Erdoğan ve AKP ülkeyi 25 yıldır yönetiyor. Her yıl ülke daha da kötüye gitti. Bu süre içerisinde Türkiye; insan haklarından demokrasiye, ekonomik verilerden yolsuzluk endeksine kadar her başlıkta dünyanın en kötü ülkeleri arasına girdi. Bu başarı Erdoğan ve çalışma arkadaşlarına ait.
Şimdi çıkıp Saray’ın başdanışmanı Uçum, Erdoğan için bir ayrıcalık istiyor. Yeniden cumhurbaşkanı olması için “istisnai bir uygulama” talep ediyor.
Erdoğan’ın bir kez daha aday olup seçilmesini kim istiyor? Ülke dışında ABD, Trump ve bilumum otoriter liderler Erdoğan’ın bir kez daha aday olmasını istiyor. Türkiye’nin göçmen kampı haline gelip, ülkelerine geçişin önünü kesmesi için Avrupalı liderler de Erdoğan’ın başkanlığına ‘evet’ diyor.
Ülke içinde ilk sıraya patronları yazabiliriz. AKP’li yıllarda hiçbir krizden etkilenmedikleri gibi tüm zenginliklerin üzerine oturdular. Onlar için en iyisi tabii ki Erdoğan.
Cemaat ve tarikatlar AKP’den ve Erdoğan’dan vazgeçemezler. Bu süre içinde korunup kollandılar, zenginleştiler. Devletin tüm kademelerine yerleştiler.
Rant çevresi, kayıt dışı ekonomi severler de AKP’den vazgeçemez. Bir de tek özellikleri Erdoğan’a tam biat olan liyakatsiz bürokratlar Erdoğan’ın iktidarda kalması için mücadele eder.
Cumhur İttifakı içinde yer alıp iktidar nimetlerinden faydalanan başta MHP olmak üzere ortaklar vazgeçemez. Bugünlerde bunlara CHP içindeki bulandırıcıları (veya baltacıları)* da eklemek gerekiyor.
Alt alta yazınca liste uzun gibi gelse de 58 milyonluk bir ülkede tüm bu kesimlerin toplamı yüzde 15-20 bile etmiyor. Emekliler, işçiler, öğretmenler, kadınlar, gençler yani toplumun neredeyse tamamı “bıktık artık sizden” diyerek iktidara sesleniyor.
Halkını yoksullaştıran, sistemi yolsuzluk ve liyakatsizlik üzerine kuran, adaletsiz, köhnemiş bir düzeni hiçbir toplumsal kesime dayatamazsınız. Bugün yaptığınız gibi zorla, şiddetle bile kabul ettiremezsiniz.
Laf oyunları, göz boyamadan başka bir işe yaramayan projeleri, göstermelik çözüm süreci, muhalefet içindeki Truva atları... Hiçbiri iktidara yetmeyecek. Halkın değişim özlemi, bu konudaki iradesi her türlü ‘istisnayı’ elinin tersiyle itecek durumda.
Hiçbir koltuk, bir halkın geleceğinden büyük değildir. Saray duvarlarının arkasından yazılan ısmarlama senaryolar; sokağın gerçekleri, gençlerin, kadınların, adalete susamış milyonların iradesi karşısında erimeye mahkumdur. Bu ülkenin kaderini ayrıcalıklı bir azınlık değil, onuruyla direnen halkın iradesi belirleyecek.