmişti. Önce yazının kaldırılması istendi, bu talep karşılık bulmayınca işler daha da ilginç bir hal aldı. Pankartı açanların önünde dizilen bir başka öğrenci grubu, yazının okunmasını engellemek için barikat kurdu. O sırada cep telefonu kameraları kayıttaydı ve olay saniye saniye dijital dünyaya taşındı.
SALONDAKİ SESLER YÜKSELDİ
Olay sadece öğrencilerin kendi arasındaki bir gerginlik olarak kalmadı. Görüntülerde bir öğretim üyesinin duruma müdahil olup bazı kesimleri destekleyen ifadeler kullanması ve salondan yükselen alkış sesleri, tartışmanın boyutunu daha da büyüttü. Video internete düştüğü an, binlerce kişi tek bir sorunun peşine düştü: Bu engellenmek istenen mesaj kime, ne anlatıyordu?
Gelişmeler öylesine büyüdü ki, yetkili isimlerden art arda açıklamalar geldi. İstanbul Valisi Davut Gül, sosyal medya üzerinden yaptığı çok net bir açıklamayla konuya dahil oldu.
Bu hakikatin duyulmasını ve görülmesini engellemeye çalışanlar utansınlar. Barbarca eylemlerde bulunanlar, sadece kendi alınlarına büyük bir utanç yazdılar.
Hemen ardından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) harekete geçti. Üniversitelerin farklı inanç ve görüşlerin özgürce yaşandığı yerler olması gerektiğine güçlü bir vurgu yapan kurum, yaşanan bu müdahale girişimi hakkında resmi bir soruşturma başlattığını tüm Türkiye'ye duyurdu.
HERKESİN ARAŞTIRDIĞI O SURENİN HESABI
Olayın ardından arama motorlarında en çok merak edilen ve araştırılan konulardan biri, o pankarttaki cümlenin kökeni oldu. Öğrencilerin hukuk fakültesinden mezun olurken taşımayı seçtiği "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" cümlesi, aslında asırlardır adalet ve doğruluğun sembolü olan bir kaynaktan geliyordu.
Bu etkileyici mesaj, Kur'an-ı Kerim'in Hûd Suresi'nde yer alan tarihi bir çağrıydı. Uzmanların ve İslam alimlerinin de sıkça vurguladığı gibi, bu ifade sadece dini bir tavsiyeyi değil; inançtan sosyal hayata, ahlaktan adalete kadar hayatın her alanında tutarlı olmayı temsil ediyor.
Hûd Suresi'nin 112. ayetinde geçen bu cümlenin taşıdığı temel mesajlar ise şu şekilde özetleniyor:
Emredilen hak yolundan ve dürüstlükten asla sapmamak
Hak ve adalet ölçülerini ne pahasına olursa olsun aşmamak
Bireysel ve toplumsal düzende sınırları koruyarak adil bir yaşam sürmek
Genç hukukçuların adalet arayışına adım atarken seçtiği bu ayet ve karşılaştıkları görülmemiş tepki, belli ki daha uzun bir süre Türkiye'nin hafızasında ve vicdanında tartışılmaya devam edecek.