Ana içeriğe geç

"Türkiye'yi her türlü riske karşı hazırlıyoruz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Güçlüysem istediğimi yaparım, gibi bir anlayış maalesef dünyada hakim hale gelmiş. Savunma sanayimiz başta olmak üzere her türlü riske karşı da ülkemizi hazırlıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Türkiye'yi her türlü riske karşı hazırlıyoruz"
Yeni Akit Gazetesi
16

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Samsun İl Başkanlığı tarafından Samsun Büyükşehir Belediyesi Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon'da düzenlenen STK ve İş Dünyası Buluşması'na katıldı. Programın açılışında konuşan AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, katılımlarından ötürü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'a teşekkür etti. Sonrasında kürsüye çıkan Yılmaz, dünya ve Türkiye gündemi üzerine önemli açıklamalarda bulundu.

Dünya ekonomisinde değişmeler yaşandığının altını çizerek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dünya ekonomisi çok zorlu bir dönemden geçiyor. Dünyadaki büyümeler tarihi ortalamaların altında. Dünya ticareti bundan da daha kötü bir durumda. Geçmişte küresel, liberal, kurallara dayalı bir ekonomik ortam vardı. O ortamda genelde ticaret büyümenin çok üstünde gelişirdi. Büyüme işte yüzde dörtse ticaret yüzde altı artardı ortalama. Ama bugün geldiğimiz noktada büyüme aşağıya indiği gibi ticaret neredeyse büyümenin de altında bir gelişim sergiliyor. Korumacılık yükseliyor dünyada. Güç mücadelesi yükseliyor. Üretim büyük oranda Asya'ya kaymış vaziyette. Pandemi öncesi ve sonrası gelişmelere baktığınız zaman sanayi kapasitesi, imalat sanayi özellikle büyük oranda Asya'ya kaymış durumda. Çin neredeyse dünyadaki imalat sanayi kapasitesinin yüzde otuzunu tek başına temsil ediyor. Batıda ise sanayisizleşme dediğimiz bir süreç yaşanıyor. Hizmetlerin daha çok ön planda olduğu bir süreç yaşanıyor. Ama bir taraftan da yeni Amerika yönetimiyle Avrupa Birliği'ndeki yeni tartışmalarla farklı bir mücadelenin başladığını hep birlikte görüyoruz. Bazıları bunu kişisel özelliklerle de değerlendirebiliyorlar. Ben o kanaatte değilim. Tabii ki herkesin, her yöneticinin kendine göre özellikleri var. Renkli kişiliği olan yöneticiler var. Ama yapısal bir değişim, dönüşüm var. Dünya yeniden şekilleniyor adeta. Kartlar yeniden karılıyor. Böyle bir dünyadayız. Güç mücadelesi merkeze gelmiş durumda. Eskiden kurallar, hukuk, uluslararası kurumlar bir yere kadar etkili olabiliyordu. Ama şu anda güç mücadelesi her şeyin önüne geçmiş durumda. Güçlüysem istediğimi yaparım gibi bir anlayış maalesef dünyada hakim hale gelmiş durumda. Bunu siyasi meselelerde, gazetede de görüyoruz. Ekonomik meselelerde de görüyoruz. Dolayısıyla kıran kırana mücadele yaşanan bir dönemdeyiz dünya ölçeğinde. Bu da ekonomide belirsizlikleri arttırıyor. Riskleri yükseltiyor. Geçmişte sadece maliyet esaslı verilen kararlar artık güvenlik odaklı, dayanıklılık odaklı bazı tercihlere dönüşebiliyor. Dolayısıyla bunun farkında olmamız lazım. Buna göre kendimizi iyi konumlandırmamız lazım" diye konuştu.

Uluslararası arenada yaşanan olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin dünyaya göre 2 kat daha fazla büyüdüğüne dikkat çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Dünyada büyük bir teknolojik dönüşüm var. Yapay zeka başta olmak üzere bir taraftan da yeni teknolojiler, dijitalleşme, yeşil dönüşüm farklı bir gündem oluşturuyor tüm dünyada. Kalkınma stratejilerinin artık merkezine bu yeşil ve dijital dönüşüm gelmiş durumda. Daha sürdürülebilir bir yapı, enerjiyi daha verimli kullanan bir yapı, dijital teknolojileri her alana yapay zekayı uygulayan bir yaklaşım dünyada yine hakim hale gelmiş durumda. Dolayısıyla bu genel trendleri, genel gidişatı görerek ülkemizi, bölgelerimizi, şirketlerimizi konumlandırmamız gerekiyor. Biz de bu anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye olarak Türkiye ekonomisine kısaca baktığımızda pandemi öncesi ve sonrası bir tane rakam söyleyeceğim. Performansımızı bence gösteren önemli bir rakam. 2025 dönemi. Bakın bu altı yıllık dönemde dünya ekonomisi kümülatif olarak diyoruz. Birikimli olarak yüzde 18,8 oranında büyümüş. Altı yılda sadece yüzde 18,8 olmuş. Türkiye ekonomisi aynı dönemde 100 iken 134.8'e yükselmiş. Yani bizdeki kümülatif artış yüzde 34.8, dünyada 18.8 olmuş. Şimdi başarıyı neye göre ölçeceğiz? Her dönemin şartları var. Dünyanın çok iyi olduğu, bütün şartların iyi olduğu bir dönemdeki başarı kriteriyle böyle olmadığı bir dönemdeki başarı kriteri aynı olamaz. Dünyanın iki katı kadar aşağı yukarı son 6 yılda büyümüş, kapasitesini geliştirmiş bir Türkiye var. Özellikle sanayi alanında. Avrupa'da bazı ülkeler hala pandemi öncesi kapasiteye gelebilmiş değiller. Üretime ulaşabilmiş değiller. Sanayiden bahsediyorum. Bizdeyse neredeyse yüzde 30 kapasite ve üretim artışı söz konusu. İşte bunu kalıcı kılmamız, sürdürülebilir kılmamız ve verimli bir şekilde geleceğe taşımamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

