Ana içeriğe geç

Bayraktar TB3 korkusu büyüyor! Yunan basını itiraf etti: Dengeler değişecek

Bayraktar TB3'ün elektronik harp kabiliyetlerini değerlendiren Yunan basını, Türk savunma sanayisindeki gelişmelerin Ege'deki askeri dengeleri değiştireceğini itiraf etti. Haberlerde, bu kabiliyetlerin Yunan adalarındaki hava savunma ve komuta-kontrol sistemleri açısından ciddi güvenlik riski oluşturabileceği yönündeki uzman değerlendirmelerine yer verildi.

Bayraktar TB3 korkusu büyüyor! Yunan basını itiraf etti: Dengeler değişecek
Star Gazetesi
16

İsrail medyasının, Türkiye'nin savunma sanayisi alanındaki son hamlelerini mercek altına aldığı bir analiz, Yunan basınında geniş yankı uyandırdı. İsrail merkezli Maariv gazetesinde yayımlanan analize dayandırılan söz konusu değerlendirmelerde, Türk Deniz Kuvvetlerine ait TCG Anadolu amfibi hücum gemisinden havalanan Bayraktar TB3 SİHA'ların elektronik harp yetenekleriyle donatılmasının Ege'deki dengeleri kökten değiştirebilecek bir gelişme olduğu vurgulandı.

Maariv gazetesinde yayımlanan analizde, Türkiye'nin insansız hava araçlarının (İHA) geliştirilmesi, üretimi ve sahada konuşlandırılması konularında dünyadaki lider ülkelerden biri haline geldiğine dikkat çekildi.

Haberde, Türk Deniz Kuvvetlerinin gerçekleştirdiği 'Denizkurdu-2' tatbikatı sırasında, TCG Anadolu'dan havalanan bir Bayraktar TB3'ün, ASELSAN tarafından geliştirilen elektronik harp podları ile başarıyla görev icra ettiği hatırlatıldı. Söz konusu kabiliyetin Türk Donanmasına özellikle deniz harekatlarında yeni bir operasyonel esneklik kazandırdığı, Bayraktar TB3'ün yalnızca keşif ve vuruş değil, aynı zamanda aktif elektronik harp görevlerinde de kullanılabileceği belirtildi.

Analizde öne çıkan iki kritik elektronik harp sistemi şu şekilde sıralandı:

ANTIDOT 2-U/ES 100: Düşman radar ve elektronik sistemlerinin tespit edilmesine yönelik elektronik destek görevleri icra ediyor.

ANTIDOT 2-U/EA 200: Aktif elektronik taarruz kabiliyeti sunarak düşman radarlarını baskılama, haberleşme ağlarını felç etme ve elektronik altyapıları devre dışı bırakma kapasitesine sahip.

Daha önce bu tür hassas görevlerin insanlı deniz karakol uçakları ve helikopterlerle yapıldığı, ancak İHA entegrasyonu sayesinde personelin riskli bölgelere yaklaşma zorunluluğunun ortadan kalktığı ve podların hafifliği sayesinde havada kalış süresinin uzadığı aktarıldı.

YUNANİSTAN'DAN TÜRKİYE İTİRAFI

İsrail basınının bu analizini sayfalarına taşıyan Yunan kaynakları, söz konusu askeri yeteneklerin kendileri için ciddi bir güvenlik riskine dönüştüğünü itiraf etti. Yapılan değerlendirmelerde şu ifadelere yer verildi:

'Teorik olarak Türkiye, TCG Anadolu'dan havalanacak Bayraktar TB3'ler vasıtasıyla Ege'deki adalarımızda bulunan elektronik altyapıların önce yerini tespit etme, ardından da bunları imha etme kabiliyetine kavuşacaktır. Bu durum, adalarımızın sabit ve mobil radarlarını hedef alarak işlevsiz bırakacağından, hava savunmamız üzerinde son derece olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Aynı zamanda askeri birliklerin üst komutanlıkları ile olan komuta-kontrol ve muhabere ağlarında ciddi aksamalara yol açacaktır.'

Yunan uzmanlar, bu tehdide karşı adalarda acilen Bayraktar TB3 ve benzeri unsurların elektronik taarruzlarını engelleyecek karşı tedbir (elektronik harp) kademelerinin kurulması gerektiğini vurguladı.

AKINCI TİHA'YA HAVA SAVUNMA SİSTEMİ ENTEGRASYONU

Maariv'in analizinde Baykar'ın yeni projelerine de değinildi. Habere göre, Akıncı TİHA'ya gelişmiş hava savunma sistemlerinin entegre edilmesi planlanıyor. Projenin başarıyla tamamlanması halinde Türkiye'nin, insansız sistemlerle sadece taarruz değil, aynı zamanda hava savunma ve karşı önleme görevlerini de icra edebilen dünyadaki nadir ülkelerden biri konumuna geleceği ifade edildi.

NATO ZİRVESİ ÖNCESİ DİPLOMATİK HAMLE ARAYIŞLARI

Haberde, Türkiye'nin savunma sanayisinde ulaştığı bu seviyenin, yerli firmaların Avrupalı ortaklarla yapacağı iş birlikleriyle birlikte, Başkan Erdoğan'ın Türkiye'de düzenlenecek müteakip NATO Zirvesi'ndeki en büyük kozu olacağı yorumu yapıldı.

Türkiye'nin bu askeri gücünü kullanarak ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma eğilimi karşısında köprü rolü üstlenmeye çalışacağı ve kıta güvenliğinde lider aktör olarak kendini konumlandıracağı iddia edildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler