Küresel piyasalarda jeopolitik gerilimlerin etkisiyle rekor seviyelere ulaşan ons altın fiyatları, ikinci el lüks saat pazarında ezber bozan bir gelişmeye neden oldu. Altının ham madde değerinin inanılmaz yükselişi, Omega ve TAG Heuer gibi tanınmış markaların bazı modellerinin saat kimliğini kaybetmesine ve doğrudan eritilerek külçe altına dönüştürülmesine yol açtı. İkinci el piyasasındaki durgunluk ile altının önlenemez yükselişi arasındaki bu makas, yüksek saatçilik dünyasında şaşırtıcı bir dönemi başlattı.
SAAT OLARAK SATMAKTAN YÜZDE 35 DAHA KÂRLI
Sektör uzmanları ve altın tüccarları, özellikle yüksek üretim hacmine sahip markaların orta ve üst segment altın modellerinde eritme işlemlerinin hızlandığını belirtiyor. Bu ilginç tabloyu somut rakamlarla ortaya koyan İngiliz altın tüccarı Jon White, mayıs ayında kusursuz durumdaki 1970 üretimi 18 ayar bir Omega Constellation modelini eriterek külçe haline getirdiğini ifade etti. Bu saatin ikinci el müzayedelerindeki satış beklentisi 4.000 ile 4.500 sterlin arasında değişirken, eritildiğinde elde edilen saf altının piyasa değeri tam 5.750 sterline (yaklaşık 7.749 dolar) ulaştı. Bu işlem, saati bir koleksiyon parçası olarak satmak yerine hurdaya ayırmanın yüzde 35 oranında daha fazla kazanç sağladığını gözler önüne serdi.

SATILAMAYAN SIFIR SAATLER BİLE KÜLÇEYE DÖNÜŞÜYOR
Ekonomim'in aktardığı detaylara göre, ocak ayında 5.600 dolarla tarihi zirvesini gören ve günümüzde 4.200 dolar bandında dengelenen ons altın, geri dönüşüm sektörünü de ciddi şekilde hareketlendirdi. Dünya Altın Konseyi (WGC) verileri, yılın ilk çeyreğinde küresel altın geri dönüşüm hacminin yüzde 5 artışla 366 tona çıktığını gösteriyor. Watches of Switzerland’ın ikinci el iştiraki Analog Shift'in kurucusu James Lamdin, bu eritme furyasının sadece hikayesi olmayan eski modellerle sınırlı kalmadığını vurguluyor. İsviçre saat endüstrisindeki aşırı üretime dikkat çeken Lamdin, vitrinlerde alıcı bulamayan ve yüksek perakende değerini koruyamayan sıfır ayarındaki birçok saatin de doğrudan parçalanarak altın olarak değerlendirildiğini belirtiyor.
ROLEX VE PATEK PHİLİPPE FURYANIN DIŞINDA KALDI
Sektörü saran bu eritme dalgası elbette her lüks markayı kapsamıyor. Üretim sayılarını kısıtlı tutarak marka değerini ve bağımsızlığını koruyan Rolex ve Patek Philippe gibi devler, bu sürecin tamamen dışında kalmayı başarıyor. Lüks saat platformu Chrono Hunter yöneticisi Simon Lazarus, bu elit markaların ikonik modelleri için bekleme sürelerinin 2 ila 8 yıl arasında değiştiğine dikkat çekiyor. Bu saatlerin pazar değeri, barındırdıkları altının fiziki değerini katbekat aştığı için yüksek primlerle el değiştirmeye devam ediyorlar. Vontobel verileri de bu hakimiyeti kanıtlıyor; Rolex, küresel daralmaya rağmen 3.000 İsviçre frangı üzerindeki yeni saat pazarının yüzde 61'lik dilimini tek başına elinde tutarak rakipsizliğini koruyor. Buna karşın, Omega'nın vitrinden çıktığı anda değer kaybedebilen ana akım modelleri, altın fiyatlarının cazibesine yenik düşerek eritilme riskiyle baş başa kalıyor.