Barıştan yana bir politika yürüttüklerini ancak her durum karşısında tedbir aldıklarını belirterek savunma sanayi yatırımlarından da bahseden Yılmaz, "Bu senede tabii çok önemli gelişmeler yaşandı. Bölgemizde büyük bir savaş yaşandı ve tahmin edilenin de ötesinde uzun süren bir savaş ortamı oldu. Bu ortam sadece insani maliyetler üretmedi. Ekonomik ve çevresel olarak da büyük maliyetler üretti. Dünya lojistiğini etkileyen, sadece bölgemizi değil, dünyayı etkileyen, küresel ekonomiyi etkileyen boyutlar kazandı. Petrol ve enerji fiyatları üzerinden, gübre fiyatları üzerinden, lojistik ve finansal maliyetler üzerinden tüm dünyayı etkileyen bir savaş ortamından geçiyoruz. İnşallah bu bir an önce sona erer. Türkiye Cumhuriyeti olarak etrafımızdaki bu ateşe karışmadığımız gibi, bulaşmadığımız gibi bunların bu ateşin sönmesi için diplomasinin tüm imkanlarını kullanıyoruz. Kullanmaya devam edeceğiz. Biz barıştan yana bir ülkeyiz. Ama bir taraftan da elbette savunma sanayimiz başta olmak üzere her türlü riske karşı da ülkemizi hazırlıyoruz. Güçlü bir şekilde konumlandırıyoruz. Sadece bölgemizde değil tüm coğrafyamızda, etrafımızda barıştan yana, diplomasiden yana bunu önceleyen bir tavır ortaya koyuyoruz. Bunu Kafkaslarda da yapıyoruz. Afrika'da da yapıyoruz. Kendi yakın coğrafyamızda da aynısını yapıyoruz. Buna mukabil istikrarsızlık üreten, kaos üreten, bunun üzerinden siyaset yapan ülkeler olduğunu da görüyoruz bölgemizde. Bunlar kazanamayacak inşallah. Türkiye Cumhuriyeti doğru bir politika yürütüyor. Cumhurbaşkanımızın tecrübeli, dirayetli yönetimiyle hem ülkemiz için hem bölgemiz hem de küresel barış için çok önemli çabalar sarf ediyor. Savaşın ekonomik maliyetleri de oldu. Burada da iki şey yaptık. Birincisi İran'la ilgili savaş etkilerini sınırlamaya çalıştık. Hemen başından itibaren finansal bazı tedbirler aldık. Enerji fiyatlarının iç dünyamıza, tüketicilere yansımasını sınırlamak için eşel mobil dediğimiz sisteme geçtik. Bütçe olarak gerçekten bu bedeli ödedik ama enflasyonist etkisini sınırlamış olduk savaşın. Büyüme etkisini de sınırlamış olduk bir taraftan. Çünkü hem büyümeyi aşağı çekiyor, enerji fiyatlarının yükselmesi, maliyetleri arttırıyor hem de enflasyonist etkisi var. Dolayısıyla bu fedakarlığı bütçemiz yapmış oldu. Gübrede yine benzer tedbirler aldık. İşte ihracatı yasakladık. İthalatı serbestleştirdik. Stoklarımızı değerlendirdik. Dünyada bu savaş nedeniyle açlık riskiyle karşı karşıya kalan ülkeler olacağı söyleniyor. Özellikle Sahraaltı Afrika sırf bu gübredeki meselelerden dolayı. Ama çok şükür Türkiye hem enerjide hem gübrede hem diğer girdilerde arz problemi yaşamadı. Arz sistemimizi son 20 yılda çeşitlendirdiğimiz için farklı kaynaklardan girdi temin eden bir ülke olduğumuz için de şanslıyız gerçekten. Fiyatlardan etkilendik belki ama bir arz sıkıntısı yaşamadı ülkemiz. En pahalı enerji malum olmayan enerji. En pahalı gübre olmayan gübre. Dolayısıyla böyle bir sıkıntı yaşamadı ülkemiz. Yaşamayacaktı Allah'ın izniyle. Fiyatlardan elbette etkileniyoruz. Onu da aşağıya çekmek için gayret ediyoruz. Etmeye devam edeceğiz. İnşallah güzel bazı sinyaller var son günlerde. Barışın sağlandığını, bölgemizde istikrarın güçlendiği bir dönemde görürüz. Bunun da tabii bu sefer tersine olumlu yansımalarını hep birlikte yaşarız diye inanıyorum" açıklamasında bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler