Dışişleri'nin Ocak 2002-Mayıs 2026 tarihleri arasında yaptığı 6 bin 929 Türkçe basın açıklamasının incelenmesiyle hazırlanan 'Türk Dışişleri’nin Dili: T.C. Dışişleri Bakanlığı Basın Açıklamalarının Söylem Analizi' raporu diplomatik dilde yaşanan değişimi ortaya koydu. Avrupa Birliği sürecine ilişkin kavramların kullanımında gerileme tespit edildi. 2007'de altı bültende geçen 'Katılım müzakereleri' ifadesi 2023 sonrasındaki açıklamalarda hiç yer almadı. 'İlerleme raporu' ifadesinin son kez 2015'te bir bültende geçtiği, 'Kopenhag kriterleri' ifadesinin ise 2003 yılındaki yedi kullanımın ardından fiilen söylemden kaybolduğu belirtildi.
SÖYLEMSEL PUSULA AB’DEN ORTA DOĞU’YA KAYDI
'Gümrük Birliği', 'müktesebat' ve 'tam üyelik' gibi kavramların da 2020’li yıllarda seyrek anmalara gerilediği kaydedildi. 2003-2005 yıllarında 'Brüksel' kelimesinin geçtiği bülten sayısı ile 'Kudüs' veya 'Gazze' ifadelerinin geçtiği metin sayısı eşitken 2024'te Kudüs veya Gazze bahsi 49 bültene çıktı. Rapora göre Dışişlerinin açıklama metinlerinde 2012–2018 arasında dayanışma/kardeşlik dili, 2010 sonrasında kınama/protesto dili ve 2014–2021 arasında endişe/uyarı dili hakim durumda. Çözüm ve uzlaşı dilinin en koyu yılları ise 2008–2012 aralığına, yani Babacan ve Davutoğlu’nun erken dönemlerine denk geliyor.

BAKANLARIN SÖYLEM PROFİLİ
Ali Babacan döneminde ‘çözüm ve uzlaşı’ dili yüzde 23,4 ile en yüksek seviyesine ulaştı. Ahmet Davutoğlu’nda dayanışma yüzde 29,8’e, kararlılık 17,6, normatif/hukuk 20,7’e yükseldi. Mevlüt Çavuşoğlu döneminde kınama yüzde 24,5, terör yüzde 22,8, endişe yüzde 30,1 oldu. Hakan Fidan döneminin erken verilerinde ise ‘egemenlik ve toprak’ dili tüm dönemler içindeki en yüksek değerlerine ulaştı.
PUSULA AVRUPA’DAN ORTA DOĞU’YA KAYDI
Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı rapor, Dışişleri Bakanlığı’nın diplomatik dilini mercek altına aldı. Buna göre; dış politikada son 25 yılda Avrupa’dan Orta Doğu’ya doğru yapısal bir kayma yaşandı. ‘Katılım müzakereleri’ ifadesi 2007’de 6 basın bülteninde geçerken 2023 sonrasında hiç yer almadı.
Ankara merkezli düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün Berçin Yiğitaslan tarafından hazırlanan “Türk Dışişleri’nin Dili: T.C. Dışişleri Bakanlığı Basın Açıklamalarının Söylem Analizi” raporunda ilginç veriler göze çarptı. Çalışma kapsamında Ocak 2002-Mayıs 2026 arasında Bakanlığın resmi internet sitesinde yayımlanan 6 bin 929 Türkçe basın açıklaması niceliksel ve niteliksel yöntemlerle incelendi. Raporda en dikkat çeken kısım; son 25 yılda yaşanan değişim oldu. Bulguların tamamı, Türkiye’nin diplomatik gündeminde Brüksel merkezli AB sürecinin ağırlığının azalırken, Orta Doğu ve özellikle İsrail-Filistin meselesinin öne çıktığını gösterdi. İşte raporda öne çıkan tespitler...
KINAMA YÜZDE 20,5
Bakanlık açıklamalarında en yaygın söylem “dayanışma ve kardeşlik” oldu. Bu dil, toplam bültenlerin yüzde 28,1’inde görüldü. İkinci sırada yüzde 25,3 ile “endişe ve uyarı”, üçüncü sırada yüzde 20,5 ile “kınama ve protesto” dili yer aldı.
Egemenlik ve toprak söylemi yüzde 4,6; hak ve iddia söylemi yüzde 3,9 oranında kaldı. Bu iki söylem ailesi daha çok; Suriye, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Mescid-i Aksa, Filistin, Ermeni iddiaları ve Batı Trakya Türkleri gibi belirli dosyalarda yoğunlaştı.,
Basın açıklaması hacminde 2008-2009 yıllarında yapısal bir sıçrama yaşandı. 2010 sonrasında yıllık bülten sayısı 275-435 bandına oturdu. En yüksek bülten sayısı 435 açıklamayla 2021 yılında kaydedildi. 2026 yılı, mayıs sonu itibarıyla 98 bültenle sınırlı kaldı. Bu tablo, Hakan Fidan döneminde daha seçici bir bülten üretimine işaret etti.
KELİME SAYISI AZALDI
2002 yılında medyan bülten uzunluğu 98 kelimeyken, 2025 yılında bu sayı 37 kelimeye geriledi. Bu değişim “Gerekçeli ve izahatı bol metinlerden neredeyse sosyal medya postu uzunluğunda standart açıklamalara evrilme” şeklinde değerlendiriliyor. Buna karşın bültenlerin taşıdığı diplomatik jest yükü azalmadı. Aksine daha kısa metinlerde daha yoğun biçimde yer aldı.
2004 yılında Bakanlık bültenlerinin yüzde 27,7’si AB süreciyle ilişkiliyken, 2024’te bültenlerin yüzde 28,7’si İsrail-Filistin meselesiyle ilgili hale geldi.
AB sürecine özgü teknik kelimelerin kullanımında da belirgin bir gerileme söz konusu. “Katılım müzakereleri” ifadesi 2007 yılında altı bültende geçerken, 2023 sonrasında Bakanlık açıklamalarında hiç yer almadı. “İlerleme raporu” son kez 2015’te bir bültende geçti. “Kopenhag kriterleri” ifadesi ise 2003’ün ardından fiilen söylemden kayboldu. Yine de AB ekseni tamamen ortadan kalkmadı ancak üyelik hedefiyle doğrudan ilişkili teknik kelime dağarcığı eski belirleyici konumunu kaybetti.
KUDÜS VE GAZZE ÖNE ÇIKTI
Sembolik şehirler üzerinden yapılan analizde de benzer bir tablo ortaya çıktı. 2003-2005 yıllarında “Brüksel” kelimesinin geçtiği bülten sayısı ile “Kudüs” veya “Gazze” ifadelerinin geçtiği bülten sayısı başa baş seyretti. Ancak 2023’te Kudüs veya Gazze bahsi 28 bültene yükseldi. 2024 yılında bu sayı 49’a ulaştı. Aynı dönemde “Brüksel” 5-8 bülten bandında kaldı. 2024-2025 yıllarında Bakanlığın bülten dilinde Kudüs ya da Gazze bahsi, Brüksel’den yaklaşık 6 kat daha fazla yer tuttu.
Fail olarak en çok kınanan devlet, 127 kınama ile İsrail oldu. İkinci sıradaki ABD’ye yönelik kınama sayısı sadece 12.
Irak, Afganistan, Pakistan ve Somali, Türkiye’nin en sık dayanışma gösterdiği ülkeler.
Ali Babacan döneminde “çözüm ve uzlaşı” dili yüzde 23,4 ile tüm dönemlerin en yüksek seviyesine ulaştı. Ahmet Davutoğlu döneminde dayanışma yüzde 29,8, kararlılık yüzde 17,6, normatif/hukuk yüzde 20,7 ve endişe yüzde 26,7 oranlarına yükseldi. Mevlüt Çavuşoğlu döneminde söylem, belirgin biçimde sertleşti. Hakan Fidan döneminin erken verilerinde, profil farklılaştı. Egemenlik ve toprak dili yüzde 6,1, hak ve iddia dili yüzde 5,5 ile tüm dönemler içindeki en yüksek değerlerine ulaştı. Buna karşılık dayanışma yüzde 21,2’ye, kınama yüzde 17,3’e geriledi. Rapora göre bu tablo, daha klasik devlet, uluslararası hukuk ve egemenlik söylemine doğru bir yönelimin işareti.